Haber Detayı
Modern yaşamda uyku sorunları artıyor
Düzenli ve kaliteli uykunun beynin duygusal ve mantıksal dengesini koruduğunu belirten Uzman Psikolojik Danışman Fatma Kaya, uykusuzluğun ani öfke, dikkat dağınıklığı, motivasyon kaybı ve depresyon riskini artırdığını, özellikle ekranlardan yayılan mavi ışığın uykuyu ertelediğine dikkat çekerek, ruh sağlığı ile uyku arasında çift yönlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.
Modern yaşamın yoğun temposu ve teknolojik cihazların yaydığı mavi ışık, uykuyu olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, düzensiz ve kalitesiz uykunun sadece yorgunluk değil, öfke, dikkat dağınıklığı ve depresyon riskini de artırabileceğine dikkat çekiyor.
Sağlıklı bir uyku düzeni, zihinsel ve duygusal dengenin korunmasında kritik rol oynuyor.
Uzman Psikolojik Danışman Fatma Kaya, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, modern yaşamın ve teknolojik cihazların yaydığı mavi ışığın uykuyu olumsuz etkilediğini söyledi.
Kaya, düzensiz ve kalitesiz uykunun yalnızca yorgunluk değil, öfke, dikkat dağınıklığı ve depresyon riskini de artırabileceğine dikkat çekti. "Uyku, beynin duygusal ve mantıksal dengesini belirliyor" Uykunun beynin düzenleme mekanizmasında kritik bir role sahip olduğunu belirten Kaya, "Uyku, beynin düzenleme mekanizmasından sorumludur.
Kaliteli ve düzenli bir uyku, bu mekanizmanın sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlar.
Sağlıksız ve düzensiz bir uyku, beyinde bulunan amigdala bölgesini aşırı uyardığından dolayı, beynin daha çok mantıksal becerilerden sorumlu kısmını baskılar ve mantıksal becerilerin zayıflamasına neden olabilir.
İnsanlar bu açıdan daha duygusal tepkiler verebilir.
Küçük şeylere ani öfkelenme, duyguları yönetme noktasında zorlanma, motivasyon eksikliği, dikkat dağınıklığı, agresif tavırlar ve odaklanma problemleri gibi sorunlara yol açabilir" dedi.
Fatma Kaya "Uykusuzluk duygusal tepkileri artırıyor" Uykunun beynin denge merkezi olarak değerlendirildiğini vurgulayan Kaya, "Uyku, beynin denge merkezidir ve sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlar.
Sağlıklı ve düzenli bir uyku uyulduğunda, beyinde bulunan serotonin ve dopamin hormonları sağlıklı bir şekilde salgılanır.
Bu durum, depresyona yakalanma riskini azaltır.
Bu bölgelerin az çalışması ve hormon salınımının azalmasıyla birlikte kişilerde mutluluk ve haz odaklı duygular geri planda kalır.
Bunun sonucunda daha depresif, mutsuz, karamsar hissetme; enerjide azalma ve kendini yorgun hissetme gibi belirtiler ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. "Düzenli uyku depresyon riskini azaltıyor" Modern yaşamda uykunun sıkça ertelendiğine dikkat çeken Kaya, "Modern yaşamda en çok karşılaştığımız durumlardan biri de uykuyu ertelemedir.
Uyku bozuklukları ele alındığında, uykuya dalamamak ve uykuyu ertelemek olmak üzere iki farklı alanda gözlemlenebilir.
Uykuya dalamamak bir uyku bozukluğudur.
Uykuyu erteleme alışkanlığı ise günlük yaşamda mavi ışık olarak adlandırılan ekran maruziyetiyle ortaya çıkan bağımlılık sonucu, uykunun diğer alışkanlıklara tercih edilmemesiyle oluşabilmektedir." diye belirtti. "Mavi ışık uyku kalitesini olumsuz etkiliyor" Ekranlardan yayılan LED ve mavi ışığın beyne gündüz algısı verdiğini belirten Kaya, "Ekranların geneli LED ışık yaymaktadır.
LED ışık, gündüz ışığına benzer bir etki yaratır.
Bu ışıklarla meşgul olunduğunda beyin, "Henüz gece olmadı, gündüzdeyiz" mesajı verebilir.
Böylelikle kişi uykuyu erteleme ihtiyacı duyabilir.
Uyumak istendiğinde uykuya dalamamak bu noktada fark edilebilir.
Uyku kalitesinin azalması sebebiyle sabahları uyanamamak, yeterince uyuyamadığını hissetmek, enerjik hissetmemek ve yorgun kalkmak gibi problemlerle karşı karşıya kalınabilir.
Mavi ışık, LED ekranların yaydığı ve gündüz anlamını çağrıştırarak beyne uyku saatinin henüz gelmediği mesajını veren ışık türüdür." dedi. "Ruh sağlığı ile uyku arasında çift yönlü ilişki var" Ruh sağlığı ile uyku arasında çift yönlü bir ilişki olduğunu vurgulayan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı: "Ruh sağlığının bozulmuş olması, uykuya dalmayı etkileyebilir.
Aynı şekilde kaliteli bir uyku uyuyamamak da ruh sağlığını olumsuz yönde etkiler.
Bu durum çift yönlü bir etkileşimdir.
Stresli olunduğu anlarda vücut ve kaslar gergin olduğu için uykuya dalmak zorlaşabilir.
Zihinde sürekli düşünceler aktif hâlde olabilir.
Bu düşüncelerden biri, uykusuz kalındığında ertesi günün nasıl geçeceğiyle ilgili olabilir.
Zihinde geçen bu döngüler, bir çözüm arayışıyla devam edebilir.
Bunlar üzerinde fazla düşünmek ve zihinsel enerji harcamak, uykuya dalmayı zorlaştıran etkenler arasında yer alır." diye konuştu.