Haber Detayı
Dexter ve yeni dünya düzeni-1
Dexter ve yeni dünya düzeni-1
Tek kutuplu dünyanın ünlü bir dijital platform dizisi vardı: Dexter..
Tam 2000’li yılların sonunda tek kutuplu dünya masalını bilinçaltı mesajla kabul ettirme peşinde koşan ABD’nin öznel ahlaki dayatmasından söz ediyoruz.
Senaryo şöyle..
Babası terk ettikten sonra torbacılık yaparak iki evladını doyurmaya çalışan anne, narkotik tarafından devşirilir..
Bunu öğrenen çete de çocukların gözü önünde anneyi katleder.
Büyük çocuk yetiştirme yurduna verilir.
Küçük çocuk o kadar küçüktür ki bütün süreçten sorumlu narkotik polisi kuruma vermeye kıyamaz ve onu evlat edinir ve bir adli polis uzmanı olarak yetiştirir.
İşte o küçük çocuk Dexter..
Hayatı boyunca bilinçaltında tanık olduğu ölümle hesaplaşma durumunu yaşamaktadır..
Bununla baş etmek ve iç rahatlamayı sağlamak için de seri katilleri tespit eder ve bağlı olduğu polisten bağımsız şekilde infaz etmektedir..
Tam bir öznel ahlak gösterisi..
Hollywood’un tüm çocukluk ve gençlik yıllarımızda yaptığı gibi..
Kötüleri cezalandırma yetkisinin tekelini elinde tutan yasal makamlar yasanın eksikliklerine takılmaktadırlar..
Dexter’ın yaptığı bu süreçlere gerek kalmaksızın kendi adaletini yerine getirmek..
Böyle bir durumda nesnel hukuka ihtiyaç yok..
Hikâye çok tanıdık değil mi? ‘BİZİM ULUSLARARASI HUKUKA İHTİYACIMIZ YOK’ Bugün Trump şunu söylüyor: Bizim uluslararası hukuka ihtiyacımız yok..
Biz kötülüğe karşı savaşıyoruz..
Egemen seçilmiş devletin başındaki adamı kaçırıp tutsak edip bunu önce narkotik operasyonu sonra petrol operasyonu olarak adlandırıyor..
Grönland’ı istiyor, Rusya ve Çin’e karşı koruyorum diyor..
Filistin soykırıma maruz kalırken İsrail’i büyütmekten söz ediyor..
Sahi, madem “Rusya ve Çin’e karşı korumak” bir hukuka uygunluk nedenidir, biz neden kendi bölgemizdeki büyük NATO üyesi olarak 12 Adaları ve kuzeyinde yer alan adaları Rusya ve Çin’e karşı korumak için almadık?
Üstelik bizim daha iyi bir gerekçemiz de vardı: Adalar bize karşı birer askeri üs haline geldi..
Üstelik sadece genel hukuk değil, Lozan antlaşmasına da aykırı olarak..
Sözü nereye getireceğim..
Geçenlerde bölgedeki bağımsız ‘Kürt Devleti’ hayalinin son temsilcisi Mazlum Abdi bir itirafta bulundu: Amerika bizi sattı..
Sahi Amerika kim?
Dünya sahnesinde son 250-300 yıldır yer alan Dünya’nın öbür ucunda son 30 yıldır petrol veya başka kaynak gördüğü yere “demokrasi götürmeye çalışan” bir devlet..
Sen kimsin?
Diyorsun ki ben 1000-1500 yıldır bu topraklarda yaşayan bir milletim..
Öyleyse demek en az 1000-1500 yıldır sen de Türklerle, Araplarla, Süryanilerle, Acemlerle birlikte yaşıyorsun..
Ekmeğini bölüp, suyunu seninle paylaşan coğrafya kaderdaşlarına karşı kimden destek alıp hakimiyet kurmaya çalışıyorsun?
Son 250-300 yıldır var olan Dünya’nın öbür ucundaki devletten..
Asıl soruyu şimdi soralım mı: Kim kimi satmış?
Hatta gelin ikinci soruyu soralım bölgedeki insanlara..
Hâlâ bu adamların peşinden gidecek misiniz?
Açıkçası Dünya’nın öbür ucundaki kötü şöhretli gücün yerel vekili olarak savaşıyoruz diyen adamların peşinden gidecek kadar, coğrafyadaki kardeşlerinize karşı 200 bin tır dolusu silahı kuşanacak kadar aklınızı mı yitirdiniz, yoksa ihanet içinde misiniz?
Yoksa, bizim haberimiz olmadan yeni dünyanın Dexter’ı olarak tayin edilmiştiniz de son anda senaryodan mı çıkarıldınız?