Haber Detayı

İran’da dört cephe dört sonuç
Yazarlar hurriyet.com.tr
31/01/2026 06:39 (5 saat önce)

İran’da dört cephe dört sonuç

Tuhaf zamanlardan geçiyoruz.

Dünya çatışmalardan çatışmalara savruluyor.Gözler Ukrayna, İsrail, Venezuela derken kısa bir aranın ardından tekrar İran cephesine çevrildi.Peki, biz buraya nereden gelmiştik?Hatırlarsanız geçen sene haziran ayında İsrail, İran’ın nükleer tesislerine sürpriz bir saldırı gerçekleştirmiş yüksek rütbeli İranlı askerler ve bilim insanlarını hedef almıştı.Buna karşılık İran da balistik füzelerle karşılık verip İsrail kentlerini bombalamıştı.Başta İran’la bir çatışmaya girmeyeceği izlenimi veren Trump yönetimi ülkenin üç nükleer tesisine saldırarak 12 gün süren çatışmayı bitirmişti.Uzun yıllar süren velayet savaşları sonrasındaki kısa çatışmalarla İran defterine burada virgül koymuştuk.

Ancak ülkede bir ay önce esnaf tepkisiyle başlayıp rejimin zor yoluyla bastırmaya çalıştığı gösteriler nedeniyle bu defter tekrar raftan indi.Denklem oldukça karmaşık gözükse de İran’da şöyle bir tablo mevcut: ABD’NİN ÇOKLU ÇIKARI VE ÇEKİNCESİ BİR ay içinde ABD yönetiminin İran’daki protestolara odaklanmasını engelleyen iki gelişme yaşandı: Venezuela ve Grönland krizi.Şöyle ifade etmek de mümkün.

Trump yönetimi Latin Amerika ve Avrupa’yı şekillendirmeye çalışırken odak noktasını İran’dan biraz uzaklaştırdı.Trump’ın “Yardım geliyor” diye duyurduğu ABD donanması bu yüzden gecikmeli olarak yola çıktı.Ancak bu kısa sürede Amerikan söyleminde de bazı değişimler yaşandı.

Amaç göstericilere yardımdan “İran’ın nükleer programının hedef alınmasına” döndü.Oysa Trump, haziran ayındaki ABD saldırısının ardından İran nükleer programının on yıllarca geriye gittiğini ve kendini toparlayamayacağını söylemişti.

Buradan anlaşılıyor ki Trump yönetimi çoklu diplomatik baskıdan saldırıya bütün opsiyonları kullanmak istiyor.Fakat burada şöyle bir ikilemle karşı karşıya: Sınırlı bir saldırı, ABD açısından bir “vuruş gösterisi” sayılsa da içeride İran rejimini tahkim etmekten başka bir sonuca ulaşmıyor.

Topyekûn bir Amerikan saldırısı ise sonuçları açısından belirsiz bir risk.Burada ABD için yeni bir opsiyon masadayken stratejik saldırı olabilir.

Rusya’nın Ukrayna’da denediği bu taktiğe Trump yönetimi de sıcak bakıyor olabilir.Bugünlerde Washington cephesindeki ciddi strateji yayınlarına bakıldığında daha çok dile getirilen bu seçeneğe göre Trump diplomasiyi sürdürürken sınırlı bir saldırıyla yeni bir “nükleer anlaşma” koparma ve Obama dönemindeki “hatayı” telafi etmenin peşinde olabilir.

PROTESTOCULAR RUBİCON IRMAĞINI GEÇTİ Mİ?

ABD açısından bile belirsiz olan durum protestoların İran rejimine ne kadar zarar verdiği konusu.Resmi rakamlara göre hayatını kaybeden protestocuların sayısı 3 binin üzerinde.

Kısıtlı bilgi alabilen uluslararası sivil toplum kuruluşları ise bu rakamın en az iki katı olduğunu iddia ediyor. 6 bin ila 17 bin arasında sivil kayıptan bahsediliyor.Öte yandan son günlerde yaralananları tedavi eden bazı doktor ve sağlık gönüllülerinin de tutuklandığı iddiası var.

Bu da İran rejiminin 2019 ve 2022’deki gösterilere göre çok daha sert bir tutum aldığını, bir tutunma mücadelesinde olduğu iddialarını besliyor.İran’ın içinden yükselen seslere bakıldığında dış müdahalenin istenmediği sloganlar duyuldu.

Fakat son zamanlarda “yardım nereden gelirse gelsin” görüşünün de dillendirildiğini görüyoruz.Eski Roma’da her şeyi göze alıp dönüşü olmayan bir yola çıkanlar için “Rubicon ırmağını aşmak” tabiri kullanılır.

İran açısından yanıtını kimsenin bilmediği soru da bu.REJİMİN KADERİ VE ORTADOĞU DENGESİ VEKALET savaşlarında son dönemde çok yara alsa da İran rejimi içerideki birçok krizi zorla bastırmayı başardı.Bu süreçlerden “öldürmeyen yara kuvvetlendirir” düsturuyla çıksa da rejimin mevcut durumu bir soru işareti.

Ama güç her ne kadar Hamaney’in elinde gözükse de İran’daki Velayet-i Fakih sistemi hâlâ rejimin elindeki en büyük koz.ABD’nin olası saldırısı rejimin gücünü sınayacaktır.

Buna karşı İran’ın Ortadoğu’daki Amerikan üslerini ve İsrail’i vuracağı aşikâr.En sıkıntılı bu senaryoda test edilecek üç unsur var:- İran’ın askeri saldırı kapasitesi, İsrail’in vereceği karşılık ve diğer bölge ülkelerinin tutumu.- Olası çatışmanın boyutu ve süresi, İran rejimin gücü kadar Ortadoğu’daki aktörlerin tutumuna bağlı.- Burada kendini yalnız hisseden İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki trafiği vurarak çatışmayı genelleştirme ihtimali de olasılıklar arasında sayılabilir.DÖRDÜNCÜ CEPHE: DİPLOMASİNİN ŞANSI İRAN konusunda Türkiye’nin öncülük ettiği diplomasi masası en makul seçenek olarak karşımızda.İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Türkiye ziyareti ve Trump’ın ardından Pezeşkiyan ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiği bu yolda atılan adımlar.

Bu hatta bir yandan da İranlılar Ruslarla, Amerikalılar da Suudilerle temas halinde.

Sonuçlarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.Burada Trump’ın ve İran’ın diplomasiyi nasıl kullanacakları da soru işareti.Ancak Türkiye’nin, İran ve ABD’yi aynı hatta buluşturması aklı başında kimsenin yeni bir savaş istemediği bölgede birinci seçenek olarak değerlendirilebilir.

İlgili Sitenin Haberleri