Haber Detayı

BALATRO - A. Celal Binzet
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
04/02/2026 04:00 (3 saat önce)

BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Çoğu kez küçük düşürücü, alaysı amaçlı kullanılan kavram bir şekilde sanatta da kendini gösterince düşündürmedi değil...

Örneğin Picasso birkaç kez aynı konu üzerine resimler yapmıştı.

Adı Harlequin (1915) olan tablolarında ele alınan figür ve o kavram “Balatro” Türkçesiyle, “Soytarı”ydı.

Sanatçı, onun görünürdeki gülünç davranışlarının gerisinde yatan insan dramına bakmayı yeğlemişti mutlaka.

Konu yalnızca Picasso’yla sınırlı kalsaydı pek de sözünü etmeye değmeyecekti.

Ancak kaynaklara baktıkça sanıldığının tersine çok boyutlu bir oluşumun karşısında bulacaktık kendimizi.

Meslek olarak tarihte çok farklı kültürlerde yer bulan bir kavramdı soytarı.

Antik Roma’da “Balatro” adı verilen profesyonel bir soytarı ve palyaçonun varlığı kaynaklarda geçiyor.

Yaptıkları şakalar için ücret alıyorlar.

Ayrıca eğlendirdikleri zengin sofralarında kendilerine yer de veriliyor.

Anlaşılacağı gibi soytarılık öyle sıradan bir meslek değil.

Hemen hemen birçok kültürde rastlanabilir bu kişilere.

Osmanlı’daki sultanı eğlendiren dalkavukluk da aynı grupta değerlendirilebilir.

Batı yazınında en dikkat çekici örneklerden biri Shakespeare’in “On İkinci Gece” oyununda geçer.

Oradaki soytarı bir yerde şöyle seslenir: “..dostlarım beni övüp eşek yerine koyuyorlar.

Halbuki düşmanlarım eşek olduğumu açıkça söylüyorlar.

Böylece, efendim, düşmanlarımın yüzünden kendi kendimi daha iyi tanımak gibi bir yarar elde ediyorum.

Dostlarım ise beni ancak aldatıyorlar.” PİCASSO’NUN TABLOSU İlerleyen süreçte konuşmalarıyla karşısındaki soylu kişiden paralar koparacaktır o.

Soytarı olmak kolay değil, karşısına çıktığı yüksek tabakadan yöneticileri eğlendirmesi, onlara hoşça zaman geçirtmesi gerekiyor.

Sözler ve hareketler bu işin olmazsa olmazı.

Elbette bu tür davranışlar karşılıksız kalmayacaktır.

Kenarında yer aldığı sofrada yiyeceklerle karın doyurmak ve en önemlisi de para almak...

Arada politik işlev yüklenmek de işin cabası.

Gösteriyi izleyerek eğlenen üsttekiler için şöyle bir durum söz konusudur: Adları ne olursa olsun yöneticiler birer soytarıya sahiptir.

Sonuçta yönetici kişi de insan olduğuna göre bunaldığı anlarda sıkıcı sorunlarını unutup eğlenmeye gereksinim duyması son derece doğaldır!

Kısacası iki taraflı çıkar söz konusudur.

Birisi can sıkıntısını atlatırken diğeri yaptıklarıyla güldürmektedir.

Gösteriden sonra soytarının yalnız kaldığında dostlarının kendini aldattığının ayırdına varması zor olmasa gerek.

Bu arada yaptıkları karşılığında paralar kazanmıştır kuşkusuz.

Ama toplumun gözünde o hep aynı şekilde anılır artık.

Belki de bu kişilik yarılmasının yarattığı trajedi Picasso’nun dikkatinden kaçmadığı için tablosunu o kişiye adamıştır.

A.CELAL BİNZET

İlgili Sitenin Haberleri