Haber Detayı

Batı’nın yalanları ve Tayvan gerçekleri
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
06/02/2026 00:40 (3 saat önce)

Batı’nın yalanları ve Tayvan gerçekleri

Taipei, tıpkı Pekin gibi tam bir bisiklet dostu şehir. Şehirde on binlerce kamuya açık bisiklet bulunuyor. Yaklaşık 10 dakikalık bir yolculukla KMT Genel Merkezi’ne ulaştık. Bina kapalı olmasına rağmen, KMT yöneticisinin yaptığı birkaç telefon görüşmesinin ardından kapılar açıldı.

The Economist başta olmak üzere küreselleşmeci medyanın III.

Dünya Savaşı’nın potansiyel fitilinin ateşlenme yeri olarak gösterdiği Tayvan’daydım.

Ada üzerine yapılan tartışmalar genellikle Washington’un algı raporları, Batı medyasının sürekli iddia ettiği sözde “Çin tehdidi” ve “savaş kışkırtıcılığı” üzerinden yürütülüyor. 2 Ocak’ta Taipei’e ayak bastıktan sonra ocak sonuna kadar iletişim kurduğum insanlar ise, Batı medyasının savaş tamtamlarının tersini gösteriyordu.

Tayvan’ın yerel dinamiklerini anlamak için bunların dışına çıkıp Taipei sokaklarındaki günlük yaşamın ve siyasi kulislerin içine karışmak gerekiyor. 25 günlük Tayvan seyahatimde, Ada’nın iki ana siyasi gücü olan ana muhalefet partisi Guomindang (KMT) ve iktidardaki Demokratik İlerici Parti (DPP) mensuplarıyla bir araya gelerek, dışarıdan görünen “düşmanlığın” ötesindeki ince diplomasiyi gözlemleme şansı buldum.

BİSİKLETLERLE KMT GENEL MERKEZİ’NE Taipei’in tarihi ve turistik bölgelerinden biri olan Dongmen’de (Doğu Kapısı) iki KMT üyesiyle buluştuk.

Karşımdaki yöneticiler, oldukça varlıklı ailelerden geldiklerini belirtmelerine rağmen mütevazı yaşayan ve genç isimlerdi.

Akşam saat 6’dan 9’a kadar süren yemekte masadaki ana gündem, Pentagon’un Ada’ya yönelik silah satışlarının sözde gerekçesi olan “kirpi stratejisi” ve Amerikan kışkırtmalarıydı.

İlginç olan, bu yöneticilerden birinin 10 yılını ABD’de geçirmiş olmasına rağmen, Washington’un müdahaleci politikalarını açık yüreklilikle eleştirmesiydi.

KMT cephesinde (ya da en azından görüştüğüm kişilerde) şu görüş hâkim: Onlara göre DPP, “Amerika’nın Tayvan şubesi”.

Haksız da sayılmazlar. 25 gün boyunca DPP’ye yakın başta Taipei Times gazetesi ve TV organları; “İran rejiminin çökmesi gerektiğinden”, “Maduro’nun kaçırılmasının sözde ‘haklı’ sebeplerinden” bahseden manşetlerden geçilmiyordu.

Tayvan ana akım medyası Amerika’dan daha Amerikancı durumda maalesef.

Ayrıca ben Ada’dayken 12 milyar dolarlık ABD’den silah alımı anlaşması onaylandı ve DPP, 2026 yılında ABD’den yeni alımlar için yaklaşık 50 milyar dolarlık adeta bir “haraç” bütçesi ayrıldığını duyurdu.

Trump’ın ikinci dönem tekrar başkan seçilmeden hemen önce Bloomberg’e verdiği röportajdaki şu sözlerini hatırlayalım: “Tayvan Çin’e 130 km uzaklıkta.

Bize ise binlerce mil uzaklıktayız.

Ada’yı korumamız isteniyorsa bunun gereğini yapıp bize ödeme yapmalılar!” Xİ İLE GÖRÜŞME OLACAK MI?

Aydınlık Gazetesi adına görüştüğüm KMT yöneticisine, sohbetimiz sırasında KMT Genel Başkanı’nın son dönemdeki “Xi Jinping ile görüşme isteği” konusunu açtığımda aldığım yanıt, siyasi realitenin sert bir özeti gibiydi: “Sence aynı mevkideler mi?

KMT şu an Tayvan’ı yönetmiyor; Xi, yönetimi elinde tutmayan biriyle neden masaya otursun?” Son gelen haberlere göre KMT ile ÇKP görüşecek.

Ancak görüşme şubat sonlarına ertelenmiş duruyor.

Neyse görüşmeye dönelim.

Yemek konusunda biz Türkler gibi ısrarcılar, dört ayrı yerde enva-i çeşit yerel yemekler denedik.

Yemekten sonra, KMT Genel Merkezi’nin, yemek yediğimiz yere çok yakın olduğunu söylediler ve bisikletle geçmeyi önerdiler.

Sanırım Pekin’de sürekli bisiklet sürdüğümü söylediğim için bu öneri geldi.

Gece ışıklarında bisikletlerimize atladık.

Taipei de tıpkı Pekin gibi tam bir bisiklet dostu şehir.

Şehirde on binlerce kamuya açık bisiklet bulunuyor.

Yaklaşık 10 dakikalık bir yolculukla KMT Genel Merkezi’ne ulaştık.

Bina kapalı olmasına rağmen, KMT yöneticisinin yaptığı birkaç telefon görüşmesinin ardından kapılar açıldı ve ana girişi görmeme izin verildi.

Bu jest, Pekin’den gelen bir Türk’e duyulan güvenin ve misafirperverliğin önemli bir göstergesiydi.

Binanın yeni hizmete sunulduğunu, eski tarihi binanın kendilerine yetmediğini anlattılar.

RAOHE GECE MARKETİ’NDE BULUŞMA Gecenin en ilginç anı ise KMT’li dostlarımın “İktidar partisi DPP’den isimlerle de görüşmek ister misin?” teklifiydi.

Seve seve kabul ettim.

Başta Pekin’de yaşadığımı gizlememi tavsiye etseler de kısa bir tereddüt ve birkaç yeni telefon görüşmesinin ardından dürüstlüğün en iyi yol olduğuna karar verildi.

Taipei’in meşhur Raohe Gece Marketi’ndeki bir restoranda, aralarında bir devlet çalışanı ve Tayvan’ın en büyük bankalarından birinin yöneticisinin bulunduğu iki DPP’li ile buluştuk.

Masada hem KMT hem DPP destekçileri vardı.

İlk dakikalardaki gergin atmosfer, sömürge geçmişinden miras kalan İngilizce ile başlayıp sohbet derinleşince kısa sürede Çinceye döndü.

İki saat boyunca, normalde birbirine “düşman” gözüyle bakan bu iki partinin mensuplarıyla Türkiye’yi, Çin anakarasındaki yaşamı, ABD’nin Asya-Pasifik stratejisini ve post-liberal dünya düzenini konuştuk.

Sadece siyaset değil; spor, kültür ve Pekin’deki günlük hayat da masadaydı.

Elbette bol bol İstanbul ve Kapadokya’yı sordular.

Aydınlık Gazetesi olarak kendilerini Türkiye’de ağırlamaktan mutlu olacağımızı ilettim.

SİYASETİN ÖTESİNDEKİ BAĞ ABD burada çok etkili.

Bir anlamda iki aynı ama aynı zamanda bazı farklılıklar da içeren Çin gördüm.

Elbette Anakara ve Ada birbirinden ayrılmaz bağlara sahip.

Yani ABD bir yere kadar başarılı olmuş diyebiliriz.

Ötesine gücü yetmez.

DPP destekçisi yöneticiler sık sık Makao ve Hong Kong’a gittiklerini, Çin Anakarası’yla bağlarını koparmadıklarını belirttiler.

Hatta gelecekte Pekin olmasa bile bu bölgelerde yeniden buluşma sözü verdik.

Onlar beni tekrar Tayvan’a, ben de onları Türkiye’ye davet ettim.

İki rakip parti yöneticilerinin sohbetlerinde şahit olduğum şey, kışkırtılan çatışma senaryolarının aksine, Ada’nın kendi içinde yürüttüğü ince bir denge siyasetiydi.

Birbirine zıt görünen tarafların aynı masada yemek yiyebilmesi, jeopolitik büyük dönüşümlerin ortasında insanî ve kültürel bağların ne kadar dirençli olduğunun kanıtıydı.

Tayvan halkı, okyanus ötesinin kumar masasında bir “piyon” olmaktan ziyade, barışçıl ve sağduyulu bir geleceğin kapısını aralamaya çalışıyor.

Trump’ın Atlantik ittifakı içerisinde müttefiklerini bile tehdit eden faaliyetleri, Ada’da önemli bir kırılmanın eşiğinde olunduğunun gösteriyor.

Siyasi kırılma: DPP ve Tayvan kimliği politikası Tayvan’ın bugünkü siyasi gerilim hattının merkezinde, 1986 yılında kurulan Demokratik İlerici Parti (Democratic Progressive Party-DPP) yer alıyor.

KMT’nin 1949’dan itibaren Ada’da sürdürdüğü sıkıyönetim ve sözde “gerçek Çin” iddiasına bir tepki olarak doğan DPP, Ada’daki siyaseti “Anakara ile birleşme” ekseninden daha ABD merkezli, liberal ama bir o kadar da “Tayvan milliyetçiliği” eksenine kaydırıyor.

KMT’nin kendisini Çin’in meşru temsilcisi sayan geleneksel çizgisine karşın DPP kendisini, Tayvan’ın Anakara’dan kültürel ve siyasi olarak kopuşunu temsil eden bir ideolojik zemin üzerine inşa etti diyebiliriz.

DPP’nin ABD, özellikle de küreselleşmecilerle bağları oldukça güçlü.

Ada’da Çin ve ABD’yi çatışmanın eşiğine getiren Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Ada’ya 2022’deki ziyareti de bu bağdan ötürü ve Pekin’e karşı bir mesaj olarak yapıldı.

Fakat son dönemde DPP zor durumda.

Büyük şehirleri ve Meclis çoğunluğunu kaybettiler.

Yine de genel seçimleri (oyları hayli düşse de) kazanmayı başardılar ve “Devlet Başkanı” olarak Lai Ching-te’yı seçtirebildiler.

Ziyaretimde iktidar partisi DPP ve ana muhalefet partisi Guomindang yöneticileriyle uzun uzadıya görüştüm.

İki partinin de genel merkezlerine gittim ancak DPP binasına saat geç olduğu için giremedim.

KURGULANMIŞ KORKU GERÇEK SÜKÛNET Tekrar etmekte fayda var, Tayvan’da geçirdiğim süre boyunca en çok dikkatimi çeken unsur, Ada’daki yaşamın sükûnetiydi.

Washington merkezli düşünenlerin raporlarına kalsanız, Taipei semalarında her an sirenlerin çalacağını sanırsınız.

Oysa Tayvanlıların nabzı bambaşka atıyor.

Ada’nın 900 milyar dolara yakın milli hasılası var ve kişi başı milli gelir 38-39 bin dolar civarında.

Halk ekonomik olarak rahat.

En büyük ticaret ortağı ise Çin Halk Cumhuriyeti.

Tayvanlıların büyük çoğunluğu için Çin Halk Cumhuriyeti, her an saldıracak bir “canavar” değil; binlerce yatırımın, aile bağının ve ortak tarihin aktığı eski Anayurt.

Tayvan’ı Demokratik İlerleme Partisi (DPP) yönetiyor.

Medya organlarının çoğunluğu Batı ve ABD ne derse aynısını hatta daha fazlasını tekrar eden yapıda.

Bu nedenle Taipei’in en yüksek yapısı olan “101” isimli binaya 7 Ekim olaylarından sonra İsrail bayrağı asacak kadar fütursuz bir Batıcılık mevcut… YARIN: Tayvan’da hayat, halkın nabzı ve güncel meselelere bakış

İlgili Sitenin Haberleri