Haber Detayı

Dünya edebiyatı geri çekildi ama…
Cemil gözel aydinlik.com.tr
08/02/2026 16:27 (3 saat önce)

Dünya edebiyatı geri çekildi ama…

Dünya edebiyatı geri çekildi ama…

Dünya edebiyatı kavramı 19. yüzyılın hümanizmi ile tarihsel materyalizmin kesişiminde doğdu.

Goethe’nin hümanizmi ile Marx ve Engels’in kapitalizme yönelik tespitleri, ulusal sınırları aşan bir edebiyat tezini besledi.

Ancak yüzyılımızda dünya edebiyatı kavramı pek kullanılmıyor.

Bunun üç belirleyici nedeni var bana göre.

Birinci neden Dünya edebiyatı, Goethe, Marx ve Engels’in işaret ettiği anlamıyla, kapitalizmin yarattığı bir olgu olarak doğmuştu, tarihsel bakımdan doğruydu.

Çünkü sanayi kapitalizmi, sınıf çelişmeleri, benzer toplumsal altüst oluşlar farklı ülkelerde eşzamanlı yaşanmıştı.

Roman, bu sarsıntılı dönemim edebi türü olarak gelişti ve merkezinde insanın tarih içindeki eylemi vardı.

Bu yüzden dünya edebiyatı, ulusal edebiyatların üstünde, ama onlardan kopmadan yükselen bir kavramdı.

Fakat kapitalizm emperyalistleşti.

Avrupa işçi sınıfı sömürüden pay alarak sistemiçileşti.

Böylece ortak tarih duygusu zayıfladı.

Kapitalizm hâlâ küresel ama deneyimler farklılaştı.

Eşitsizlikler derinleştikçe dünyalar ayrıştı. 19. yüzyılda bir Fransız işçinin, bir Alman aydının, bir İngiliz romancının yaşadığı çelişkiler birbirine benzerdi.

Bugün insanlar, aynı tarihsel zamana bile ait değilmiş gibi yaşıyor.

Ortak insan deneyimi dağılınca, onu kavrayacak dünya edebiyatı fikri de zemin kaybetti.

İkinci neden Edebiyatın dolaşım biçimi değişti.

Dünya edebiyatı bir tarih bilincine yaslanıyordu.

Bugün baskın olan şey piyasa dinamikleridir.

Yayıncılık, çeviri, ödüller, festivaller; edebiyatı dünya ölçeğinde dolaştırıyor ama bu dolaşım, insanlığın ortak meselelerinden çok satılabilir temalara dayanıyor.

Böylece dünya edebiyatı yerini daha teknik bir dile bırakıyor: Uluslararası, küresel, transnasyonal edebiyat.

Bunlar lojistik kavramlardır.

Üçüncü neden Emperyalizm ulusal olanı itibarsızlaştırdı.

Dünya edebiyatı fikri, ulusal edebiyatlardan genel insansal olana ulaşmayı içeriyordu.

Ulusal deneyimler, dilin ve halkın içinden geçerek, genel insanlık durumlarına bağlanıyordu.

Bugün ise bu ilişki tersine çevrildi.

Emperyalizmin kültürel hiyerarşi kurma biçiminin bir sonucu olarakulusal, giderek “taşralı”, “geri”, “içe kapalı” ya da “aşılması gereken” bir yük hâline geldi.

Merkez, kendini evrensel ilan ederken çevreye ancak kendi özgüllüklerinden arındığı ölçüde görünürlük tanıyor: Ulusal olan, bu düzende bir engel olarak kodlanıyor; törpülenmesi, seyreltilmesi, hatta mümkünse görünmez kılınması gerekiyor.

Bugün evrensellik, ulusal olanı “genel insansal olan”a doğru derinleştirmek değil, ondan mesafe almaktır.

Bir metnin dünyaya açılması çoğu zaman kendi tarihsel bağlamından, dilinden, insanlığın gerçek dertlerinden soyunması anlamına geliyor, dolaşıma uyumlu olabilmesi için.

Ulusal olanın itibarsızlaştırılması, edebiyatı avrupamerkezci normlara bağımlılaştırdı.

Dünya genelinde tek tip “evrensel anlatı tonu” üretildi.

Bu tonu her yerde tanımak mümkün ama o tek bir yere ait.

Öyleyse bugün ulusal edebiyatı küçümseyen her yaklaşım, farkında olsun ya da olmasın, bu bağımlılığa bina oluyor.

Çünkü evrensel olan, ulusal olanın tarihsel derinliği içinde filizlenir.

YENİ SORUMLULUKLAR Bana şöyle geliyor: Bütün bu süreçlerin sonunda dünya edebiyatı kavramının geri çekilmesi, edebiyata yüklenen tarihsel iddiayı daraltmadı.

Tersine, edebiyatın bugün daha ağır ve daha karmaşık sorumlulukları var.

Çünkü artık edebiyat, kendisini taşıyan kavramların koruyucu şemsiyesi olmadan, doğrudan tarihsel parçalanmışlığın ortasında dikilmek zorunda.

Dünya edebiyatı fikrinin güçlü olduğu dönemde, edebiyatın tarihsel işlevi görece berraktı: insanlığın ortaklaşan deneyimlerini göstermek, ulusal olanı “genel insansal olan”a taşımak.

Bugün ise ortaklık dağıldı, tarih farklı hızlarda akıyor, deneyimler keskin biçimde ayrıştı.

Bu durumda edebiyatın görevi basitleşmedi, ağırlaştı.

Artık mesele dağılmış olanı estetik düzlemde yeniden kurabilmektir.

Bugünün edebiyatı, küresel piyasanın sunduğu hazır dolaşım kanallarına rağmen insanlığın ortak kaderini kendiliğinden yakalayamaz.

Yeni bir kavrayışa ihtiyacı var.

İlgili Sitenin Haberleri