Haber Detayı

İran-ABD Gerilim Hattı Altın mı Bitcoin mi?
Doğan akdeniz aydinlik.com.tr
09/02/2026 00:00 (3 saat önce)

İran-ABD Gerilim Hattı Altın mı Bitcoin mi?

İran-ABD Gerilim Hattı Altın mı Bitcoin mi?

Küresel ekonomi bazen rakamlarla değil, psikolojiyle yön değiştirir.

Son dönemde İran-ABD geriliminin yeniden yükselmesi, enerji hatlarına ilişkin risklerin konuşulması ve belirsizlik atmosferinin genişlemesi, piyasaları bir kez daha güven arayışına itti.

Tam da bu sırada birbirini tamamlayan ama farklı dünyaları temsil eden iki yatırım aracı yeniden tartışmanın merkezine yerleşti: altın ve Bitcoin.

Bu tartışmayı yalnızca finansal bir rekabet olarak görmek eksik kalır; aslında bu, dünyanın nereye doğru evrildiğinin bir göstergesi.

Jeopolitik gerilimler arttığında yatırımcı davranışı neredeyse refleks haline gelmiş bir kalıba girer.

Riskten kaçış başlar.

Bu nedenle İran ile ABD arasında artan tansiyon, Hürmüz hattına ilişkin senaryolar ve bölgesel kırılganlıklar piyasada ilk olarak altını yukarı taşırken kripto tarafında dalgalanmaları artırdı.

Bu tabloyu daha da belirgin hale getiren bir diğer gelişme ise ABD’den gelen ekonomik verilerin dahi belirsizlikten etkilenmesi oldu.

Normal şartlarda her ay açıklanan ve ABD’de tarım, kamu ve kâr amacı gütmeyen bazı sektörler dışındaki tüm istihdam artışını ölçen tarım dışı istihdam verisi; ekonomik büyümenin, tüketimin ve faiz politikalarının yönünü belirleyen en kritik göstergelerden biri kabul edilir.

Ancak hükümetin kısmi kapanması nedeniyle bu verinin toplanamaması ve açıklanamaması, piyasalarda “dünyanın en büyük ekonomisinin bile veri akışında aksamalar yaşayabildiği” yönünde sembolik bir kırılma yarattı.

Bu durum yalnızca teknik bir gecikme değil, küresel ölçekte güven algısını zedeleyen bir gelişme olarak yorumlandı.

Çünkü dünya ekonomisinin nabzını tutan bu verinin dahi aksaması, sistemin ne kadar hassas ve kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteren güçlü bir mesaj niteliği taşıyor.

BELİRSİZLİK DÖNEMLERİNDE İLK TEPKİ: ALTINA KAÇIŞ Tarihsel olarak bakıldığında her kriz döneminde ilk yöneliş altına olmuştur. 1979 İran Devrimi, 1991 Körfez Savaşı, 2008 finansal çöküş ve pandemi süreci… Hepsinde ortak bir davranış kalıbı gözlendi.

Belirsizlik büyüdükçe insanlar somut değere yöneldi.

Bugün Türkiye’de kuyumcularda yaşanan tablo da bu refleksin güncel bir yansıması.

Pek çok yerde yatırım amaçlı gram altının bile bulunamaması, yalnızca bir talep patlaması değil, toplumsal bir güven arayışının göstergesi.

Altın burada sadece bir yatırım aracı değil; bir tür psikolojik sigorta.

Elde tutulabilen, somut, tarih boyunca değerini korumuş bir varlık.

İran-ABD hattındaki her gerilim cümlesi, her petrol senaryosu, her diplomatik restleşme altına yönelen talebi biraz daha artırıyor.

Çünkü bu tür dönemlerde insanlar geleceği değil, hayatta kalmayı satın alır.

BİTCOİN’İN SERT SINAVI: GÜVEN Mİ RİSK Mİ?

Aynı dönemde kripto tarafında bambaşka bir hikâye yazılıyor.

Bitcoinin, yaklaşık 73–74 bin dolar bandındaki zirve seviyelerinden 60 bin dolar seviyesine gerileyerek yaklaşık 15 ayın en düşük seviyelerini test etmesi, bu varlığın hâlâ riskli yatırım kategorisinde görüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Jeopolitik stres arttıkça yatırımcıların önemli bir bölümü dijital varlıklardan çıkarak daha güvenli limanlara yöneliyor.

Bu durum, Bitcoin’in zayıfladığı anlamına gelmeyebilir; fakat karakterinin farklı olduğunu açık biçimde gösterir.

Altın, kriz dönemlerinde güç kazanırken Bitcoin, daha çok uzun vadeli sistem değişimi beklentisiyle değer buluyor.

Yani biri korkunun, diğeri ise geleceğe dair beklentinin varlığı.

Bu ayrım aslında çok daha derin bir kırılmayı işaret ediyor.

Dünya iki farklı güven anlayışı arasında bölünüyor.

Bir taraf fiziksel değere inanıyor, diğer taraf dijital sistemin kaçınılmaz yükselişine.

TÜRKİYE’NİN REZERV HAMLESİ VE İÇ GÜVEN REFLEKSİ Bu küresel tabloyu Türkiye açısından önemli kılan bir başka veri ise Merkez Bankası rezervlerindeki artış oldu.

Toplam rezervlerin üst üste üçüncü hafta da rekor kırarak 218,2 milyar dolara yükselmesi, içeride farklı bir güven stratejisinin devrede olduğunu gösteriyor.

Rezerv biriktirmek, aslında bir ülkenin ekonomik kalkanını güçlendirmesi anlamına gelir.

Dışarıda jeopolitik risk artarken içeride rezervlerin güçlenmesi, finansal istikrar açısından kritik bir güven mekanizmasıdır.

Bu nedenle, vatandaşın altına yönelmesi ile devletin rezerv artırması arasında görünmeyen bir paralellik vardır.

Biri bireysel güven arayışı, diğeri kurumsal güven politikasıdır.

Tam da bu noktada tablo daha anlamlı hale geliyor.

ABD’de ekonomik veri akışı bile kesintiye uğrarken Türkiye’de rezervlerin artması, altın talebinin yükselmesi ve küresel ölçekte Bitcoin’in baskı altında kalması aslında tek bir hikâyenin farklı parçalarıdır: dünya yeniden belirsizlik dönemine giriyor.

GÜVENİN ADRESİ DEĞİŞİYOR Bugün yaşananlar sadece bir piyasa hareketi değil, sistemsel bir dönüşümün işaretleri.

İran-ABD gerilimi gibi krizler yalnızca enerji fiyatlarını veya borsaları etkilemez; insanların paraya, devlete ve geleceğe bakışını da değiştirir.

Altın, devletlerin ve krizlerin varlığıdır.

Bitcoin ise sistemden bağımsız yeni bir finansal düzen arayışının sembolü.

Bu yüzden biri kısa vadede güven verirken, diğeri uzun vadede alternatif sunar.

Türkiye’de kuyumcularda altın bulunamaması ile küresel piyasalarda Bitcoin’in sert dalgalanması aslında aynı sorunun farklı cevaplarıdır: İnsanlar neye güvenmeli?

Fiziksel değere mi, dijital geleceğe mi?

BUNDAN SONRA NE OLABİLİR?

İran-ABD hattındaki gerilim sürerse altına yönelişin devam etmesi şaşırtıcı olmayacak.

Özellikle enerji geçiş yollarına dair riskler arttıkça altın daha da ön plana çıkabilir.

Bitcoin tarafında ise dalgalı ama potansiyelini koruyan bir seyir öne çıkabilir.

ABD’de ekonomik verilerin aksaması, jeopolitik risklerin artması ve küresel finans sisteminin kırılganlığının daha görünür hale gelmesi, yatırımcı davranışını belirleyen ana faktörler olacak.

Bu süreçte altın kısa vadede güvenin adresi olmaya devam ederken, Bitcoin uzun vadeli dönüşümün sembolü olmayı sürdürecek.

Belki de asıl mesele hangisinin daha çok kazandıracağı değil.

Asıl soru şu: Dünya nereye gidiyor?

Çünkü her kriz döneminde insanlar yalnızca yatırım yapmaz; aynı zamanda geleceğe dair bir pozisyon alır.

Altın bugün korkunun dili.

Bitcoin ise belirsiz bir yarının ihtimali.

İran-ABD gerilimi ise bu iki dünya arasında gidip gelen insanlığın, güven arayışının en net yansıması.

İlgili Sitenin Haberleri