Haber Detayı
Karanlık madde gerçekten var mı, yoksa yanılıyor muyuz?
Hindistan Teknoloji Enstitüsü’nden fizikçi Naman Kumar’ın yeni çalışması, karanlık maddenin hiç var olmamış olabileceğini öne sürüyor. Araştırma, galaksileri bir arada tutan gücün gizli parçacıklardan değil, kütleçekim yasalarındaki bir sapmadan kaynaklanabileceğini savunuyor.
Evrenin en büyük gizemlerinden biri olan karanlık madde, yıllardır modern fiziğin çözemediği bir düğüm olarak karşımızda duruyor.
Ancak Hindistan Teknoloji Enstitüsü'nden fizikçi Naman Kumar tarafından yürütülen yeni bir araştırma, bu gizemli maddenin aslında hiç var olmayabileceği ihtimalini gündeme getirdi.Kumar’a göre, evrenin işleyişini anlamak için görünmez parçacıklar aramak yerine, belki de kütleçekim yasalarına dair temel bilgilerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.
Ancak, karanlık maddeyi denklemden çıkarmamız için, kütleçekiminin devasa ölçeklerde bildiğimizden daha farklı davrandığını kabul etmemiz gerekiyor.Şu andaki hipotezlere göre karanlık madde, normal maddeden tam beş kat daha fazla olsa da, ışıkla veya elektromanyetik radyasyonla hiçbir etkileşime girmediği için bugüne kadar doğrudan gözlemlenemedi.
Bilim insanları on yıllardır atomları oluşturan parçacıklardan farklı, gizemli bir madde türü arıyor.
Naman Kumar ise bu arayışın beyhude olabileceğini savunuyor.
Kumar, kozmolojik modellerin temelini sarsan bu çalışmasında, kütleçekiminin galaktik mesafelerde gösterdiği etkilerin yeni bir parçacıktan değil, kütleçekiminin kendi doğasındaki bir değişimden kaynaklandığını öne sürüyor.Kütleçekiminin gizli gücü ve değişen yasalarKaranlık maddenin varlığına dair en büyük kanıt olarak, galaksilerin kendi etraflarındaki dönüş hızı belirtiliyor.
Gözlemlenebilen yıldızların ve gazın kütlesi, galaksileri bir arada tutmaya yetmiyor ve mevcut fizik yasalarına göre bu galaksilerin çoktan dağılıp uzaya savrulması gerekiyordu.
İşte bu noktada bilim insanları, görünmeyen ama devasa bir kütleçekim uygulayan karanlık maddenin galaksileri bir arada tuttuğunu varsayıyor.
Ancak Kumar, kuantum alan teorisi üzerinden yaptığı hesaplamalarda, kütleçekiminin gücünün galaktik mesafelerde beklenmedik bir şekilde değiştiğini gösteriyor.Fizikte kütleçekimi, “ters kare kanunu” adı verilen bir kurala göre çalışıyor.
Yani çekim gücü, bir cisimden uzaklaştıkça mesafenin karesi oranında zayıflar.
Kumar’ın geliştirdiği modelde ise kütleçekimi, çok büyük mesafelerde bu kuraldan sapıyor ve daha güçlü bir etki yaratıyor.
Bu durum, galaksilerin neden dağılmadan bu kadar hızlı döndüğünü, araya hayali bir madde eklemeden açıklayabiliyor.
Ayrıca bu model, evrenin ilk oluşum dönemindeki hassas ölçümlerle de çelişmiyor ve kütleçekimindeki değişimler zamanla ve ölçekle birlikte yavaşça büyüdüğü için erken evrenin dengesini bozmuyor.Naman Kumar, çalışmasının henüz karanlık maddeyi tamamen saf dışı bırakmadığını ancak kütleçekiminin derinlerinde yatan karmaşıklığı anlamak için yeni bir yol açtığını belirtiyor.
Bir sonraki adım, bu teorinin galaksi kümeleri ve kütleçekimsel merceklenme gibi diğer fenomenlerle ne kadar örtüştüğünü test etmek olacak.
Belki de gelecekte evrenin %85'ini kapladığına inanılan bu gizemli maddeyi, sadece kütleçekim yasalarındaki küçük bir düzeltmeyle tarihin tozlu raflarına kaldıracağız.