Haber Detayı

600 milyar dolarlık altın üretime yönlendirilmeli
Ekonomi aydinlik.com.tr
12/02/2026 22:00 (2 saat önce)

600 milyar dolarlık altın üretime yönlendirilmeli

Türkiye’de yastık altında 600 milyar dolarlık altın stoku olduğunu söyleyen ve altın fiyatları arttıkça servet artışına neden olduğuna işaret eden TCMB Başkanı, ‘Geçtiğimiz seneden bu yana belki 200 milyar dolara varan servet etkisi var.’ dedi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ilk Enflasyon Raporu’nun sunumu amacıyla basın toplantısı düzenledi.

Konuşmasında, Türkiye’de yastık altında önemli bir altın stoku olduğunu söyleyen ve altın fiyatları arttıkça servet artışına neden olduğuna işaret eden Fatih Karahan, “Bizim tahminlerimiz yastık altı altının şu an 600 milyar dolar civarında olduğu yönünde.

Geçtiğimiz seneden bu yana 100 milyar doların çok üzerinde belki 200 milyar dolara varan servet etkisi var.

Bu da aslında talep yönetiminde para politikasının ters yönünde etki eden ve dezenflasyonu yavaşlatan unsurlardan biri olarak karşımıza çıktı.” dedi.

PERİNÇEK: YATIRIMA VE ÜRETİME YÖNLENDİRİLMELİ Vatan Partisi Genel Başkanı Dr.

Doğu Perinçek ise Merkez Bankası Başkanı’nın açıklamaları sorulması üzerine şu değerlendirmede bulundu: “Merkez Bankası Başkanı’nın yastık altı kavramının içinde banka kasalarında bulunan altınlar da var. 600 milyar dolarlık bir tutardan bahsediliyor.

Bu şu anlama geliyor: Türkiye toplumu, 600 milyar dolarlık bir tasarruf yapmış.

Yani üretilenlerin bir kısmını tüketime ayırmamış, onları tasarruf olarak biriktirmiş.

Fakat problem bu tasarrufların yatırıma, dolayısıyla üretime yönlendirilmemiş olması.

Tasarruf yatırıma yönlendirilmeyince Türkiye’nin üretim kabiliyeti de sınırlanmış oluyor.

Dolayısıyla bu enflasyona tabii ki yol açar.

Enflasyonu önleyecek olan nedir?

Piyasada üretilen mal arzının yükselmesidir.

Altına bağladığın zaman yatırım ve üretim kabiliyeti kısıtlanmış oluyor.

Dolayısıyla piyasaya mal üretimi sınırlanmış oluyor.

Bunu Sayın Merkez Bankası Başkanı enflasyonu düşürme yönündeki çabaları aksatan bir etken olarak değerlendiriyor ki doğrudur. “Vatandaşlar, paralarının değerinin düşmesini önlemek için altına yöneliyorlar.

Çünkü Türk lirasının değeri düşüyor ama altının değeri düşmüyor.

Burada beklenen, kasalardaki altınların yatırıma yönlendirilmesine yönelik birtakım kararlar alınmasıdır.

Vatan Partisi bu konuda bir kanun önergesi hazırladı.

Bankada duran altın tasarrufun değerini koruyor ama onu büyütmüyor.

Halbuki o tasarrufları yatırıma yönlendirdiğimiz zaman, tasarrufu yapanlar için ellerindeki servetin büyümesini ve toplum açısından üretimin artmasını sağlar. “Bir de Merkez Bankası Başkanı’nın hiç değinmediği çok önemli bir tasarruf miktarı var.

O da yabancı bankalara yatırılmış olan 500 milyar dolar.

Hiç ondan söz etmiyor.

Çünkü orada daha köktenci müdahaleler gerekiyor ve dünya kapitalist finans merkezleriyle de bir anlamda karşı karşıya gelme söz konusu.

Çünkü yabancı bankalara, Londra, New York, İsviçre bankalarındaki tasarrufu Türkiye’de yatırıma yönlendirdiğiniz zaman ne oluyor?

Onların faiz kabiliyetlerine bir müdahalede bulunuyorsunuz.

Bizim götürdüğümüz 500 milyar dolarla o yabancı bankalar faiz alıyorlar ve kendi yatırım sistemlerini büyütmüş oluyorlar.

Dolayısıyla o yabancı bankalara yatırdığımız 500 milyar doları Türkiye’nin üretim süreçlerine sokmaya kalkınca sistemle karşı karşıya geliyorsunuz.

O nedenle Merkez Bankası Başkanı’nın hiç o yabancı bankalardaki servete değinmemesinin sebebini de anlamış oluyoruz.

Niçin biz, kendi emeğimizle, alın terimizle emperyalist sistemin finans iştahını karşılayalım?

Esas sorun burada.

Tabi Türkiye’deki tasarrufların altına yönelişinin de kesinlikle üretim süreçlerine çevrilmesi lazım.

Bu da önemlidir.

Türkiye’nin şu andaki üretim kabiliyetini artıracak ve yatırım için gerekli olan sermaye ihtiyacını genişletecek çok önemli bir uygulama olur.

Ümit ediyoruz ki Sayın Merkez Bankası Başkanı’nın bu açıklaması, altına yönelen tasarrufları üretim süreçlerine sokacak kararların siyasi otorite tarafından alınmasına yönelik çabalar olsun.” ENFLASYON TAHMİN ARALIĞI YÜKSELTİLDİ TCMB’nin enflasyon öngörülerini aktaran rapora göre 2026’ya ilişkin tahmin aralığı yükseldi.

Daha önce yüzde 13-19 olan 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı, yüzde 15-21 aralığına çıktı.

Bu sapmada, beş ana unsurun belirleyici olduğunu ifade eden Karahan, şu ifadeleri kullandı: “Bunlardan ilki, küresel korumacılık eğilimi ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, emtia fiyatlarının öncülüğünde artan ithalat fiyatlarının enflasyon üzerindeki yansımaları.

Bir diğeri ise kuraklık ve don hadiselerinin hem arz hem de beklenti kanalından gıda enflasyonu üzerindeki etkileri oldu.

Üçüncü olarak, mevcut verilerle tahmin ettiğimiz çıktı açığı daha sınırlı bir dezenflasyonist etkiye işaret etti.

Dördüncü unsur yönetilen/yönlendirilen fiyatların ilgili varsayımlarımızdan yüksek gelmesiyken, son olarak enflasyonun ana eğilimi ve ataletindeki öngörülenden yavaş seyir, 2025 yılında enflasyonun ara hedeften sapmasında kısmen etkili oldu.” MARTTA FAİZ İNDİRİMİ YOK Enflasyon görünümünün netleşmesi için mart ve nisan verisini görmenin önemli olduğunu dile getiren Karahan, mart ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz indirimi yapılmayacağının mesajını verdi.

Karahan, faiz indirim adımlarının büyüklüğünü kısa dönemde artırmak için gerekli eşiğin bir miktar yüksek göründüğünü söyledi.

Böylece yakın dönemde faiz indirimlerinin hızlandırılmayacağı anlaşıldı.

FAİZ İNDİRİMLERİ HIZLANMAYACAK Karahan, enflasyon rakamlarının arka planında, kira gibi bazı hizmet kalemlerinde uzun süredir direnç gösteren ataletin bu dönemde kırılma işaretleri vermesini kıymetli bulduklarını vurguladı. 2026 Ocak’ta enflasyonun, olumsuz hava koşullarından etkilenen gıda fiyatları nedeniyle yükseldiğini vurgulayan Karahan, şubat ayında da aynı ivmenin devam edeceğini kaydetti.

TALEP KOŞULLARI NEDENİYLE FAİZ İNDİRİMİNDE ADIM KÜÇÜLTÜLDÜ Toplantıda sorduğumuz “İki yıldır uygulanan pozitif faiz sürecinin sonunda talep odaklı enflasyon açıklamasını sürdürüyor musunuz?” sorumuzu yanıtlayan TCMB Başkanı Fatih Karahan, düşünceleri kısmi olarak değiştiği için Aralık PPK’dan bu yana yaşanan süreci biraz anlatmakta fayda olduğunu ifade etti.

Karahan, Aralık PPK toplantısına girdiklerinde ellerinde son çeyreğe dair ekim ve kasım aylarına yönelik sınırlı veriler olduğunu, bütün aylara dair verilerin henüz yayınlanmadığını anımsattı.

Bu veriler tamamlanınca zaman içinde burada görünümde bir miktar değişiklik olduğunu dile getiren Karahan, şöyle devam etti: “Örneğin perakende satış hacim endeksine baktığımızda ekimde bunun yatay bir seyir izlediğini gördük ama kasımda hızlandı.

Aralık verisi dün yayınlandı, burada baktığımızda perakende satışlar aylık bazda yüzde 1,7 arttı.

Altın hariç baktığımızda bile yine bir miktar güçlü olduğunu söylemek gerekiyor, yüzde 0,8’lik bir artış söz konusu.

Ticaret satış hacim endeksi de ekimde nispeten yataydı, hatta geriliyordu aslında, sonra ilerleyen aylarda bu görünümün yine değiştiğini gördük.

Aralıkta aylık yüzde 2 civarında bir artış kaydetti.

Hizmet üretimine baktığımızda ekimde sınırlı aylık azalış vardı, kasımda o bir miktar yataylaştı.

Kartla yapılan reel harcamalar artmaya devam etti ama özetle bakacak olursak, farklı görünüm ima edenler de var ama tüm bunları bir araya koyduğumuzda bütün göstergelerle birlikte talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin devam etmekle birlikte bir miktar azaldığını gördük.

Zaten son PPK kararında da bunun enflasyon görünümü üzerindeki etkilerini de göz önünde bulundurarak adım büyüklüğünü küçültme kararı verdik.”

İlgili Sitenin Haberleri