Haber Detayı

ABD Tanf Üssü’nden çekildi
Gündem aydinlik.com.tr
12/02/2026 23:00 (2 saat önce)

ABD Tanf Üssü’nden çekildi

ABD, on yılı aşkın süredir işgal ettiği Suriye’nin güneydoğusundaki stratejik Tanf Üssü’nü Şam’a devretti. Suriye Hükümeti kaynakları, ABD askerlerinin Ürdün’e çekildiğini söyledi. Üs, İsrail’in Davut Koridoru planının da merkezinde bulunuyordu.

ABD’nin yaklaşık 12 yıldır işgal ettiği Suriye’nin güneydoğusundaki Tanf Üssü’nden tamamen çekildiği, üssün Suriye Ordusu’na devredildiği belirtildi.

Irak ve Ürdün sınırlarının kesiştiği noktada bulunan stratejik bölgede, çekilmenin ardından Suriye Ordusu ile İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik birimlerinin konuşlandığı, askerî noktaların oluşturulduğu kaydedildi.

Suriye Hükûmeti kaynaklarının paylaştığı bilgilere göre, ABD güçleri Tanf Üssü’nden kademeli şekilde ayrılarak Ürdün toprakları içindeki üsse geçti.

Çekilme sürecinin yaklaşık 15 gün önce başladığı, askerî konvoyların aşamalı biçimde bölgeden ayrıldığı belirtildi.

ABD tarafı konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmazken, Tanf’taki askerî varlığın sona erdiği bilgisi uluslararası ajanslara yansıdı.

Tanf’tan ayrılan ABD askerlerinin “Tower 22 (Kule 22) Üssü’ne” konuşlandığı kaydedildi.

Tanf ile Tower 22 arasındaki mesafenin yaklaşık 22 kilometre olduğu belirtildi.

Tanf’ta daha önce yaklaşık 200 ABD askerinin bulunduğu bildirilirken, Tower 22’deki asker sayısına ilişkin resmî bir veri açıklanmadı.

BÖLGE KAPALI ASKERÎ ALAN STATÜSÜNDEYDİ Tanf Üssü, Suriye, Irak ve Ürdün sınırlarının kesiştiği noktada, Suriye çölünün güneydoğusunda yer alıyor.

Coğrafi konumu itibarıyla Irak’tan Suriye içlerine uzanan kara güzergâhlarını, Ürdün sınır hattını ve Fırat havzasına açılan çöl geçişlerini aynı anda denetleyebilen nadir noktalardan biri olarak öne çıkıyordu.

ABD öncülüğündeki Koalisyon güçleri tarafından 2014 yılında DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle kurulan üs, zamanla bölgedeki en kritik askerî ve güvenlik merkezlerinden biri hâline geldi.

Üs ve çevresi uzun yıllar ‘55 kilometrelik kapalı askerî alan’ ilan edildi.

Bu alanın hava sahası doğrudan ABD jetleri tarafından kontrol edildi.

Bu uygulama, Tanf’ı Suriye sahasında fiilî olarak kapalı bir bölge konumuna taşıdı.

Bu dönemde Tanf, DEAŞ varlığını izleme, çöl hattındaki askerî hareketliliği gözetleme ve Irak-Suriye hattındaki milis, silah ve füze ikmal güzergâhlarını takip etme işlevleriyle öne çıktı.

Bölgenin Irak’tan Suriye ve Lübnan’a uzanan geçiş yolları üzerinde bulunması, ABD’nin üssü önemli bir merkez olarak kullanmasında etkili oldu.

Tanf üzerinden sağlanan gözetleme kapasitesinin, Ürdün sınırından Fırat Nehri’ne kadar uzanan geniş bir alanda askerî ve lojistik hareketliliğin izlenmesine imkân verdiği belirtiliyordu.

ABD, 2017-2018 yılları arasında Tanf Üssü’nü genişletti; üs sahası gözetleme balonları, ileri izleme sistemleri ve elektronik takip unsurlarıyla donatıldı.

Daha sonraki yıllarda bu sistemlerin bir bölümünün kaldırıldığı, üssün fiziki ve teknik kapasitesinin kademeli olarak yeniden düzenlendiği bilgileri kamuoyuna yansıdı.

Tanf, aynı zamanda ABD destekli yerel silahlı yapıların eğitim, sevk ve koordinasyon merkezi olarak kullanıldı.

Bu yönüyle üs, askerî, istihbarî ve iç güvenlik boyutlarının kesiştiği bir merkez hâline geldi. ‘DAVUT KORİDORU’ HATTI Tanf Üssü’nün önemini artıran başlıklardan biri de İsrail’in “Davut Koridoru” olarak adlandırılan planları üzerindeki konumuydu.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e uzanması hedeflenen İkinci İsraril koridorunu engellemesinin ardından, ABD-İsrail, Irak’tan başlayarak Suriye çölü üzerinden Ürdün ve İsrail sınırına uzanan alternatif bir güney hattı üzerinde çalışılmaya başlamıştı.

Bu çerçevede Tanf Üssü, Irak–Suriye–Ürdün sınır hattı boyunca oluşturulmak istenen kesintisiz bir güvenlik ve geçiş koridorunun kilit noktalarından biri haline geldi.

Söz konusu güzergâhın, Irak’taki kara yollarını Suriye çölü üzerinden İsrail ve Ürdün sınırına bağlaması nedeniyle de bölgesel jeopolitik dengeler açısından önem taşıdığı biliniyodu.

Daha önce Aydınlık’a konuşan askerî ve güvenlik kaynakları da Tanf’ın bu hat üzerindeki konumunun, Irak’taki enerji ve lojistik güzergâhlarının Akdeniz’e açılmasına yönelik uzun vadeli planlarla bağlantılı olduğunu aktarmıştı.

Bu kapsamda, Irak’tan çıkan petrol ve stratejik kaynakların Suriye çölü üzerinden Ürdün ve İsrail limanlarına taşınmasının senaryolar arasında yer aldığı belirtilmişti.

TANF’TA KİMLER VARDI ÜS NASIL İŞLETİLDİ?

Tanf Üssü’nü ABD’nin Suriye’deki diğer üslerinden ayıran özellik, yalnızca ABD askerlerinin konuşlandığı bir tesis olmamasıydı.

Bu üste, ABD tarafından desteklenen yerel silahlı yapıların eğitim, sevk ve koordinasyon merkezi olarak da işlev gördü.

Üste bulunan ABD asker sayısının farklı dönemlerde yaklaşık 200-250 arasında değiştiği, bu unsurların büyük bölümünün özel kuvvetler ve askerî danışmanlardan oluştuğu biliniyordu.

ABD, sahada geniş çaplı bir askerî güç bulundurmak yerine, Tanf çevresinde kendi denetiminde faaliyet gösteren yerel silahlı gruplar üzerinden kontrol sağlamayı tercih etti.

Bu gruplar arasında en bilinen yapı, daha önce “Ceyşu Mağavir es-Sevra” (Devrim Komandoları Ordusu) adıyla bilinen ve ilerleyen süreçte “Suriye Özgür Ordusu (SFA)” ismiyle anılan oluşum oldu.

Söz konusu yapı, Türkiye destekli Suriye Millî Ordusu’ndan (SMO) ayrı olarak, doğrudan ABD’nin kontrolü ve koordinasyonu altında faaliyet yürüttü.

Tanf Üssü, bu grubun ana karargâhı olarak kullanıldı; eğitim, personel sevki, lojistik destek ve saha koordinasyonu buradan sağlandı.

Aydınlık’ın önceki haberlerinde, Tanf’ta yalnızca bu yerel unsurların değil, farklı dönemlerde DEAŞ mensuplarının da bulunduğu ve burada çeşitli askerî eğitimlerden geçirildiği bilgileri yer aldı.

Daha önce Rakka ve El-Hol kamplarında bulunan bazı DEAŞ’lıların ABD helikopterleriyle Tanf bölgesine taşındığı; bu kişilerin eğitim, sorgulama ve yönlendirme süreçlerinden geçirildiği, Suriye Ordusu’na teslim olan bazı militanların ifadeleriyle de kamuoyuna yansıdı.

Tanf’ta konuşlu ABD destekli unsurların, ABD öncülüğündeki Koalisyon tarafından eğitildiği, donatıldığı ve maaşlarının doğrudan ABD kaynaklarından karşılandığı bilgileri de daha önce yayımlanan haberlerde yer aldı.

Bu yapıların temel görev alanları arasında Suriye çölünde güvenlik sağlama, DEAŞ hareketliliğini izleme, sınır hattındaki geçişleri denetleme ve belirli bölgelerde saha hâkimiyeti kurma faaliyetleri bulunuyordu.

Üs, aynı zamanda personel rotasyonu, silah ve mühimmat sevki ile istihbarat paylaşımının organize edildiği bir merkez olarak işlev gördü.

Bu yönüyle Tanf, yalnızca bir askerî üs değil; DEAŞ dosyasının, yerel silahlı yapılar üzerinden yönetildiği; eğitim, sevk ve kontrol mekanizmalarının aynı merkezden yürütüldüğü çok katmanlı bir yapı hâline geldi.

ABD ÇEKİLMEYE HAZIRLANMIŞ ABD, Tanf’tan çekilmeden önce sahada faaliyet yürüten yerel yapının Suriye Hükûmeti bünyesine alınmasına yönelik adımlar atmıştı.

ABD destekli bu yapıların statüsü, Suriye’de 8 Aralık 2024 sonrası şekillenen geçiş sürecinde yeniden düzenlendi.

Ekim 2025’te alınan kararla Tanf merkezli faaliyet yürüten ABD destekli “Suriye Özgür Ordusu” unsurlarının, Suriye Hükûmeti’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine bağlandığı açıklandı.

Bu yapıların daha önce Savunma Bakanlığına bağlı 70.

Tümen içinde faaliyet yürüttüğü, yeni dönemde ise Tanf Müdürlüğü çatısı altında görev yapacağı bilgisi paylaşıldı.

Yapılan düzenlemenin sahadaki görev tanımını etkilemediği, özellikle DEAŞ’la mücadele kapsamında ABD öncülüğündeki Koalisyon’la koordinasyonun sürdüğü bilgisi paylaşıldı.

ZAMANLAMA TESADÜF DEĞİL ABD’nin Tanf’tan çekilmesinden kısa süre önce, 9 Şubat 2026’da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da DEAŞ Karşıtı Uluslararası Koalisyon toplantısı düzenlendi.

Toplantıya 90 ülke katılırken, Suriye Koalisyon’a 90. üye olarak ilk kez resmî düzeyde iştirak etti.

Görüşmelerde DEAŞ’ın Suriye ve Irak’taki durumu, uyuyan hücreler, tutuklular ve El-Hol ile Roj kampları ele alındı.

Toplantı sonunda yayınlanan açıklamalarda, Suriye’nin DEAŞ’la mücadelede “ulusal liderliği üstlenme” yaklaşımına dikkat çekildi; gözaltı merkezleri ve kampların sorumluluğunun Şam Yönetimi’ne devredilmesinin memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

İran ABD’yi uyarmıştı ABD’nin çekilme kararının, İranlı yetkililerin son dönemde bölgedeki ABD üslerini hedef alabileceklerini duyurmasının ardından gelmesi de dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi geçen hafta, ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerin “iyi bir başlangıç” olduğunu, ancak savaş ihtimalinin her zaman bulunduğunu belirterek, “ABD’nin bize saldırması halinde ABD topraklarını hedef almamız mümkün değil, ancak İran’a yönelik bir saldırı durumunda bölgede bulunan ABD üslerini hedef alacağız.

Biz komşu ülkelere saldırmıyoruz.

Hedefimiz ABD üsleridir.” ifadelerini kullanmıştı.

Tanf’a kim konuşlandı?

Tanf Üssü’nün devralınmasının ardından bölgeye Suriye Ordusu’na bağlı 54.

Tümen’in konuşlandığı bildirildi.

Aynı zamanda Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik birimlerinin de üs ve çevresinde görev aldığı, ana giriş-çıkış noktaları ile çevre hatlarında güvenlik noktalarının oluşturulduğu aktarıldı. 8 Aralık 2024 sonrasında kurulan Suriye Hükûmeti döneminde öne çıkan birliklerden biri olan 54.

Tümen’in, sınır hatlarında güvenlik sağlama, geniş ve dağınık alanlarda kontrol tesis etme ve çöl koşullarında uzun süreli konuşlanma kabiliyetine sahip birlikler arasında yer aldığı belirtiliyor.

Tümenin yapısının, farklı eksenlerde eş zamanlı faaliyet yürütebilecek şekilde organize edildiği; bu kapsamda zırhlı unsurlar, destek birlikleri ve hareketli birliklerin birlikte görev yaptığı aktarılıyor. 54.

Tümen Komutanı Hüseyin Abdullah el-Ubeyd, geçen yıl katıldığı bir televizyon programında, Suriye sahasında yürütülen askerî faaliyetlerin kısa vadeli hamleler yerine uzun süreli hazırlık, yoğun eğitim ve merkezî planlama esasına dayandırıldığını söylemişti.

El-Ubeyd, birliklerin klasik tugay düzeninden tümen esaslı yapıya geçirilmesinin daha geniş alanlarda hareket kabiliyeti sağladığını ve sahadaki askerî kontrolü güçlendirdiğini ifade etmişti.

Aynı programda operasyonel gizlilik, lojistik koordinasyon ve birlikler arası eşgüdümün askerî faaliyetlerin temel unsurları arasında yer aldığına da dikkat çekilmişti.

Bu çerçevede 54.

Tümen’in Tanf’a konuşlandırılmasının, sınır hattındaki güvenlik düzeninin yeniden yapılandırılması kapsamında hayata geçirilen adımlardan biri olduğu aktarılıyor.

Suriye liderlerine 5 suikast girişimi Birleşmiş Milletler (BM) Terörle Mücadele Ofisi’nin raporunda, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile İçişleri Bakanı Enes Hattab ve Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’ye yönelik geçen yıl beş ayrı suikast girişiminin engellendiği bildirildi.

Rapora göre, Cumhurbaşkanı Şara’nın Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde hedef alındığı, söz konusu girişimlerin ise terör örgütü DEAŞ’ın paravan yapısı olarak değerlendirilen Ensar el Sunne tarafından yapıldığı ifade edildi.

Belgede, suikast girişimlerine ilişkin tarih ve ayrıntılara yer verilmezken, Şara’nın DEAŞ tarafından “birincil hedef” olarak görüldüğü vurgulandı.

İsrail ihlallere devam ediyor Suriye resmî ajansı SANA’nın haberine göre, 7 askeri araçtan oluşan İsrail güçleri, Kuneytra’nın kuzeyindeki El Kasarat yolu üzerinden bölgeye girerek geçici kontrol noktası oluşturdu.

İsrail askerlerinin, yoldan geçenleri durdurup kimlik kontrolü yaptığı ve çevrede arama-tarama faaliyetleri yürüttüğü aktarıldı.

İlgili Sitenin Haberleri