Haber Detayı
Hızır’ı tanrılaştırmak: Yol’dan kopuşun yeni biçimi
Hızır’ı tanrılaştırmak: Yol’dan kopuşun yeni biçimi
Hızır orucu tuttuğumuz ve Hızır cemi yaptığımız bu günlerde, Alevi-Bektaşi inancı üzerine yürütülen tartışmalarda dikkat çeken tehlikeli bir eğilim var: Hz.
Hızır’ı geleneksel kimliğinden koparıp “tanrı” düzeyine çıkarma çabası.
Bu yaklaşım yalnızca inançsal bir sapma değil aynı zamanda politik bir mühendislik girişimidir.
Hızır’ı tanrılaştırarak Aleviliği İslam dışına itmeye oradan da tarihsel ve kültürel köklerinden koparmaya dönük bilinçli bir deformasyon söz konusudur.
YENİ BİR POLİTİK YÖNELİM Bu söylemin taşıyıcıları da tesadüf değildir.
Dün farklı devrimci fraksiyonlarda yer almış, 12 Eylül sonrasında yurtdışına savrulmuş Aleviliği hiçbir zaman bir inanç olarak benimsememiş ama kimlik siyasetinin yeni teorileriyle buluşmuş bir çevreden söz ediyoruz.
Bu çevreler, Batı merkezli kimlik politikalarının etkisiyle, “sınıf mücadelesi bitti”, “artık ekonomik olan politik değildir”, “kimlik/fark siyaseti temel belirleyicidir” tezlerini benimseyerek ulus-devletleri parçalama stratejisini esas alıyor.
Bu bakış açısına göre ulusal bütünlük bir “sorun”, ortak tarih ve ortak kader bir “baskı aygıtı”dır.
Dolayısıyla parçalanmayı mümkün kılacak yeni kimlik inşalarına ihtiyaç vardır.
Alevilik de bu bağlamda araçsallaştırılmaktadır.
ALEVİLİĞİ İSLAM’DAN KOPARMA GİRİŞİMİ Bu yeni yönelim, Aleviliği İslam içi bir tasavvuf yolu olarak değil; “İslam öncesi kadim bir inanç” olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
Amaç açıktır: Aleviliği İslam’dan koparmak, böylece Türkiye’nin tarihsel-kültürel birliğini sürekliliğini zayıflatmak.
Bu çabanın en uç örneği ise “Hızır dini” gibi uydurma kavramlardır.
Hızır’a tanrısal sıfatlar atfedilmekte, adeta yeni bir ilah icat edilmektedir.
Oysa Alevi-Bektaşi yolunun kolektif belleğinde ve yazılı kaynaklarında Hz.
Hızır’ın yeri son derece açıktır.
ALEVİ-BEKTAŞİ KAYNAKLARINDA HZ.
HIZIR Alevi-Bektaşi öğretisinde Hz.
Hızır nebidir; yani peygamberdir.
İlmi ledün sahibidir.
Allah tarafından gizli ilimlerle donatılmıştır.
Abıhayat içmiş ölümsüzlük sırrına ermiştir.
Darda kalanın imdadına yetişen ulu kişidir.
Bu tanım, Hızır’ı hiçbir şekilde tanrılaştırmaz.
Aksine onu Allah’a kul, Allah’ın seçkin bir elçisi ve dostu olarak konumlandırır.
İslam inanç sisteminde tevhid esastır.
Tanrının birliği ilkesi, Alevi-Bektaşi yolunun da temelidir. “Eline, beline, diline sahip ol” diyen bir ahlak öğretisi, ilahlık icat etmez.
Hz.
Hızır figürü İslam geleneğinde de açıkça yer alır.
Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Mûsâ ile Hz.
Hızır kıssası, Hızır’ı Allah’ın bilgisiyle hareket eden bir kul olarak tanımlar; bağımsız bir ilah olarak değil.
KİMLİK SİYASETİ VE İNANÇ MÜHENDİSLİĞİ Bugün kimlik siyaseti üzerinden yürütülen tartışmalarda din, kültür ve tarih yeniden kurgulanmaktadır.
Etnik ayrılıkçı siyasetle birleşen bu yaklaşım, Aleviliği İslam’dan koparmakla yetinmiyor daha ötesine geçerek Aleviliği Alevilik olmaktan da çıkarmaya çalışıyor.
Çünkü Alevi-Bektaşi yolu bir “tanrılar çoğulluğu” öğretisi değil tevhid temelli bir irfan yoludur.
Bu çevreler bir yandan İslam’ı ve Tanrı inancını reddettiklerini söylerken, öte yandan Hızır’a tanrısal misyon yükleyerek çelişkili bir yapı kurmaktadır.
Bu, inançtan çok ideolojik bir inşa faaliyetidir.
Hızır’ı tanrılaştırmak, aslında Aleviliğin içini boşaltmaktır.
YOL’UN HAFIZASINA SAHİP ÇIKMAK Alevi-Bektaşi geleneği, yüzyıllar boyunca baskılar karşısında varlığını korumuş bir kolektif hafızadır.
Bu hafıza cem meydanında, nefeslerde, deyişlerde ve erkân kitaplarında yaşamaktadır.
Yol’un özü yeni ilahlar üretme hevesi değil insanı kemale erdirme çabasıdır.
Hz.
Hızır, darda kalanın yardımcısıdır; tanrı değildir.
Bugün yapılması gereken, inancı politik mühendisliğin malzemesi haline getiren bu girişimlere karşı Yol’un tarihsel sürekliliğini ve birliğimizi savunmaktır.
Hızır’ı tanrılaştırmak ise bu yolu tanınmaz hale getirmeye yönelik bir kopuş girişimidir.
Yol’dan kopuşa karşı, Yol’un hafızasına sahip çıkmak bugün her zamankinden daha önemlidir.
Aşk ile…