Haber Detayı

Açılım süreci raporu kulisleri hareketlendirdi: ‘Örtülü af, sınırlı Meclis, geniş yürütme’
Türkiye cumhuriyet.com.tr
19/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Açılım süreci raporu kulisleri hareketlendirdi: ‘Örtülü af, sınırlı Meclis, geniş yürütme’

Açılım süreci kapsamında hazırlanan rapor, Meclis denetiminin zayıflatıldığı, yürütmenin güçlendirildiği ve örtülü af tartışmalarına zemin hazırlandığı eleştirileriyle kulisleri hareketlendirdi; iktidar cephesinde anayasa ve sonraki dönem planları yeniden konuşulmaya başlandı.

Açılım süreci kapsamında Meclis’te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapor; yalnızca içeriğiyle değil, arka planında konuşulan siyasal hesaplarla da Ankara kulislerini hareketlendirdi.

Rapora yönelik itirazlar; Meclis’te dile getirilen başlıkların ötesine geçerken, gözler iktidar cephesinde anayasa ve sonraki dönem planlarına çevrildi.

Kulislerde, raporun “uzlaşı” ve “toplumsal mutabakat” diliyle sunulmasına karşın, yasama denetimini zayıflatan, yürütmeyi güçlendiren ve fiilen af niteliği taşıyan düzenlemelere kapı aralayan bir çerçeve oluşturduğu değerlendirmesi yapılıyor. ‘DEVLET POLİTİKASI’ VURGUSU MECLİS’İ DARALTIYOR Raporda açılım sürecinin daha baştan “devlet politikası” olarak tanımlanması, kulislerde en çok konuşulan başlıklardan biri.

Bu tanımın, Meclis’te yürütüldüğü belirtilen bir süreci fiilen tartışmaya kapattığı, eleştiri ve denetim alanını daralttığı yorumları yapılıyor.

Ankara’da, “Devlet politikası denilen bir başlıkta Meclis’in rolü giderek şekli hale geliyor” değerlendirmesi öne çıkıyor. ‘PAZARLIK YOK’ SÖYLEMİ İKNA EDİCİ BULUNMADI Raporda silah bırakma sürecinin “asla bir pazarlığın sonucu olmadığı” özellikle vurgulanırken, aynı metinde özel ve geçici yasa, infaz ve ceza hukukuna ilişkin düzenlemeler ile örgüt mensuplarının topluma kazandırılması başlıklarının yer alması, Meclis kulislerinde çelişkili bulundu.

Bu tablo için kulislerde, “Adı pazarlık değil ama karşılıklı bir mutabakat zemini var” yorumları yapılıyor.

Sürecin siyasî içeriğinin, “pazarlık yok” ifadesiyle perdelemeye çalışıldığı görüşü dile getiriliyor.

ÖCALAN ÇAĞRISININ REFERANS ALINMASI RAHATSIZLIK YARATIYOR Raporda terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısının sürecin önemli bir aşaması olarak ele alınması, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin güçlü olduğu çevrelerde hukuk devleti ve meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirmiş durumda.

Bu yaklaşımın şehit aileleri ve gaziler nezdinde yeni kırılganlıklar yaratabileceği, raporun bu boyutu görmezden geldiği konuşuluyor. ‘AF YOK’ DENİLİP AF ZEMİNİ HAZIRLANIYOR MU?

Metinde “af algısı oluşturulmamalıdır” denilmesine karşın, örgüt mensuplarına ilişkin düzenlemelerin sonuçları itibarıyla af niteliği taşıyabileceği yönünde ciddi soru işaretleri bulunuyor.

Kulislerde bu durum, “adı af değil ama sonucu af olan bir model” şeklinde tarif ediliyor.

MECLİS İZLEYİCİ KONUMUNA DÜŞÜYOR İzleme ve raporlama mekanizmasının yürütme içinde kurgulanması da dikkat çeken başlıklardan.

Bu tercihin, Meclis’i süreci başlatan ancak denetim gücü sınırlı bir aktöre dönüştürdüğü değerlendirmesi yapılıyor.

TOPLUMSAL MUTABAKAT İDDİASI SORGULANIYOR Raporda sıkça kullanılan “toplumsal mutabakat” ifadesinin somut kamuoyu verileriyle desteklenmemesi de kulislerde eleştiriliyor.

Toplumun tamamını ilgilendiren bir süreçte referandum ya da kapsamlı ölçümlerin yokluğu, “mutabakat söylemi siyasal varsayım mı?” sorusunu gündeme getiriyor.

AKP KULİSİ: AÇILIM SÜRECİ ANAYASA HESABIYLA MI İLERLİYOR?

Rapordaki yeni anayasa iması, tartışmayı bambaşka bir boyuta taşıdı.

İktidar kulislerinde, anayasa değişikliğiyle birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığının önünün açılmasının hedeflendiği konuşuluyor.

Aynı kulislerde dikkat çeken bir diğer başlık ise cumhurbaşkanı yardımcılığı makamı.

Mevcut sistemde atamayla belirlenen bu görevin, anayasa değişikliğiyle seçimle gelmesi yönünde bir arayış olduğu ifade ediliyor.

Bu çerçevede, Erdoğan’ın kendisinden sonraki döneme ilişkin bir hazırlık yaptığı, oğlu Bilal Erdoğan’ın doğrudan cumhurbaşkanı adayı olarak sahaya sürülmesinin ciddi toplumsal tepki yaratacağı için riskli görüldüğü dile getiriliyor.

Kulislerde, “Bilal Erdoğan cumhurbaşkanı adayı gösterilirse kaybettirir” değerlendirmesi açıkça konuşulurken, tarafsız bir cumhurbaşkanlığı modeliyle geçiş süreci planlandığı iddia ediliyor.

Bu modele göre, Erdoğan’ın bir dönem daha tarafsız cumhurbaşkanı olarak görev yapması, bu süreçte oğlunu siyasal zemine ve devlet tecrübesine hazırlaması hedefleniyor.

ANKARA’DA GENEL TABLO Kulislerde oluşan ortak kanaat; açılım süreci raporunun yalnızca güvenlik ve toplumsal barış başlığıyla değil, anayasa değişikliği, iktidarın devamlılığı ve sonraki dönem kurgusu ile birlikte okunması gerektiği yönünde.

Meclis kulislerinde oluşan genel kanaat; açılım süreci raporunun, “terörsüzlük” söylemiyle sunulsa da örtülü af tartışmasını, yürütme ağırlığını ve anayasa hesaplarını birlikte barındırdığı yönünde.

Kulislerde, raporun önümüzdeki dönemde sadece açılım süreci değil, anayasa ve sistem tartışmalarının da ana referans metinlerinden biri haline gelebileceği konuşuluyor.

İlgili Sitenin Haberleri