Haber Detayı

Ahdetti kadınlarımız! Dönmezler devrim yolundan!
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
22/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Ahdetti kadınlarımız! Dönmezler devrim yolundan!

Yükseköğretimin, ön lisanstan doktoraya bütün öğretim kademelerinde, kadın öğrenci oranı erkek öğrenci oranını aştı. Doktora düzeyinde ilk defa kadınlar erkekleri geçti. ‘Ben okuyacağım!’ iradesi, ‘Toplumda üreterek var olacağım!’ iradesinin ta kendisidir

“Kadın sorunu tarihseldir, evrenseldir.” diyoruz.

Kadın sorununun içine; erkekten aşağı cins sayılmayı, günahkâr görülmeyi, yoksul erkekten de yoksul olmayı, emeğinin erkekten de fazla sömürülmesini, bedeninin meta olmasını, kadın olduğu için şiddet görmeyi, toplumda görünmez kılınmayı, ekonomik tutsaklığı, mülksüzlüğü ve bu başlıklar altında şekillenen sayısız gündelik yaşamsal zorlukları alıyoruz.

Kadın sorununun tek cümlelik tarifi de var: kadın erkek eşitsizliği.

İnsanlık tarihinin en acı yalanı.

Bu büyük yalanın tarihsel zemini ise sınıflı topluma geçişte kadının üretim ilişkilerinde yer alamaması.

KADIN YÜKSEKÖĞRETİMDE Söze kadın-erkek eşitsizliğinden girmemizin nedeni, bu defa eşitsizliğin kadın lehine olduğu güncel bir haberi irdeleyecek olmamız… Yükseköğretimde kadın öğrencilerimizin sayısı erkek öğrenci sayısını aştı; 2025 yılında kadın öğrenci sayısı 3 milyon 634 bin 91 iken erkek öğrenci sayısı 3 milyon 203 bin 222 oldu.

Kadın öğrenci oranı yüzde 53,2’ye ulaştı!

Yükseköğretimin, ön lisanstan doktoraya bütün öğretim kademelerinde, kadın öğrenci oranı erkek öğrenci oranını aştı.

Ön lisans programlarında 2020’de de kadın öğrenci oranı biraz yüksekti (yüzde 51,6); 2025’te bu oran yüzde 54,4 oldu.

DOKTORADA ERKEKLERİ GEÇTİ Beş yılda en fazla oransal artış lisans düzeyinde görülüyor. 2020’de lisans eğitiminde kadın oranı yüzde 47,5 iken, 2025’te yüzde 5’lik artışla yüzde 52,4’e ulaştı.

Üniversiteye girişte büyük yarışın lisans eğitiminde olduğu düşünüldüğünde, kadın öğrencilerin temel eğitim basamaklarında da başarılarının arttığına işaret ediyor.

Doktora programlarında kadın öğrenci oranı yüzde 47,7’den yüzde 51,3’e yükseldi.

Doktora düzeyinde ilk defa kadınlar erkekleri geçti.

Bu da kadınların akademiye yönelişlerindeki artışın süreceğine işaret etmektedir.

EĞİTİMİN YEDİ BASAMAĞINDA TÜİK verilerine göre ilköğretim (ilkokul ve ortaokul) ve ortaöğretimde (lise) kız çocuklarının okullaşma oranı erkek çocuklardan -yüzde 1-2’lik oranlarda da olsa- artmıştır.

O halde rahatlıkla söyleyebiliriz ki kızlarımız ilkokuldan doktoraya, eğitimin yedi basamağında da oransal olarak erkeklerin önüne geçmiştir.

Kız çocuklarının okumaya yönlendirilmesinde büyük payın annelerde olduğu malumdur.

Gelinen noktada, okumamış-okutulmamış kadınlarımızın, erkek çocukları için söylenen “oku da adam ol” tembihini tarihe gömdükleri anlaşılıyor!

Kız ve erkek, herkes okuyacak! “Oku ve toplumda var ol!”   İFADE ETTİĞİ DEĞER BÜYÜK Kadınlarımızın bu başarısını; daha çok hangi bölümlerde okuyorlar, STEM (“science, technology, engineering, mathematics/ bilim, teknoloji, mühendislik, matematik”) dallarında da artıyorlar mı, mezun olunca iş bulabiliyorlar mı, okuyorlar da karar verici makamlara gelebiliyorlar mı, gibi sorularla aşağı çekmek yerine, devrimin eşiğindeki ülkemiz için ifade ettiği büyük değeriyle ele almak zorundayız.

Kadın devrimi, kadınların sanayi toplumlarında 19. yüzyıldan itibaren emekçi sınıflarda yerini almasıyla tarih sahnesine çıkmıştır.

Kadının devrimci sınıf mücadelesi, kendi tarihsel ezilmişliğine karşı verdiği mücadeleyle birleşmiş, bu da kadınları devrimlerin en dinç, en sağlam güçleri arasına sokmuştur.

EŞİTLİĞE YÜRÜYEN TARİH!

Prof.

Dr.

Server Tanilli, “Ne Olursa Olsun Savaşıyorlar/ Kadın Sorununun Neresindeyiz?” (2010) isimli kitabının girişinde “(…) kadınların tarihi, genel tarihten olduğu gibi erkeklerin tarihinden de ayrılmadan, her iki cinsin eşitliğine doğru ağır ağır yürümüş bir tarihtir; 19. ve 20. yüzyıllardan beri yaşanan da bir devrimdir: Kadınlar Devrimi!

Ona karşı çıkmak ise mümkün değildir.” diye yazmıştır.

Buradaki “ezilen kadının ağır ağır ilerleyen eşitlik mücadelesinin 19. ve 20. yüzyıllarda kadın devrimine dönüştüğü” ifadesi, kadın mücadelesiyle emek mücadelesinin birleşmiş olduğuna vurgu yapmaktadır. ‘OKUYACAĞIM VE ÜRETECEĞİM’ İRADESİ Bizim kadınlarımız ahdettiler; kadın devrimini Türk devrimiyle birlikte yükseltiyorlar! “Ben okuyacağım!” iradesi, “Toplumda üreterek var olacağım!” iradesinin ta kendisidir.

Dünya görüşü ve siyasi eğilimi zerre fark etmeksizin kadınlarımız, kendi devrimlerini yükseltirken aynı zamanda bağımsız, üreten, aydınlık Türkiye’nin yollarını açıyorlar.

Eşiğine geldiğimiz üreticilerin milli iktidarı ve Üretim Devrimini kadın kitlelerine anlatmak için başlattığımız Milli Kadın Hareketi, kadınlarımızın “okuyacağım ve üreteceğim” iradesi ile güçlenmekte ve yükselmektedir. (*) Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı.

İlgili Sitenin Haberleri