Haber Detayı

Güven demekle olmaz...
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
23/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Güven demekle olmaz...

Yaşamın her alanında güven vermek, güven duymak değerlidir.

Yaşamın her alanında güven vermek, güven duymak değerlidir.

Güveni kazanmak zor, kaybetmek ise daha kolaydır.

Uluslararası siyasete gelirsek, işbirliklerinde, ittifaklar çerçevesinde kuşkusuz ulusal çıkarlar önceliklidir.

Taraflar arasında karşılıklı güvene dayalı bir ilişki zemini olsa bile bu kontrollü, her türlü senaryoya karşı yol haritasının olduğu bir planlama gerektirir.

Aksi halde en savunmasız anda hedef olmanız, güçlünün güçsüzü yendiği acımasız bir ormanda kendinizi bulmanız olasıdır.

Avrupa’nın bu aralar daha bir görünür yaşadığı ABD’ye yönelik güven krizinin adım adım ilerleyişi de bunun bir örneği gibi...

Şimdilerde Avrupa yeniden güç toparlama, ortak savunmasını geliştirme, NATO üzerinden de daha bir güçlü ses olma arayışında.

Bunun için AB lokomotifi Almanya ve Fransa başta olmak üzere ülkeler maliyet musluğunu açmak, savunma sanayisine kaynak aktarmak için uğraşıyor.

ABD’ye tam bağımlı durumun yarattığı ekonomik, siyasi ve stratejik faturanın ağırlığını sorguluyor.

İşin dikkat çeken kısmı AB’den ayrılan İngiltere’nin de ABD ile müttefikliğindeki güven aşınmasıyla Kıta Avrupası’yla işbirliğini artırma adımları...

Ancak buna karşın Avrupa cephesinin, küresel sistemin bugün geldiği noktada, uluslararası hukukun çiğnendiği, adaletsizliğin yaygınlaşmasındaki sorumluluğuna yönelik kapsamlı eleştiri yaptığını söylemek zor.

Emperyalizmi sorgulama ya da AB’nin temeli olarak gösterilen demokratik değerlerin erozyonuna karşı duruş sergileme konusunda ses yüksek değil.

Filistin konusunda yaşananlara bakınca bu sessizlik bir kez daha görülüyor.

Bir zamanlar iki devletli çözüm, İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiği vurgularıyla öne çıkan AB’nin sesi şimdilerde kısık.

Ana konu varsa yoksa savunma sanayisi, ekonomik işleyiş.

Ancak nükleer dahil silahlanma yarışının tırmanması, tek taraflı korumacı adımlar küresel yıkıma karşı çare olamaz.

Bu noktada savunma katkısı için Türkiye’ye mesajlar veren AB ile olası işbirliği modelinin son derece titizlikle ele alınması gerekli.

GÜÇLER AYRILIĞI TESTİ Öngörülemezlik çağında gerçeklerle yüzleşen bir sorgulama gelecek küresel sistemin nasıl olacağının da yanıtlarını içerecek.

Orman kanununda güçlünün güçsüzü ezip geçtiği, çifte standart yaklaşımlar mı yoksa küresel adalet, vicdan terazisinin, demokratik, hukuk ilkelerinin temelinde karşılıklı saygı mı...

Güçler ayrılığı ilkesinin korunması mı otoriter yönetim salgınının yayılması mı...

Son olarak Trumpizmin, ABD Yüksek Mahkemesi’nin küresel vergi tarifelerine yönelik vetosuna savaş açması, ülke içinde görülmemiş şekilde güçler ayrılığı ilkesini test etmesi de bu mücadelenin nereye evrileceği açısından önemli.

ABD’nin İran’a yönelik saldırı tehdidiyle birlikte bölgede askeri kuşatması genişliyor.

Irak, Suriye derken sırada İran diyenler, bu sürecin kapıları açıldı diyor.

İran’daki molla rejimini övecek halimiz yok, geçmişten bugüne yaşattıkları ortada.

Ancak bağımsız, egemen bir ülkeye emperyalist bir işgali savunacak da değiliz.

İran’ın bugün ABD saldırısına karşı bu kadar açık verir hale gelmesinin nedenleri ülke içindeki sert baskılardan, milyarca dolar harcadığı bölgesel etkinlik hırsına, ağır ekonomik krize kadar pek çok konu başlığı içeriyor.

Ve girişte dile getirdiğimiz güven konusu bir kez daha önemli hale geliyor.

İçeride kriz başlıklarını çözümleyemeyen, demokratik talepleri sadece kendi yandaşları, iktidar hesapları, çıkarları için yorumlayan, muhalefeti baskıyla sindirmeye çalışan, ekonomik gücünü sağlayamayan, toplumsal kutuplaşmayı kaşıyan, akıl-bilim-liyakatten uzaklaşan siyaset yurttaşın iktidara ve geleceğine güvenini zedeliyor.

İçeride kurulamayan birlik ise uluslararası arenada sizi dış güçlerin hedef tahtası haline getirebiliyor.

Siyaset vaatler sanatıdır ama sözler yaşama geçmiyorsa, çifte standart yaklaşımlar sürüyorsa toplumda güven eksilir.

Türkiye’nin kurucu değerlerine, demokratik, laik hukuk devleti ilkesine karşı olanlara alan açmak kimlerin işine yarar sorusunun yanıtı, partiler üstü bakış bölgesel ve uluslararası gelişmeler ışığında son derece önemlidir.

İlgili Sitenin Haberleri