Haber Detayı
Stablecoin büyümesi ABD tahvil piyasasını etkileyebilir
Standard Chartered'a göre stablecoin piyasası 2028 sonunda 2 trilyon dolara ulaşabilir. Banka, bu büyümenin yaklaşık 1 trilyon dolarlık ek ABD Hazine bonosu talebi yaratacağını öngörüyor. Fed alımlarıyla birlikte T-bill talebinin 2,2 trilyon dolara çıkabileceği belirtilirken, arz-talep dengesinin borçlanma stratejisinde değişikliklere yol açabileceği ifade ediliyor.
Standard Chartered, kripto varlık piyasalarına ilişkin yayımladığı son raporda stablecoin sektöründeki büyümenin ABD tahvil piyasası üzerinde belirgin etkiler yaratabileceğini değerlendirdi.Stablecoin piyasası 2 trilyon dolara ulaşabilirBanka, stablecoin piyasasının 2028 yılı sonunda 2 trilyon dolara ulaşabileceğini, bunun da yaklaşık 1 trilyon dolarlık ek Hazine bonosu talebi doğurabileceğini öngördü.Raporda, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 1 ila 1,2 trilyon dolarlık alımlarıyla birlikte toplam yeni kısa vadeli Hazine bonosu (T-bill) talebinin 2,2 trilyon dolara çıkabileceği belirtildi.
Aynı dönemde yaklaşık 1,3 trilyon dolarlık arz öngörüldüğüne işaret eden banka, ortaya çıkabilecek 900 milyar dolarlık farkın borçlanma stratejisinde değişikliklere yol açabileceğini kaydetti.Kısa vadeli borçlanma artabilirStandard Chartered'a göre Hazine, söz konusu açığı kapatmak amacıyla kısa vadeli borçlanmayı artırabilir.
Bu kapsamda 30 yıllık tahvil ihalelerinin geçici olarak durdurulmasının da gündeme gelebileceği ifade edildi.2026 yılı başı itibarıyla stablecoin piyasasının toplam büyüklüğünün 300 ila 320 milyar dolar aralığında olduğu belirtiliyor.
Stablecoin ihraççıları arasında yer alan Tether ve Circle gibi şirketlerin, USDT ve USDC gibi varlıkları desteklemek amacıyla önemli miktarda kısa vadeli ABD Hazine bonosu tuttuğu biliniyor.Uzun vadeli faizlerde baskı azalabilirRaporda, Hazine'nin artan kısa vadeli talebe yanıt olarak bono ihraç payını yükseltebileceği, üç yıl içinde T-bill payının 2,5 puan artırılmasının yaklaşık 0,9 trilyon dolarlık ek arz yaratabileceği belirtildi.
Bu tutarın uzun vadeli tahvil ihraçlarından kaydırılması durumunda, 30 yıllık tahvil ihalelerinin üç yıl süreyle durdurulabileceği ve bunun uzun vadeli faizler üzerindeki yukarı yönlü baskıyı hafifletebileceği değerlendirildi.