Haber Detayı
Yıkıcı Gemeinschaft ve Traumdeiter
Yıkıcı Gemeinschaft ve Traumdeiter
Yıllarca yükseklisans derslerinde “kamusal alan” kavramını, tarihsel alt yapısı ve kent sosyolojisi üzerinden anlattık.
Burada Eski Rejim (Ancién Regime)’den sanayi kapitalizmine geçişte modern kent yapısı içinde siyasal-sosyal- mesleki toplulukların incelenmesi sürecinde bazı dönemlerde karşılaştığımız “Yıkıcı Gemeinschaft” kavramı önem arz etmektedir.
GEMEİNSCHAFT KAVRAMI VE YIKICILIK Gemeinschaft, Ferdinand Tönnies tarafından toplumsal bağların duygusal, geleneksel ve organik yapısını tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Ancak bu yapı, sosyal- kamusal yaşamı dışlayıcı, yalıtımcı bir şekle büründüğünde ve üyelerinden mutlak sadakat talep ettiğinde yıkıcı bir nitelik kazanabilir.
Bu yıkıcılığın temel göstergesi ahlaki bir söylem üzerinden grup dışı dünyayı yargılama ve nihai hedef olarak da dış dünyaya grubun ahlaki söylemlerini dikte edebilecek gücü ele geçirme istemidir.
Yöntemler ikinci plandadır ve kutsal nihai hedef için yöntemlerin ahlakiliği sorgulanmaz.
Tehdit, şantaj, zorbalık, suç ve hatta kamu iktidarını kesin olarak ele geçirmek için siyasi darbe dahi yapabilirler.
Bu nedenledir ki kamu hukuku derslerinde hep anlatılan “Anayasaların sertliği değil kamuoyunun sertliği önemlidir.” düşüncesinin belki de bir gölgesi burada ortaya çıkmaktadır: Devletin şeffaflığı kadar devlet dışı sosyal yaşamın şeffaflığı da önemlidir.
Devletin şeffaflığı her ne kadar daha çok bilgi ve belgeye erişimle ilgiliyse de kamuoyunun şeffaflığı daha çok örgütlenme şekli ile ilgilidir.
Zira şeffaflık olmayan bir kamuoyunda her türlü kötülüğün gücü dünyanın en ahlakçı maskeleri altında kendini gösterir..
YIKICI GEMEİNSCHAFTIN MANİPÜLATİF VE TEHDİTKÂR GÜCÜ Sosyal kapanma ve dogmatizm, kolektif şiddet riskini artırabilir.
Topluluk içi dayanışma, dış gruplara yönelik düşmanlık ve suç ortaklığı üzerinden yeniden üretilir.
Bu durum, mekânla kurulan ilişkinin de ideolojik olarak katılaşmasına yol açar.
Ne anlatmak istediğim galiba anlaşıldı..
Münih’te hâlâ dünyaya “güvenlik” anlatmaya gelenler, maalesef Yıkıcı Geminschaft’ta afişe olanlar..
Ortaklıkları maalesef dünyanın en ağır suçu olabilecek pedofili ile birleşmiş hedonizm üzerinedir.
Çinli bir yorumcunun tespit ettiği gerçek: Suç mağduru çocuklar afişe edilip, isimleri, yüzleri, yaşadıkları belgelerde yer alırken, bu suçu işleyen elitlerin önemli miktarının isimleri gizlenmektedir. ‘DEMANSLI GÜVENSİZLİK KONFERANSI’ Büyük bir iç hesaplaşma, bu rezillikten arınma beklenirken, bunlar hiç yaşanmamış, hiç bir şey olmamış gibi Münih Güvenlik Konferansı’nda yeni dünya kurma girişimi..
Hem de bu şekilde bir eski dünyayı kuranlar..
Rusya ile İran’ı da davet etmeye gerek görmemişler, bu iki ülkenin yeni dünyada zaten var olamayacaklarını düşündükleri için..
Pepe Escobar’ın “demanslı güvensizlik konferansı” benzetmesi aklımdan çıkmıyor..
Bir yandan ABD’nin saldırganlığına karşı Avrupalıların Rusya ile tekrar görüşelim düşüncesi, diğer yandan Rusların dondurulduğu söylenen ve talan edilen varlıklarının nasıl telafi edilecek sorusu..
Zira Rus varlıklarına çökme niyeti ortaya çıktı..
MÜNİH’TE BİR TRAUMDEITER Münih’te tam bir Traumdeiter (Rüya Yorumlayıcısı) şovu vardı.. ( Freud’a nazire olsun..) Ünlü “şair” Lindsay Graham, tıpkı 1830-48 sürecinde ortaya çıkan kolektif kişiliği yönetmeye çalışan Lamartin gibi İran’da [turuncu] Devrim çağrısı yapıyor..
Şair olduğunu düşündüm, zira, bir toplumu bir zorbalığa karşı harekete geçmeye çağıranlar ya korkusuz şairler, sendikacılar, halk liderleri veya demir yürekli düşünürlerdir..
Yabancı devlet adamları değil..
Nitekim bir asır önce Nazizme karşı “Beyaz Gül” hareketi Münih’te böyle başlamıştı..
Bir felsefe profesörü ve beş öğrencisi..
Gestapo’nun hedefi oldular..
Scholz kardeşler için yapılan anıt hâlâ Münih Üniversitesinde görülebilir..
Maalesef Traumdeiter, Münih’in faşizme karşı mücadele tarihine yakışmadı..
Münih’te yeni dünyanın düzeni pazarlığı için kartlar açıldı..
Alman endüstrisi yoğun bakımdayken silah üreticilerine bir trilyon avroluk bütçe ayıran Şansölye Merz ise tersine başka bir kahramana çağrı yapıyor: Türkiye..
Yıkıcı Gemeinschaft hedefi için her türlü tuzağı kurmaya, mazlum halkların kanını, bizim gibi neoliberalizme hiçbir zaman ruhsal olarak adapte olamamış, temiz yürekli toplumların enerjisini kullanmaya hazır..
İşte bu nedenle çok dikkatli olmak gerek..
Yeni bir Haçlı Seferi benzetmesi yapanlar var..
Hayır, Haçlı Seferlerine dinsel- ruhani motivasyonla giden kalabalıklar kadar saf değil bu ekipler..
Onlarla birlikte olmak bazen onlara karşı olmaktan daha zor..
Ve hatta Kissenger’ın dediği gibi ölümcül olabilir..