Haber Detayı

Şantaj mı, denge arayışı mı?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
28/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Şantaj mı, denge arayışı mı?

Önce şu listeye bir bakalım: Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Kanada Başbakanı Mark Carney, İrlanda Başbakanı Micheál Martin, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve Almanya Başbakanı Frederic Mertz...

Önce şu listeye bir bakalım: Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung , Kanada Başbakanı Mark Carney , İrlanda Başbakanı Micheál Martin , İngiltere Başbakanı Keir Starmer , Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve Almanya Başbakanı Frederic Mertz ...

ABD’nin müttefiki olan bu ülkelerin liderleri, son bir ayda Pekin’i ziyaret ederek Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le görüştüler.

Bu listeye Aralık 2025’te öncülük eden ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ’du.

Bu ülkelerin bazıları Çin’le “stratejik ortaklık” imzaladı, bazıları ise “kapsamlı stratejik ortaklığı” derinleştirme kararı aldı.

Peki neden?

ABD’nin müttefikleri neden bir ay içinde Çin’e yanaştı?

Bu yakınlaşma müttefiklerinin “baskı yapan ABD’ye” şantajı anlamına mı geliyor yoksa bu ülkeler ABD’ye karşı Çin’i bir dengeleyici olarak mı görüyorlar?

ZİYARETLER DAVOS-MÜNİH ZEMİNİNDE Bu ziyaretler Davos-Münih Güvenlik Konferansı zemininde gerçekleşti.

Biri ekonomi, diğeri güvenlik merkezli bu iki organizasyonda çoğu Atlantik lideri “düzenin yıkılmakta olduğunu” tespit etti ve sorumlusu olarak da ABD’yi işaret etti.

En çarpıcılarını anımsayalım...

Davos’ta Kanada Başbakanı Mark Carney , “Kurallara dayalı düzen hikâyesinin kısmen sahte olduğunu biliyorduk.

Bu kurgu faydalıydı.

Çünkü Amerikan hegemonyasının sağladığı bazı ‘nimetler’ vardı.

Ama artık o güzel hikâye bitti” dedi.

Daha da önemlisi Carney, yeni dönemi bir geçiş değil, bir kopuş olarak niteledi. “Yıkım altında” başlığını taşıyan Münih Güvenlik Raporu “Yaklaşık seksen yıl sonra, ABD önderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzen yıkıma uğruyor” saptaması yaptı ve Amerikan düzeninin doğrudan ABD tarafından yıkıldığını belirtti: “Mevcut kuralları ve kurumları baltayla yıkmaya çalışanların en güçlüsü ABD Başkanı Donald Trump’tır.” CARİ MESAJ-OLASI ÇIKTI Görüleceği üzere ABD’nin müttefiklerinin Çin’le yakınlaşması birincisi ABD’nin baskısı altında, ikincisi de “yeni düzen doğumu sancıları” öncesinde gerçekleşti.

Bu durumda baştaki sorunun her iki yanıtı da geçerlidir. 1) ABD’nin müttefikleri, baskı yapan hatta tehdit eden ABD’ye karşı siyasi şantaj yapmak üzere Çin’e yaklaşıyorlar.

Washington’a “Elindeki sopayı bırakmazsan Çin’e yanaşırız” mesajı veriyorlar. 2) ABD’nin müttefikleri, tehdidi Çin’le dengelemeyi planlıyorlar.

Bunlardan birincisi taktik, ikincisi ise stratejik düzeydedir.

Birincisi cari mesajdır, ikincisi ise olası süreç çıktısıdır.

Birincisi önceliklidir, ikincisi ise şartlara bağlıdır.

Çünkü Çin’i ziyaret eden ülkelerin her birinin ne derece tehdit altında olduğu ve buna bağlı olarak hangi ana hedefi belirlediği değişmektedir.

Örneğin ABD Başkanı Trump’ın 51. eyalet muamelesi yaptığı Kanada bu ülkeler içinde tehdidi en yakında hisseden ülkedir.

Örneğin Çin’de çok miktarda şirketi bulunan Almanya’nın Çin politikası diğerlerine göre daha derindir.

Örneğin ABD’nin önünü açtığı Japon militarizminden Çin kadar olmasa da rahatsız olan Güney Kore’nin endişeleri diğerlerinden farklıdır.

PEKİN’İ ÖLÇMEYE ÇALIŞIYORLAR Kısacası Çin’i ziyaret eden bu ülkelerin her birinin tek tek özel nedenleri var ama bu özel nedenler, elbette bu ülkelerin ABD müttefikliğini bırakmak istediği anlamına gelmiyor.

Tersine Çin’e yanaşma kartıyla ABD müttefikliğini kurtarmayı amaçlamaları önceliklidir.

Tabii Atlantik düzenin çözülmeye ve çok kutuplu bir dünyanın oluşmaya başladığı şartlarda, özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya’nın stratejik bazı hesaplar yapmaması elbette mümkün değil.

Davos-Münih düzleminde ortaya çıkan “düzenin yıkılmakta olduğu” saptamasının kaçınılmaz sonucu, yıkılanın yerine ne konacağı ve kimler tarafından konacağı meselesidir.

İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin Çin mesaisinin bir yönü de budur.

Londra, Paris ve Berlin, hem yıkılmakta olan düzenin hasarını Çin’le birlikte ne derece azaltabileceklerini hesaplamaya çalışıyorlar ama hem de “yeni düzen doğumu sancıları” öncesinde Pekin’in tutumunu, katkısını, payını ölçmeye çalışıyorlar.

İlgili Sitenin Haberleri