Haber Detayı

ABD itti Çin’e yöneldi
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
02/03/2026 00:00 (1 saat önce)

ABD itti Çin’e yöneldi

Alman ve Çinli liderlerin Pekin’de yaptıkları açıklamalar, alınan kararlar, Trump’a bir ders olarak yorumlandı.

German Foreign Policy, Alman Hükümeti’ni üçüncü ülkelerle daha sıkı işbirliği yapmaya zorlayan etkenin ABD’nin tutumu olmakla birlikte, ayrıca büyük ekonomik güç Çin ile daha güçlü bir işbirliğinden kaçınmanın mümkün olmadığını yazdı.

Trump Yönetimi’ndeki ABD’nin uluslararası hukuku ayaklar altına alan hatta bunlarla ilgilenmediğini ifade eden tavırları, tecrit olmalarını hızlandıran bir sonuç doğuruyor.

Trump’ın MAGA (Amerikayı Tekrar Büyük Yap) planı Asya merkezli Yeni Dünya’nın büyümesini hızlandırıyor.

Trump hedef aldığı ülkeleri büyük yapıyor.

Sistemin ana hedefi olarak belirlenen Çin, birinci ekonomi olma yolunda büyüyor.

Trump’ın Avrupa ülkelerine karşı yüksek gümrük vergisi politikaları, ABD hakimiyetine boyun eğdirme gibi hegemonyacı tutumları tersi sonuçlar veriyor.

Avrupa liderlerinin Çin ziyaretleri birbirini takip ediyor.

En dikkat çekici çıkış, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in “Çin’siz olmaz!” açıklaması oldu.

Merz, ekonomi ağırlıklı büyük bir heyetle Çin’e gitti.

Gidiş amacını, Trump Yönetimi’ne karşı sağlam durmak, kapsamlı stratejik ortaklığı derinleştirmek ve güçlü ekonomik ilişkileri geliştirmek olarak özetledi.

HIZLI DEĞİŞİM Merz, “Yeni bir Transatlantik yaratalım.” gibi çöken ilişkileri canlandırma tutumunu değiştirdi.

Bu hızlı dönüşümler, Avrupa halklarının ve düşünürlerinin hızlı küresel dönüşüme ayak uydurduğunu gösteriyor.

Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi yanında Rusya ile gaz boru hatları dahil diğer ilişkilerin tekrar kurulup canlandırılması eğilimi de giderek güçleniyor.

Berlin Hükümeti’nin danışmanları, ekonomik olarak ABD’den bağımsızlaşma çabalarını temel stratejik değerlendirmelerle destekliyor.

Bilim ve Politika Vakfı (SWP) 28  Ocak 2026 tarihli yayınında şunu belirtiyor: “Genel olarak ABD’ye bağımlılığı önemli ölçüde azaltmak gerekiyor.

Aksi takdirde, Temmuz 2025’teki gümrük anlaşması gibi, kötü koşullar altında, sürekli olarak ABD’ye tabi olunması gereken bir duruma düşülür.” Avrupa’dan Çin’e yönelen bu ilgi ve kurulan ilişkiler karşısında yalnızlığı derinleşen İsrail’in imdadına Hindistan Başbakanı Narendre Modi yetişti.

Ancak bunun İsrail’i kurtaramayacağını göreceğiz.

İsrail’in dayanağı konumundaki Amerika’nın, kendine faydası kalmıyor.

Avrupa’nın Çin’e ve Avrasya’ya yönelimini Alman Dış Politika Bülteni German Foreign Policy (GFP) 26 Şubat sayısında çok net olarak ortaya koydu.

Özetleyelim: “Almanya, Trump Yönetimi’nin sürekli saldırılarına karşı gelecekte daha iyi savunma yapabilmek için Çin ile ‘kapsamlı stratejik ortaklığını’ derinleştiriyor, ekonomik ilişkilerini de geliştirecek.

Bunlar, Friedrich Merz’in, Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile yaptığı görüşmelerin sonuçlarıdır.

Berlin-Pekin yakınlaşmasının tetikleyicisi, Trump Yönetimi’nin Almanya ve AB’ye yönelik saldırılarıdır.

Bu durum, Alman Hükümeti’ni ekonomik ve politik olarak üçüncü ülkelerle daha sıkı işbirliği yapmaya zorlamaktadır.

Büyük ekonomik güç Çin ile daha güçlü bir işbirliğinden kaçınmak da mümkün değildir.

Merz, ekonomik farklılıkların gelecekte ‘açık bir diyalog içinde’ çözüleceğini söyledi.” FRANSA, İNGİLTERE… GİBİ Merz, Çin’e uçuşundan kısa bir süre önce Çin Halk Cumhuriyeti hakkında oldukça sert açıklamalarda bulunmuştu.

Münih Güvenlik Konferansı’nda, Pekin’in “başkalarının bağımlılıklarını sistematik olarak kullandığını” söyledi.

Çin’in küresel bir tasarım iddiasında bulunduğunu ve bunun için uzun yıllar boyunca stratejik sabırla temelleri attığını ifade etti.

Merz, 25 Şubat’ta Pekin’de yaptığı görüşmelerde, sert tutumundan belirgin şekilde ayrıldı.

Arka planda, Federal Almanya Hükümeti’nin, ABD’nin sürekli artan saldırılarına karşı kendini savunmak zorunda kalması gerçeği yatıyor.

Çin ile gerilimleri azaltmayı, ekonomik ilişkileri sağlamlaştırmayı hedefleyen Almanya, son aylarda Fransa, Kanada ve Birleşik Krallık’ın izlediği yolu takip ediyor.

ALMANYA, PAZARINI ÇİN’E KAYBEDİYOR Berlin, ekonomik gidişatta acil düzeltmeye ihtiyaç duyuyor.

Çin, geçen yıl yeniden Almanya’nın en önemli ticaret ortağı haline gelmiş olsa da Almanya’nın ihracatı yüzde  9,7 düştü, Çin’den ithalatı ise yüzde  8,8 arttı.

Bu durum, 89,3 milyar avro ile rekor seviyede bir ticaret açığına yol açtı.

İhracat düşerken ithalattaki artış, Alman sanayisini giderek daha fazla baskı altına alıyor, Alman ekonomisi üzerinde yük oluşturuyor.

Görüşmelerde ağırlıklı olarak bu ekonomik konular ele alındı.

Alman şirketlerinin artık üçüncü pazarlarda da Çinli rakiplerine pazar kaybettiği görülüyor.

Örneğin, Viyana merkezli Doğu Orta Avrupa’nın önde gelen bankası Erste Group, “Çin, Almanya’nın bölgelerdeki varlığını geriletti” saptamasında bulundu.

Alman ekonomistlere göre, Almanya bölge çapında artık sadece 15 ülkeyle en büyük veya ikinci en büyük ticaret ortağı, Çin ise 18 ülkeyle.

Artık Doğu pazarında faaliyet gösteren her altıncı Alman şirketi, güçlenen Çin rekabetiyle karşılaşıyor.

Viyana merkezli Erste Group, yalnızca 2019-2023 yılları arasında Çin’in Doğu ve Güneydoğu Avrupa’nın birçok ülkesinde pazar payını yüzde 10 ile yüzde 30 arasında arttığını, Almanya’nın ise pazar payını yüzde  20’ye varan oranlarda kaybettiğini bildirdi.

ING Bankası’na göre Çin, dayanıklı tüketim mallarında da ilerleme kaydetti.

Polonya, 2022’den 2025’e kadar Çin’den araba ithalatını 2 milyar dolardan 11 milyar dolara yükseltti.

HER İKİ TARAF SAMİMİ VE DİYALOG YANLISI Merz ile Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang’in yaptığı görüşmelerde, özellikle ekonomik sorunlar masaya konuldu.

Merz’in Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrollerini ve yüksek Almanya ticaret açığını gündeme getirdiği bildirildi.

Öte yandan Çin tarafı, Huawei gibi Çin’in teknoloji şirketlerine getirilen kısıtlamalar ve AB’nin ihracat sınırlamaları hakkında eleştirilerde bulundu.

Bu kapsamda ABD’nin baskısıyla Hollandalı şirket ASML, en modern çip üretim makinelerini Çin’e ihraç edemiyor.

Ortak açıklamada, her iki tarafın da samimi ve açık bir diyalog yoluyla farklılıkları çözmek istediği ifade edildi.

Merz, mevcut zorlukların gelecekte işbirliği ve diyalog içinde çözülebileceğinden emin olduğunu söyledi.

Merz, Pekin’in ilk adım olarak 120 Airbus yolcu uçağı sipariş etmeyi taahhüt ettiğini bildirdi.

Bunun, Alman ticaret açığını azaltmak için atılacak ilk adım olacağını ifade etti.

İYİ İLİŞKİLER AB ÇAPINDA GELİŞTİRİLECEK Merz, bu yıl içinde başka Alman bakanların Çin’e seyahat edeceğini bildirdi.

Yoğun bir diyalog hedefleniyor.

İstişareler en son 2023 yılında gerçekleşmiş, ardından artan gerginlikler nedeniyle planlanamamıştı.

Merz ayrıca, sadece Almanya ve Çin arasında değil, aynı zamanda Çin ve AB arasında da iyi ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyledi.

DW Türkçe bu buluşmaya büyük önem vererek geniş haber yaptı.

Alman ve Çinli liderlerin Pekin’de yaptıkları açıklamalar, her iki tarafta ilişkilerin derinleştirilmesi yönünde ortak irade olduğunu ortaya koydu.

Bu görüşme ve kararlar aynı zamanda Trump’a bir ders olarak yorumlandı.

İlgili Sitenin Haberleri