Haber Detayı

Alice ve Azerbaycan, ‘stratejik ortaklıklar’ diyarında -II-
Halil özsaraç aydinlik.com.tr
02/03/2026 00:00 (1 saat önce)

Alice ve Azerbaycan, ‘stratejik ortaklıklar’ diyarında -II-

Alice ve Azerbaycan, ‘stratejik ortaklıklar’ diyarında -II-

Geçen hafta, “kıtaya kilitli” kardeşimiz Azerbaycan’ın jeopolitik hassasiyetini enerji-politik denklemler ile aşmaya çalıştığını yazmıştık.

Azerbaycan’ın Rusya ve İran ile arasındaki karşılıklı savunma hassasiyetlerinden de bahsetmiştik.

Yaptırımlar nedeniyle piyasalara enerji arz etmekte zorlanan Rusya ve İran’ın Batı ile geçimsizliklerini kendi lehine değerlendirme peşine düşen kardeşimiz Azerbaycan’ın altını oyduğu bu devletlerin şerrinden korunmak amacıyla, enerji piyasalarını kontrol eden küresel güç ABD ile ve enerji bağımlılığı olan Türkiye, İsrail, Çin ve AB gibi kıtasal/bölgesel güç merkezleri ile “stratejik ortaklık” temelli enerji-politik denklem arayışlarında olduğunu da yazmıştık.

İlginçtir; 2008 “Bakü Süreci” ile Azerbaycan, Doğu-Batı arasında köprü olduğunu söyleyerek; 2011’de de Bağlantısızlar Hareketi’ne (Non-Aligned Movement) üye olarak bu tehlikeli denkleme kılıf üretmeye çalıştı.

Aliyev’in “bir millet iki devlet” söylemine bakarak bu denklemde Türkiye’nin bir numara olduğunu söyleyebiliriz ve biz, bundan memnunuz.

Azerbaycan’ın 1997’den sonra İsrail ile İran düşmanlığını temel alan “stratejik ortaklığı” da geçen haftanın konusuydu.

ABD’nin “Ermeni Lobisi”ni kandırmaktan ziyade, Rusya’ya ve İran’a karşı feda edilebilir bir “ara tampon” olmaya hazırlamak istediği Azerbaycan’a dayatılan göstermelik “ABD yaptırımları”, İsrail üzerinden bypas edilmiş idi.

Bunun yanında ABD, hesapta “İsrail ile stratejik ortaklığı nedeniyle güvenilir gördüğü” Azerbaycan’ı, bölgesel güç boşluklarının Rusya veya İran tarafından doldurulmasını önlemede kilit roller vermeye istekli duruş sergiliyordu.

Kardeşimiz Azerbaycan ise, “bölgesel kilit rol” için ABD’nin peşine düştü ne yazık ki… ENERJİDE STRATEJİK ORTAKLIK Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’da başlattığı askerî harekât nedeniyle Rus enerji kaynaklarını kullanmaması için ABD baskısına maruz kalan AB ise, Azerbaycan ile enerji tabanlı bir stratejik ortaklığa gitti.

Temmuz 2022’de AB ile imzaladığı ve AB’nin Azerbaycan’dan yaptığı doğal gaz ithalatını 2027’ye kadar iki katına çıkarmasını öngören anlaşmadan sonra Cumhurbaşkanı Aliyev, isimlerini vermemekle beraber Azerbaycan’ın 10 Avrupa ülkesi ile “stratejik ortaklık” anlaşması yaptığını dillendirmeye başladı.

AB’nin Azerbaycan üzerinden gelen doğal gaza bağımlı hâle gelmesi, ABD’nin bu yolu, bir an önce kontrol etme hırsını da tetikledi ve ABD-Azerbaycan diplomatik temasları yoğunlaştı.

ABD-Azerbaycan yakınlaşması devam ederken, Temmuz 2024’te Astana’da imzalanan Azerbaycan-Çin “Stratejik Ortaklık” Antlaşması, ABD’nin “stratejik ortaklık” için elini çabuk tutmasını sağlamak için imzalanmış göstermelik bir anlaşmaydı.

Nihayet, Temmuz 2025’te Hankendi’de yapılan 3.

Şuşa Küresel Medya Forumu’nda Cumhurbaşkanı Aliyev’in “ABD ile Azerbaycan’ın önemli bir dönüm noktasında” olduğunu açıklaması, Azerbaycan-ABD “stratejik ortaklığı” için yakında temel atılacağını gösteriyordu.

YAPTIRIMLAR ASKIYA ALINDI Aliyev’in bu açıklamasından 3 hafta sonra, 8 Ağustos 2025’te, ABD Başkanı Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Washington’da toplandı.

Zirve’nin başlamasına saatler kala Trump, Azerbaycan’a yönelik tüm ABD yaptırımlarını askıya aldı.

Zirvede öncelikle, 30 yıldır Azerbaycan-Ermenistan barışını sağlama misyonunu yürüten Minsk Grubu’nu kapatan ortak bir bildiri imzalandı.

Böylece, Azerbaycan-Ermenistan barışı için ABD, Rusya ve Fransa’yı devre dışı bırakarak tek “aracı aktör” hâline geldi.

Arkasından da, Azerbaycan-Ermenistan barış antlaşmasının 17 maddelik ön metni imzalandı.

Bunları gereksiz birer formalite olarak gören ABD açısından Washington Zirvesi’nin en kritik sonuçları ise: - Azerbaycan-ABD ilişkilerinin en geç 1 yıl içinde “stratejik ortaklık” düzeyine çıkarılacağını teyit eden mutabakat zaptının (Memorandum of Understanding-MoU) imzalanması ve - Orta Asya-Güney Kafkasya-Avrupa ekseninin en kilit bölgesi olan Zengezur’da “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Güzergâhı (TRIPP)” adını alacak 43 kilometrelik kritik bir bağlantı yolunun ABD’nin kontrolüne verilmesini kabul eden anlaşmanın yapılması oldu.

Zirve öncesinde; - Azerbaycan, Zengezur Koridoru üzerinde sınır kontrolü dâhil tüm egemenlik yetkilerinin kendisine devrine isterken, - Ermenistan da, prensip olarak bağlantı yolu için gerekli araziyi tahsis etmekle birlikte, egemenlik yetkilerinden vazgeçmeyi reddediyordu. 2025 Washington Zirvesi’nde taraflar, Ermenistan’ın egemenliğinde kalmaya devam edecek olan Zengezur Koridoru’nun TRIPP adını alarak %74’lük hissesi “TRIPP Development Company” adlı ABD şirketi tarafından 49 yıllığına işletilmesini ve koridorun güvenliğinin de ABD askeri şirketleri tarafından sağlanmasını kabul ettiler.

SADECE ENERJİ KORİDORU DEĞİL Rusya’nın yakın tehdidi nedeniyle zoraki kullanılan Gürcistan bağlantı yollarının yerini alacak olan TRIPP’in yalnızca enerji koridoru olmakla kalmayıp Orta Asya’nın nadir toprak elementlerinin Batı’ya geçiş güzergâhı olacağına da dikkat etmek gerekir.

Azerbaycan, yaptığı TRIPP hamlesi ile Rusya ve İran’ın Güney Kafkasya’daki stratejik derinliğini kısıtladığını sanabilir; ama, aslında Türkiye, Avrupa ve Çin’in arasına, yani Orta Koridor’a, ABD dikenli telini çekmiş oldu.

ABD’ya göre, bu girişim, küresel ticaretin aktığı güvenli yolları çeşitlendirme amacına hizmet etmekteydi.

Fakat, meseleyi deneyimlere dayanarak incelersek; ABD, Gürcistan yolunun Rusya tarafından tıkandığı dakikada, Orta Koridoru tümüyle tıkamak, yani hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin boğazını sıkmak için Zengezur’u istemiyorsa ne için istiyor?

Aslında, kardeşimiz İran’ın da Zengezur’un TRIPP’leşmesine dolaylı katkısı olmadı değil.

Neticede İran, “Turan Koridoru” olmasın ve “Türk NATO’su”nun kurulmasına katkı sağlamasın diye Zengezur Koidoru’na tepinerek direnirken ABD’nin TRIPP’i ile çevrelendi.

Özetle; yağmurdan kaçarken doluya yakalandı.

ABD İLE STRATEJİK ORTAK OLMAK ABD saldırılarına maruz kaldığından şu günlerde desteğimize ihtiyaç duyan kardeşimiz İran için açtığımız bu parantezden sonra; diğer kardeşimiz Azerbaycan’ın emperyalist ABD ile 8 Ağustos 2025’te tohumlarını attığı “stratejik ortaklık” konusuna tekrar dönelim.

ABD ile stratejik ortak olma şerefine erişen(!) Azerbaycan: - “Bölgesel bağlantı” kapsamında; Avrupa’nın ve Türkiye’nin enerji güvenliğini ilgilendiren “Güney Gaz Koridoru” ile tüm Türk dünyasının ticaret yolu olan Orta Koridor ve Trans-Hazar ulaştırma güzergâhını ABD’nin kontrolüne teslim etmeye, - “Ekonomik yatırım” kapsamında; Azerbaycan’ın “yapay zekâ, siber güvenlik, telekomünikasyon ve girişimcilik ekosistemi”ni ABD’lileştirmeye, - “Güvenlik işbirliği” kapsamında; Azerbaycan Ordusu’nu, ABD’nin eğitim ve istihbarat desteği ile askerî teknoloji satışına bağımlı hâle getirmeye razı gelmiş oldu.

Azerbaycan, yıllık 10.000 megavat elektrik üretim kapasitesinden “gelişmiş sanayisi” olmadığı için kullanamadığı 2.000 megavat elektrik enerjisini komşu ülkelere ihraç etmek yerine, ABD’nin Azerbaycan’da kurup işleteceği “veri merkezleri”nde harcamak üzere çalışmalara başladı.

Kardeşimizin, “stratejik ortaklık” serabına kapılarak teknolojik ağ altyapısını emperyalizme teslim etmesini aklım almıyor.

Son olarak, Şubat 2026’nın başlarında “stratejik ortaklık” antlaşmasını imzalamak için Azerbaycan’ı ziyaret eden ABD Başkan Yardımcısı Vance, ABD’nin Azerbaycan’a Hazar Denizi’nde kullanmak üzere karakol gemileri vereceğini söyledi.

İran’ın aleyhine bir antlaşma olan 2018 Aktav Antlaşması ile Hazar Havzası yetki alanlarındaki anlaşmazlıklar buzdolabına atılmış idi.

Azerbaycan, Hazar’ın paylaşımı konusunda yalnızca İran ve Rusya ile anlaşmazlık içinde olduğuna göre, Hazar Havzası’nda Azerbaycan askerî gücünü kendine bağımlı kılmaya çalışan ABD’nin asıl niyetini anlamak zor değil… Buraya yazdıklarımı aktarmak üzere randevu talep eden e-postama cevap bile vermeme (!) nezaketini gösteren kardeş Azerbaycan’ın İstanbul Başkonsolosluğu, belki okur diye gazeteye yazmaktan başka çarem kalmadı.

Fakat, ayıp olur diye söylememek, yazmamak, gerçekten de, kardeşlik hukukuna ihanet olur idi.

Bu sebepten, üzerine basa basa söylemek zorundayım: Güney Kafkasya’da ABD’nin başrolü kaptığı TRIPP filmi daha yeni başlıyor.

ABD, 2010’da da bize “stratejik ortaklık” iksirini içirmiş ve “Kürecik”i başımıza bela etmişti.

Sizin de artık başınızda TRIPP adında nur topu gibi bir belanız var artık… Biz “İncirlik ve Kürecik” belasından; siz de “TRIPP” belasından kurtulmak zorundasınız… Hâlâ geç kalmış sayılmayız… Biz ABD ile değil, Asyalı kardeşlerimizle birlikte daha güçlüyüz…

İlgili Sitenin Haberleri