Haber Detayı

"Masaya yumruğu değil vizyonumu koyuyorum"
şirket haberleri dunya.com
06/03/2026 00:00 (2 saat önce)

"Masaya yumruğu değil vizyonumu koyuyorum"

8 Mart benim için sadece bir “kutlama” günü değil aynı zamanda ekonomik gücün kadınlar tarafından yeniden tanımlandığı bir eşik demek. Dolayısıyla risk almayı, yeniden başlamayı, masaya yumruğumu değil vizyonumu koymayı seçmeyi tercih etmeyi kadın gücüyle bağdaştırabiliyorum.

TOBB Mersin Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma TEMELŞahsım adına girişimcili­ği bir unvan gibi değil daha çok bir refleks gibi yaşıyo­rum.

Risk almayı, yeniden başla­mayı, masaya yumruğumu değil vizyonumu koymayı seçiyorum.Çünkü kadın olmak, iş dünyasında çoğu zaman iki kat çalışmak anla­mına geliyor ancak yol bununla da bitmiyor.

Aynı zamanda iki kat da­yanıklılık, sezgi ve stratejiye sahip olmanız farklı bir ifadeyle her za­man hazır olmanız gerekiyor.

Do­layısıyla biz kadınlar iş kurarken yalnızca şirket kurmayız.

Bir dü­zen kurarız.

Bir sistem inşa ederiz.

İnsan yetiştirir, ekip büyütür, kriz yönetir, finans okur, pazar koku­sunu alırız.

Çoğu zaman tüm bun­ları görünmez bariyerlerin arasın­dan geçerek yaparız.Kadının ruhunu kattığı bir ekonomi daha adil ve çevikBu yüzden 8 Mart benim için sa­dece bir “kutlama” günü değil aynı zamanda ekonomik gücün kadın­lar tarafından yeniden tanımlan­dığı bir eşiği temsil ediyor.

DÜN­YA Gazetesi’nin 46 yıldır Türkiye ekonomisinin nabzını tutan yayın çizgisi içinde kadın girişimciliği­ni merkeze alan bu özel çalışma­sı, tam da bu yüzden kıymetli.

Gi­rişimcilik ise benim için sadece bir şirket kurmak değil, bir dün­ya kurma anlamı taşıyor.

Türkiye ekonomisi girişimcilikle yükseldi, evet.

Ama artık oyunun kuralı da değişti.

Kadınların ruhunu kattığı bir ekonomi sadece daha “adil” de­ğil, çok daha çevik, çok daha sezgi­sel ve çok daha sarsılmaz.

Kadın girişimci, sadece istihdam yarat­maz dokunduğu her iş modelini de bir kaldıraç gibi toplumsal bir dö­nüşüme çevirir.Öte yandan bu işin rakamsal verilerine baktığımızda tablo­yu daha net okuyabiliyoruz. 2025 verilerine göre kadın girişimci oranımız yüzde 18,2.

Ocak 2026 itibarıyla TOBB verilerinde gör­düğümüz o kıpırtı ve anonim şir­ketlerdeki yüzde 14,1’lik, koope­ratiflerdeki yüzde 26,4’lük kadın imzası bize şunu haykırıyor: Ka­dınlar artık sadece masada değil, masayı kuran iradenin ta kendi­si!

Ancak yetmez.

O masayı bü­yütmek, o sesi dünyaya duyurmak için daha çok mentora, daha cesur finansal araçlara ve en önemlisi birbirimizin elini tutmaya ihtiya­cımız var.Şahsım da bu bitmeyen dönü­şümün tam kalbinde, bir kadın gi­rişimci olarak “onja.kobi” ile yol yürüyor.

Bizim mutfağımızda “ha­zır reçeteler” yok.

Biz, her işletme­ye bir sanat eseri gibi yaklaşıyor, “terzi işi” stratejiler dokuyoruz.

KOBİ’ler bu ülkenin omurgasıy­sa, biz o omurgayı Sanayi 4.0 ile ayakta tutan, dijital ve yeşil dönü­şümle modernize eden yol arka­daşlarıyız.

Bu nedenle, bizim için başarı sadece bir teşvik dosyası­nın onaylanması değil.

Başarı, o kaynağın fabrikada bir makineye, bir kadının istihdamına, bir mar­kanın yurt dışındaki gururuna dö­nüşmesini ifade etmeli.“Nasıl olur?” sorusuna cevap vermek değerliGirişimcilik yolculuğum, ilk günden bu yana “Olur mu?” soru­suna değil, “Nasıl olur?” sorusuna odaklanarak ilerledi.

Kaynak bul­mak zor olduğunda model geliştir­dim.

Kapılar kapandığında alter­natif pazar aradım.

Çünkü kadın girişimcinin en büyük avantajı es­nekliği, sezgisi ve kriz anında bi­le strateji kurabilme refleksi.

Bu perspektif göz önünde bulundu­rulduğunda girişimciliği bir ce­saret hikâyesi olarak değil, bir so­rumluluk alanı olarak görüyorum.

İlgili Sitenin Haberleri