Haber Detayı

Ekonomide ‘kayıp halka’ düğümü
şirket haberleri dunya.com
06/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Ekonomide ‘kayıp halka’ düğümü

Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı yüzde 36 ile OECD ortalamasının 25 puan gerisinde. Bu farkın kapanması GSYH’ye yüzde 20 ek katkı potansiyeli taşıyor. Ancak üst yönetimde temsilin yüzde 20’nin altında kalması sürdürülebilir büyüme önünde yapısal bir engel. Karar mekanizmalarındaki bu ‘cam tavan’, ekonomide stratejik bir kayıp yaratıyor.

Başak Nur GÖKÇAMTürkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyü­me yolculuğunda en stratejik virajlardan biri, nü­fusun yarısını oluşturan ka­dınların ekonomik değer ya­ratma sürecine tam enteg­rasyonundan geçiyor.

Bugün Türkiye’de kadınların iş gücü­ne katılım oranı yaklaşık yüz­de 36 iken, bu oran OECD ül­kelerinde ortalama yüzde 62- 63 seviyelerinde seyrediyor.

Aradaki bu 25 puanlık uçu­rum, sadece bir sosyal adalet meselesi değil, aynı zamanda ülkenin kaçırdığı devasa bir ekonomik büyüme fırsatı an­lamına geliyor.Bu kritik tabloyu değer­lendiren LEAD Network Türkiye Yönetim Kuru­lu Başkanı Neslihan Ni­giz Ulak, konunun salt bir eşitlik söyleminin ötesin­de, rasyonel bir ekonomi politikası olduğunu vur­guluyor.

Ulak, “Bu far­kın kapanması halinde Türki­ye ekonomisinin GSYH’sinde uzun vadede yüzde 15–20’ye varan ek katkı potansiyeli ol­duğu hesaplanıyor.

Kısacası bu sadece bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda çok güçlü bir ekonomik büyüme fırsatı” diyerek tablonun ciddiyetini ortaya koydu.Karar mekanizmalarında ‘cam tavan’ gerçeğiPerakende ve hızlı tüketim gibi kadın istihdamının baş­langıç seviyelerinde yoğun ol­duğu sektörlerde bile, hiyerar­şi basamakları yükseldikçe ka­dın oranının dramatik şekilde düştüğü görülüyor.

OECD ül­kelerinde kadınlar toplam is­tihdamda güçlü görünse de üst yönetimde bu oran yüzde 30 civarında kalırken, Türkiye’de temsil oranı yüzde 20’lerin bi­le altına iniyor.Ulak, bu düşüşü yalnızca ‘bilinçli tercih’ argümanıy­la açıklamanın mümkün ol­madığını ifade ediyor.

Kari­yer yolculuğundaki görünmez engellere değinen Ulak, “Bu durum yalnızca ‘bilinçli ter­cih’ ile açıklanamaz.

Cam ta­van, görünmez ön yargı­lar ve kariyer yolculuğundaki yapısal engeller önemli rol oy­nuyor.

LEAD Network Türki­ye perspektifinde odak nok­tamız, bu ön yargıları kaldır­mak ve kadınların karar alma mekanizmalarında sürdürü­lebilir şekilde temsil edilme­sini sağlamak” sözleriyle ku­rumsal yapılardaki tıkanıklı­ğa dikkat çekti.Sürdürülebilirliğin sade­ce çevresel faktörlerden iba­ret olmadığını hatırlatan bu veriler, şirketlerin giriş ve or­ta kademelerinde sayısal bir iyileşme olsa da karar alma mekanizmalarının çok da­ha dar bir havuzdan bes­lendiğini kanıtlıyor.

Ulak’a göre, terfi sü­reçlerindeki şeffaflık eksikliği ve rol model azlığı, ‘sayısal artı­şın’ ‘nitelikli temsi­le’ dö­nüş­mesini engelliyor.Krizlere karşı çeşitlilik kalkanıAraştırmalar, farklı bakış açılarına sahip liderlik ekiplerinin kriz dönemlerinde çok daha dengeli ve hızlı kararlar alabildiğini kanıtlıyor.

Çeşitlilik; riskleri daha geniş açıdan değerlendirme, alternatif senaryoları görme ve paydaş beklentilerini daha iyi yönetme kapasitesini artırıyor.

Neslihan Nigiz Ulak, bu direnç mekanizmasını şöyle açıklıyor: “Konu ‘kadınlar daha iyi yönetir’ iddiası değil; tek tip yönetim yapılarının daha sınırlı perspektife sahip olabileceği gerçeği; dolayısıyla çeşitlilik kriz dayanıklılığını güçlendiren stratejik bir unsurdur”.Kayıp halka sorunu ve kota tartışmasıBirçok sektörde orta kademe yönetim, kadınlar için ‘kritik eşik’ ya da ‘kayıp halka’ olarak nitelendiriliyor.

Stratejik projelerde yer alamama ve iş-özel hayat dengesinin en yoğun hissedildiği bu dönemde, şeffaf sponsorluk mekanizmaları devreye girmezse üst yönetime geçişler doğal olarak tıkanıyor.

Kota uygulamaları dünyada tartışılsa da Ulak, Türkiye’de gönüllülük temelli uygulamaların, mentorluk programlarının ve performans odaklı DEI (Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) hedeflerinin de büyük bir dönüşüm yaratabileceğine inanıyor.Cinsiyet dengesi bir risk faktörüModern finans dünyasında artık ‘kadınsız bir yönetim kurulu’, yatırımcılar tarafından eksik bir yapı ve potansiyel bir finansal risk olarak kodlanıyor.

Çeşitliliğin sosyal bir başlıktan ziyade sürdürülebilir başarı ve uzun vadeli değer yaratma unsuru olduğunu belirten Neslihan Nigiz Ulak, konuyu şöyle özetliyor: “Bugün birçok yatırımcı için kadın üyesi olmayan bir yönetim kurulu, eksik bir yapı olarak değerlendirilebiliyor.Çünkü çeşitlilik sadece eşitlik meselesi değil; daha dengeli karar alma, farklı bakış açıları ve daha güçlü performans anlamına geliyor”.ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) skorlamalarında da artık sadece toplam istihdam sayısına bakılmadığını, karar mekanizmalarındaki etkinliğin sorgulandığını görüyoruz.

Ulak, “Yetenek havuzunun yarısını yeterince değerlendirmemek hem rekabet hem de inovasyon açısından sınırlayıcıdır.

Eşitlik olmadan tam anlamıyla sürdürüle-bilirlikten söz etmek zor” diyerek şirketlere çağrıda bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri