Haber Detayı

Helyum balonu patlarsa MR bile çalışmaz
Gündem aydinlik.com.tr
20/03/2026 00:00 (1 saat önce)

Helyum balonu patlarsa MR bile çalışmaz

Katar’daki üretimin durmasıyla, dünya helyum arzının üçte biri piyasadan çekildi. Çatışmaların uzaması halinde dünyayı yeni bir kriz bekliyor.

İran’a yönelik saldırılarla başlayan savaş, yalnızca askeri dengeleri değil küresel sanayi üretimini de etkileyen yeni bir krizi tetikledi.

Katar’daki üretim tesislerinin hedef alınması ve faaliyetlerin durdurulmasıyla birlikte, dünya helyum arzının yaklaşık üçte biri piyasadan çekildi.

Kriz, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksaması sonrası ortaya çıktı.

Katar’ın Ras Laffan Sanayi Şehri’nde bulunan ve doğal gaz işleme süreçleriyle birlikte helyum üretimi yapan tesislerde üretim durduruldu.

Günlük yaklaşık 17 ton sıvı helyum üretim kapasitesine sahip tesis, küresel arzın önemli bölümünü karşılayan merkezlerden biri olarak biliniyor.

Helyum, doğrudan tüketilen bir enerji kaynağı olmaktan çok, kritik teknolojik süreçlerde kullanılan stratejik bir gaz.

Süperiletken mıknatısların soğutulmasından tıbbi görüntüleme cihazlarına, yarı iletken üretiminden savunma sanayisine kadar geniş bir kullanım alanına sahip.

Özellikle çip üretiminde kullanılan yüksek saflıktaki helyum, silikon plakaların işlenmesinde vazgeçilmez bir rol oynuyor.

Bu nedenle Katar’daki üretimin durması, yalnızca enerji piyasalarını değil, dijital teknoloji üretimini de doğrudan etkiliyor.

Küresel tedarik zincirinin önemli bir halkasının devre dışı kalması, yarı iletken üretiminde maliyet artışı ve gecikme riskini beraberinde getiriyor.

Uzmanlara göre çatışmaların kısa sürede sona ermemesi halinde, bu durumun küresel ölçekte bir tedarik krizine dönüşmesi ihtimali giderek güçleniyor.

Helyumun küresel dağıtımı sınırlı sayıda büyük şirket tarafından yürütülürken, üretim ve sevkiyatın durması halinde alternatif kaynakların devreye alınması zaman alıyor.

Katar’dan çıkan helyumun dünya pazarlarına ulaşmasının normal şartlarda haftalar sürdüğü dikkate alındığında, üretimde yaşanacak uzun süreli kesintilerin etkisinin aylar boyunca hissedilebileceği belirtiliyor.

Öte yandan bölgedeki çatışmaların seyrine ilişkin belirsizlik sürüyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişlerin aksaması ve üretim tesislerinin yeniden devreye alınamaması halinde, mevcut arz daralmasının daha da derinleşebileceği ifade ediliyor.

Bu tablo, küresel sanayi üretimi ve teknoloji sektörleri açısından yeni bir kırılganlık alanı olarak öne çıkıyor. ‘KRİZ SADECE ENERJİ DEĞİL’ Konuyu Ulusal Strateji Merkezi (USMER) Savunma Sanayi Komisyonu Başkanı Serdar Aliçavuşoğlu’na sorduk.

Aydınlık’a yaptığı değerlendirmede Katar’daki üretimin durmasıyla büyüyen helyum krizinin yalnızca enerji piyasalarını değil, doğrudan teknoloji, sağlık ve savunma alanlarını etkileyeceğini söyleyen Aliçavuşoğlu, “Bu gazın birçok alanda alternatifi yok.

Bazı sistemler helyum olmadan çalışamaz.” dedi.

Helyumun sıradan bir endüstriyel gaz olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Aliçavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Helyum, sahip olduğu fiziksel özellikler nedeniyle başka bir gazla kolayca ikame edilemez.

Özellikle çok düşük sıcaklık gerektiren sistemlerde tek seçenek haline geliyor. “Bu gazın değeri, kullanım alanlarından kaynaklanıyor.

Eğlence amaçlı kullanımın ötesinde, modern teknolojinin kritik altyapılarından biridir.

Helyum olmadan bazı ileri teknolojilerin çalışması mümkün değil.” Krizin doğrudan günlük hayatı etkileyecek bir boyuta ulaştığını belirten Aliçavuşoğlu, özellikle sağlık ve teknoloji alanlarına dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Bugün dünyada kullanılan MRI cihazlarının büyük bölümü helyumla çalışıyor.

Bu gaz olmadan bu cihazların çalışması mümkün değil.

Bu da doğrudan sağlık hizmetlerini etkileyen bir durum.

Öte yandan yarı iletken üretimi, çip teknolojileri ve veri merkezleri de helyuma bağımlı.

Bu alanlarda yaşanacak bir aksama, sadece sanayi değil, dijital altyapıları da etkiler.

Yapay zekâdan savunma sistemlerine kadar geniş bir zincir söz konusu.” ‘GELECEK: HELYUM-3’ Küresel helyum arzının sınırlı sayıda ülkenin kontrolünde olduğuna da işaret eden Aliçavuşoğlu, mevcut krizin yapısal bir sorunu ortaya çıkardığını söyledi, Helyumun gelecekteki potansiyeline de dikkat çekerek şunları anlattı: “Helyum yenilenebilir bir kaynak değil.

Doğal gazla birlikte oluşuyor ve bir kez atmosfere karıştığında geri kazanılması neredeyse imkânsız.

Bu nedenle arz son derece sınırlı ve kırılgan. “Dünya üretiminin önemli bölümü birkaç ülkenin elinde.

Katar’daki bir üretim kesintisinin bile küresel etki yaratmasının nedeni bu.

Bu tablo, helyumun sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir kaynak olduğunu gösteriyor. “Helyum-3, gelecekte nükleer füzyon teknolojileri için kritik bir yakıt olarak görülüyor.

Bu nedenle Ay yüzeyindeki rezervler dahi tartışılıyor.

Ancak bu, kısa vadede çözüm değil. “Bugün karşı karşıya olduğumuz kriz, mevcut Helyum-4 kaynaklarının yönetimiyle ilgili.

Gelecek teknolojiler umut verici olsa da bugünkü arz sorununu ortadan kaldırmaz.” ‘ÇÖZÜM TRÇİ İTTİFAKINDA’ Krizin tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesini zorunlu kıldığının altını çizen Aliçavuşoğlu, çözümü şöyle anlattı: “Batı merkezli tedarik ağlarının kırılganlığı bu krizle birlikte daha net ortaya çıktı.

Helyum gibi stratejik kaynaklarda tek kanala bağlı bir yapı sürdürülebilir değil.

Bu nedenle alternatif işbirliklerinin geliştirilmesi gerekiyor. “Rusya ve İran gibi kaynak ülkeleri, Çin gibi teknoloji üreticileri ve Türkiye gibi lojistik merkezler arasında kurulacak işbirlikleri bu alanda yeni bir denge oluşturabilir.

Bu tür bir hat, sadece arz güvenliğini artırmakla kalmaz, aynı zamanda fiyat ve erişim üzerindeki dış baskıları da sınırlayabilir. “Türkiye burada yalnızca tüketici konumunda değil.

Coğrafi konumu ve mevcut altyapısıyla dağıtım, işleme ve yeniden ihracat süreçlerinde aktif rol üstlenebilir.

Bu da Türkiye’yi kritik kaynakların yönetiminde merkez ülkelerden biri haline getirebilir.” Aliçavuşoğlu sözlerini şöyle bitirdi: “Bu tür krizler, Türkiye’nin enerji ve teknoloji alanında daha bağımsız hareket etmesi gerektiğini gösteriyor.

Helyum gibi kritik girdilerde dışa bağımlılık, doğrudan stratejik zafiyet anlamına gelir.”

İlgili Sitenin Haberleri