Haber Detayı

PKK’nın nevroz serhildanı
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
26/03/2026 00:00 (2 saat önce)

PKK’nın nevroz serhildanı

Birlik ve kardeşliği güçlendiren her girişim değerlidir. 27 Şubat Çağrısı bunun önünü açtı. Sürecin sağlıklı yürümesi açısından herkese büyük sorumluluklar düşüyor. Bu bağlamda Vatan Partisi’nin görüş ve önerilerinin devlet katında dikkate alınması hayati önem taşıyor.

5/7 Mayıs 2025 tarihinde PKK 12.

Kongresi toplanarak örgütü feshettiklerini ve silahlı mücadeleyi durdurduklarını açıkladı.

İki ayrı yerde toplanan kongrenin birincisinde Cemil Bayık, Duran Kalkan, Bese Hozat gibi örgütün yönünü belirleyen ana kadrolar yer aldı.

İkincisine ise PKK’nın sözde askeri kanadı HPG’nin başındaki Murat Karayılan ile silahlı kanada önderlik edenler katıldı.

Örgüt bu durumu “tedbir” olarak açıkladı.

Ancak “tedbir” amaçlı ise neden karışık olarak düzenleme yapılmadı?

Örneğin Duran Kalkan veya Bese Hozat gibi ana kadrolardan bazıları ikinci kongre salonunda olabilirdi!

PKK kendini feshetti etmesine de çok şey yerli yerinde duruyor.

Fesih kelimesi dışında değişen fazla bir şey yok!

Peki, örgütün sözde askeri kanadı HPG neden kendini feshetmedi ve silahları hâlâ bırakmıyor?

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) düzenli aralıklarla açıklamalarda bulunuyor.

Örgütün Suriye (Rojava) ve İran (Rojhilat) üzerine tehditkâr açıklamaları devam ediyor.

PKK’nın Türkiye içinde ve dışındaki örgütleri faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor.

Biri bitmeden bir diğer eylemi başlatarak ayrılıkçılığı körüklüyorlar. 27 Şubat tarihi öncesinde başlattıkları “Abdullah Öcalan'a özgürlük” eylemleri günümüze kadar artarak sürüyor.

Görüldüğü kadarıyla silahlı eylemlerin yerini bu türden etkinliklerle doldurma taktiği izleniyor.

EYLEM Mİ KALKIŞMA MI?

Abdullah Öcalan'ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sorunun çözülmesi açısından önemli bir ilk adımdı.

Çağrıdaki muğlaklıklara rağmen Türk/Kürt birliğine hizmet etti.

Gelinen zaman dilimi açısından Abdullah Öcalan’ın düne göre daha “geri” fikirler öne sürerek tereddütlere yol açması dikkatlerden kaçmıyor!

Öcalan örgütü ne kadar yönlendirebiliyor ya da tersi PKK/KCK’nın başındakiler Öcalan'ı ne kadar etkiliyor?

Hangisi daha baskın an itibariyle tespit etmek zor!

Abdullah Öcalan’ın Kürt kitleleri üzerindeki etkisi örgütün başındakileri dikkatli hareket etmeye sevk ediyor.

GÜÇLÜ GÖRÜNME EYLEMİ PKK mevcut yapısını koruyarak KCK başta olmak üzere farklı örgüt ismi kullanarak durumu idare etme yolunu seçti.

Gelişmelere bakarak farklı taktikler uyguluyor.

Barışçıl eylemler adı altında bölücülüğün dimağlarda perçinlenmesine yönelik yoğun bir çalışma içinde.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Nevroz kutlamalarını büyük gövde gösterilerine dönüştürdü.

Bu yolla örgütün ne kadar “güçlü” olduğunu ve “kitleselleştiğini” göstermeye çalışıyorlar.

Silah yok ama Kürtleri kitlesel eylemlerle “sivil itaatsizliğe” yönlendiriyorlar.

PKK ve yan kolları bunun yanı sıra “Kürtlere statü”, “Kürtçe resmi dil olarak kabul edilsin”, “Şeyh Sait - Seyit Rıza - Said-i Nursi'nin mezar yerleri açıklansın”, “tazminat ödensin ve özür dilensin”, “etnik ve dini yapılara özgürlük tanınsın” gibi bölücülüğü besleyen talepleri eylemlerinde sıkça dile getiriyor.

PKK’nın Nevroz eylemlerine Alevici örgütlerin de (Alevilerimiz değil) yoğun biçimde katılım sağladıkları görülüyor.

Yayınlarına baktığımızda Nevroz kutlamalarına çağrı metinlerinde etnik bölücülüğü ve Aleviciliği önceledikleri görülüyor.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna (AABK) bağlı YOL TV örgütün Nevroz kalkışmasını canlı olarak verdi ve başkanı desteğini açıkladı.

EYLEM RAHATSIZLIK YARATTI PKK’nın Türkiye sathında örgütlediği Nevroz kutlamaları adı altındaki “barışçıl ayaklanma” taktiğinin boşa çıkarılmamasının olumsuz sonuçlara kapı araladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Türkiye, Suriye, IKBY bölgesi ve Avrupa’daki Nevroz etkinliklerinin ülkemize karşı geliştirilen bölünmeyi derinleştiren provalar olduğunu görmenin vakti geldi.

PKK’yı sadece silahla sınırlandıran anlayışlar yanlıştır.

Silaha kumanda eden siyasi merkezin silah kadar hatta bazen silahtan da güçlü dönüştürücü etkisinin olduğu silahsız eylemlere ağırlık vermesini görmezden gelmek son derece tehlikeli sonuçlara yol açabilir!

PKK'nın Nevroz eylemleri haklı olarak vatandaşlarımızda huzursuzluğa neden olmuştur.

Atılan sloganlar, taşınan pankartlar, yapılan konuşmalar, verilmek istenen mesajlar halkta; “ne oluyor”, “nereye varacak bu işin sonu” gibi soruların sorulmasına neden olmuştur. “Kürt sorunu” denilerek aşırı yüklenilmesi halinde genel bir “Türk sorunu” ile karşı karşıya kalmamak için şimdiden tedbirlerin alınması zorunlu hale gelmiştir. 2026 Nevroz kutlamaları adı altında Türkiye Kürt’ünü ayaklandırma benzeri eylemlerin girdabına çekme taktiği yeni bir 24 Temmuz’a davetiye çıkarmak anlamına gelir.

Kürt’ü, Alevi’yi ve diğer kesimleri bu çıkmaza sokanlar bedelini ödemek zorunda kalır.

PKK’LAR KAPATILSIN PKK yurdumuz içinde legal ve illegal olarak örgütlüdür.

Legal alandaki örgütlenmelerine bakarak tek yanlı tahliller doğru sonuçlar elde etmemizi zorlaştırır. 2015 yılında “Hendek” olaylarını hazırlayan PKK’nın illegal yapılanmasıdır.

HDP ve diğer yan kolları ise sürecin başarısı için hep birlikte çalıştılar.

Ancak Türk devleti vatan savunması hattında PKK’yı ezerek etkisi günümüze kadar gelen tarihi mücadeleyi başardı.

Son günlerde sadece “DEM kapatılsın” deniliyor.

PKK sadece DEM Parti’den ibaret değil ki?

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) başta olmak üzere sayısız örgütlenmeye sahip.

Ayrıca buna destekçilerini de eklersek sayı epeyce kabarıyor.

İlk başta HDP kapatma davası sonlandırılmalı.

DEM ve yedekte tutulan DBP hakkında zaman geçirilmeksizin kapatma davası açılmalıdır.

Etnik bölücülüğü programına koyan Kürtçü partilere izin çıkmamalıdır.

Demokratik kitle örgütleri maskesiyle sunulan ne kadar federasyon, dernek, vakıf, medya, spor kulüpleri, etnik ve dini temelli yapılanmalar varsa süreç içinde tasfiye edilmelidir.

HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR Birlik ve kardeşliği güçlendiren her girişim değerlidir. 27 Şubat Çağrısı bunun önünü açtı.

Sürecin sağlıklı yürümesi açısından herkese büyük sorumluluklar düşüyor.

Bu bağlamda Vatan Partisi’nin görüş ve önerilerinin devlet katında dikkate alınması hayati önem taşıyor.

Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Vatan Partisi’ni dinlememesi önemli bir eksikliktir.

Dinlediklerinin listesine bakıldığında zamanın boşa harcandığını görüyoruz.

Sürecin sağlıklı yürümesine ve çözümler üretmesine yarayacak önerilerin Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından kamuoyuna sunulmasının ertesinde, zaman geçirmeden Komisyon’un görüşmesi gerekiyordu.

Tarih bir kez daha Vatan Partisi’nin çözüm önerilerinin ne kadar doğru olduğunu gösterecektir.

İlgili Sitenin Haberleri