Haber Detayı
Perinçek, yurt dışındaki bankalarda parası olan servet sahiplerini uyardı: Soğuk su içersiniz
Savaş dönemlerinin borçları silmek için fırsat olarak görüldüğünü belirten Perinçek, yurt dışındaki bankalara yatırılan 500 milyar doların acilen Türkiye’ye getirilerek üretime çevrilmesi gerektiğini söyledi.
Vatan Partisi Genel Başkanı Dr.
Doğu Perinçek, önceki akşam Ulusal Kanal’da yayınlanan Çıkış Yolu programında konuştu.
Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu ve Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tevfik Kadan’ın sorularını yanıtlayan Perinçek, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Perinçek’in açıklamaları özetle şöyle oldu: - Sayın Perinçek, ABD/İsrail-İran Savaşı’nın 24. günündeyiz.
Savaşta gelinen noktayı nasıl değerlendirirsiniz?
İran, Rehberi Hameney’in gösterdiği yolda ölümün üzerine kahramanca yürüyor.
İsrail askeri ise ağlayarak kaçıyor.
Bence savaşı anlatan bu.
İran halkı kendi hükümetini, devletini destekledi.
Hükümet de çok önemli bir iş yaptı.
Savaşın başında CIA/Mossad’ın kışkırttığı unsurları çok iyi ezdi.
Ezdi kelimesini özellikle kullanıyorum.
Çünkü insan haklarcılıkla falan vatan savunması olmuyor.
İran Devleti’nin 12 Gün Savaşı’ndan sonra hazırlıklarını iyi yaptığı görünüyor.
Teknolojik bakımdan üstün bir taarruz sistemi oluşturması ve Rusya ile Çin’in önemli desteğini alması, İran’ın üstünlüğünü ortaya çıkardı.
Hürmüz Boğazı da I.
Dünya Savaşı’nda Çanakkale Boğazı’nın rolünü oynuyor.
İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak emperyalist-kapitalist sistemi çok derin bir enerji bunalımına itti.
Zaten Avrupa ve Amerika’da önemli problemler vardı.
Sistem bir krizin içerisindeydi.
Şimdi İran’ın direnişi ve Hürmüz’ü kapatması sistemi sallıyor.
O bakımdan çok tarihi bir dönemin eşiğindeyiz.
I.
Dünya Savaşı ve II.
Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi, büyük bir devrim dalgasının eşiğindeyiz.
O başladı. - Devrimler çağından bahsettiniz.
Bu sefer devrimler nerelerde olacak?
Amerikan emperyalizmi ile işbirliği yapan Körfez ülkelerinde birtakım şeyhlerin, emirlerin falan tahtlarının şimdiden sallandığını görüyoruz.
Türkiye zaten bir devrime, büyük bir karara doğru gidiyor.
O büyük karar bizim Silivri Duvarı’nı yıkmamızla 2014’te başladı. 15-16 Temmuz’da Amerika’nın darbesini Türkiye ezdi.
O da çok önemli bir devrimci ataktı.
Türkiye’nin zincirlerini kırdığı bir süreçte İran’ın direnişi, Filistin’in direnişi, Yemen’in direnişi geldi ki bu da Türkiye’nin önündeki devrimci süreçleri ateşliyor.
Türkiye önümüzde devrim yapan ülkeler arasında en önemlisidir diyebilirim.
TRUMP SEÇİME KALMAYACAK - Wall Street Journal, BAE ve Suudi Arabistan’ın savaşa girmeye çok yakın olduğunu yazdı.
Diğer yanda Trump’ın 82.
İndirme Birliği’ni görevlendirdiği bildiriliyor.
Savaş bundan sonra nasıl gelişecek?
Suudi Arabistan’ın veya Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu savaşa girme ihtimalini görmüyorum.
Çünkü yenildikleri çok açık.
Bu devletler yenilgiyi niçin kabul etsinler?
Onlar açısından aptalca olur.
ABD’nin de kara harekâtı yapacak hali yok.
Bu Amerika için intihar olur.
Bu savaşta Amerika mağlup olmuştur.
Ben Trump’ın iktidarda kalması bakımından haziran vadesini biçiyorum.
Tahminim seçime kalmayacaktır.
Trump yenildi ve yenilen Trump da Amerika’daki tahtını kaybetmenin arifesinde.
Bence birkaç ayı kalmıştır.
Trump bitti.
Bir tane çaresi var, prestijli bir ateşkes yapmak; ama o prestijli ateşkes nasıl olacak?
Ona da İran izin vermiyor.
ABD’nin önünde çok köklü değişiklikler var.
Yalnız başkan değişikliği yok.
Trump gidecek ama yeni başka bir başkan gelecek değil.
Amerikan ekonomisi çıkmaza girdi.
Dolar saltanatı yıkılıyor.
Mesela Çin Halk Cumhuriyeti, elindeki Amerikan tahvillerini çıkartmaya başladı.
Zaten dolar saltanatı yıkılma durumunda.
Bir de Çin’in elindeki tahvilleri piyasaya sürmesinin Amerikan ekonomisine yakıcı etkileri olacak.
Milli vicdanın reddettiği bildiri - Sayın Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir açıklama yaparak, “Terörsüz bölge idealimiz Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir.
Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz.” dedi.
Nasıl değerlendirirsiniz?
İran’ın direnişi sonucu hükümetimizin de bazı tereddütlerden vazgeçtiğini görüyoruz.
Vatan Partisi’nin Türkiye’de çok büyük etkisi var.
Türkiye’yi ateşledi Vatan Partisi.
Bu konuşmayla savaşın başladığı günlerdeki açıklamaları karşılaştıralım.
Hükümetimizde de milli yönde önemli bir gelişme olduğunu tespit edebiliyoruz. - Ama birkaç gün önce de Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, Riyad’daki İran’a karşı bildiriyi imzaladı… Riyad Bildirisi utanılacak bir bildiri.
O bildirinin altındaki imzayı ileride hiç kimse savunamayacak.
Türkiye’de Riyad Bildirisi’yle ilgili bir anket yapılsa, yüzde 5 bile destekleyen çıkacağını tahmin etmiyorum.
Milli vicdanın tamamen mahkum ettiği bir bildiridir.
Soğuk su içerler! - İran Savaşı’nın başlamasının ardından Türkiye’den 12 milyar dolarlık bir sıcak para çıkışı olmuş.
Tabi bir yandan yabancılar paralarını çekiyor, diğer yandan da bizim yurt dışında olan dolarlarımız var.
Siz hep söylüyorsunuz, onlar bir türlü gelmiyor...
Bizim zenginlerimiz, Türkiye’de bizim alın terimizle büyük kazançlar sağlayanlar, paraları yurt dışı bankalarına götürdüler, yatırdılar.
Bunun 500 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor.
Hatta bu verili, yani Maliye Bakanlığının, MASAK’ın belgelerinde saptanmış durumda.
Bir süre sonra bizim zenginler o bankaların kapılarını çalıp, ‘Benim burada 50 milyar dolarım var, ben çekiyorum o parayı.’ dediği zaman, onlara birer kağıt verilecek ve mesela ‘8 sene sonra başlayan taksitlerle veririz.’ diyecekler.
O 500 milyar dolar Türkiye’nin alın teri.
Onun üzerine soğuk su içilmemesi için planlı bir şekilde yabancı bankalardan bu 500 milyar doların çekilip Türkiye bankalarına yatırılması lazım.
Veyahut da doğrudan doğruya o paraların sahipleri yeni yatırımlar yaparak doğrudan üretim süreçlerine de sokabilirler.
Türkiye para arıyor.
Para var; 500 milyar dolar yabancı bankalara yatırmış.
Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da bankalarda 350 milyar dolarlık altının kasalarda kilitli olduğunu söyledi.
Şimdi o altının fiyatı 500 milyar dolar oldu.
Türkiye’nin muazzam bir tasarruf yeteneği var.
Ama bu tasarruf yeteneğini üretim süreçlerine sokacak bir hükümet iradesi yok.
Çünkü hükümetin bu devletçi müdahale, milletten yana müdahale, halktan yana müdahale, emekten yana müdahale, cesaret ve kararlılığı yok.
Ama Türkiye oraya gidiyor.
Bakın o bir devrimin habercisi aynı zamanda.
Onun için şimdi söylüyoruz, o 500 milyar dolar üzerine soğuk su içmeyelim.
Ben kimseyle alay etmiyorum.
Çünkü bu onların servet kaybı olmaz, Türkiye’nin büyük kaybı olur.
Ayrıca savaşlar da onu getirir.
Savaşlar aynı zamanda borçları silme fırsatlarıdır dünya tarihinde. ‘Savaş oldu, ben ödemiyorum arkadaş borcumu, silahın varsa gel.’ Avrupa’daki bankalar ödemediği zaman ne yapacaksın?
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüyle gidip o bankadan o parayı alabiliyor musun?
Alamıyorsun.
Öyleyse üzerine soğuk su içersin.
TÜSİAD’ı, MÜSİAD’ı, o servetlerin sahiplerini tek tek uyarıyorum.
O servetleri kaybetmek, Türkiye’nin alın terini çöplüğe atmak demektir.
Büyük kayıptır.
Çöplüğe de atılmış olmaz.
Avrupa emperyalizminin bunalımını hafifletecek bir destek olur.
Avrupa’ya 500 milyar dolar hibe etmiş oluruz.
Zaten şu anda hibe etmiş durumdayız.
Paraları o bankalara koyduğumuz zaman, bankalar o paralarla kredi veriyor, faiz kazanıyor, kazanç elde ediyor.
Yani biz onlara 500 milyar dolar borç vermiş oluyoruz.
Borç almış değil, borç vermiş oluyoruz.
Veyahut da 500 milyar dolar borcumuz var, 500 milyar dolar da o bankalara yatırmışız.
Dolayısıyla ne oluyor, pat oluyor.
Yani Türkiye aslında borçsuz bir ülke oluyor.
AK Parti’nin çıkmazı - Sayın Perinçek, İran’daki savaşın Türkiye’ye de bazı ekonomik etkileri oldu.
Gübre, mazot fiyatları arttı.
Çiftçiye etkileri oluyor.
Bir gıda krizi kapıda.
Ne dersiniz?
Kabahati savaşın üzerine atıyorlar ama sen de Türkiye’yi yönetiyorsun arkadaş!
Yurt dışındaki 500 milyar doların yarısını getirsen 250 milyar dolar, bankalarda 500 milyar dolarlık külçe altını da üretim üreticilerine sokarsan büyük bir üretim atağı yaparsın ve enflasyonu indirirsin.
İşçi ücretlerini sınırlamakla, asgari ücreti sınırlamakla, memur maaşlarını, emekli maaşlarını aşağıya çekmekle olmaz.
Şimdi en çok ne duyacağız: ‘Ne yapalım, bizim elimizde değil ki savaş var.
Savaş olunca benzin fiyatı arttı.
Benzin fiyatı artınca enflasyon arttı.
Enflasyon artınca sizin gelirleriniz düştü.
Savaş yüzünden, savaşı biz çıkartmadık ki…’ Ama Vatan Partisi diyor ki, yapacağın bir şey var.
Hatta savaş fırsat bile olabilir.
Yoksa yurt dışındaki o 500 milyar doları kaybetmek üzereyiz.
Yani bir devlet müdahalesiyle o yabancı bankalardaki parayı Türkiye’ye geri getirmezsek, o parayı kaybetmek üzereyiz.
Ancak Tayyip Erdoğan hükümetinin devrimci çözümlere yönelecek bir hali gözükmüyor.
O çözümün sınıfsal karakterini temsil eden bir hükümeti yok.
Bizim bahsettiğimiz çözüm kime dayanır?
İşçiye, çiftçiye, esnafa, memura, aydına dayanacak.
Hatta sanayiciye, büyük sanayici dahil.
Üretimle ilişkili bütün sınıflara dayanan bir hükümet.
Üreticilerin Milli Hükümeti.
Ama sıcak para komisyoncuları, tarikat rantçıları, dolar borsa vurguncuları...
Türkiye’nin tepesinde bunlar var.
AK Parti’nin çıkmazı da bu.