Haber Detayı
Antalya'da ilginç dava! Ailesinde o isim olanlar 'mirasçıyım' diyor
Antalya’nın milyarlarca dolarlık arazilerini kapsayan ve 1958’den bu yana süren miras davasında, sahte mirasçı iddiaları dosyayı kilitlemeye devam ediyor. Davanın avukatları, yüzlerce kişinin usulsüz şekilde sürece dahil edildiğini söylüyor.
Antalya miras davası, hem süresi hem de kapsadığı alan nedeniyle Türkiye hukuk tarihinin en karmaşık dosyalarından biri olarak gösteriliyor.
Davanın merkezinde, kentin en değerli bölgelerinde bulunan ve milyarlarca dolar değer biçilen araziler yer alıyor.
Bu taşınmazlar, iki ana isim olan Arap Süleyman ve Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ile Hazine adına tescilli alanları kapsıyor.
Ancak yıllar içinde ortaya çıkan sahte mirasçı iddiaları, davayı içinden çıkılmaz bir hale getirmiş durumda. 2 MİLYON 400 BİN METREKARELİK DEV ALAN Davanın konusu olan alanın büyüklüğü 2 milyon 400 bin metrekareyi buluyor.
Bu devasa alanda Antalya’nın simge yapıları yer alıyor.
Turizm Uygulama Oteli’nden Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, falezlerden lüks otellere, Cam Piramit Parkı’ndan Atatürk Kültür Parkı’na kadar sayısız yapı bu araziler üzerinde bulunuyor.
Ayrıca yaklaşık 10 bin konut, spor tesisleri, stadyum, adliye binası, pazar yerleri, okullar ve ibadethaneler de bu dava kapsamında değerlendiriliyor.
Bu tablo, davanın neden bu kadar hayati olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
SAHTE MİRASÇI İDDİALARI DOSYAYI KİLİTLİYOR Dosyanın en dikkat çeken yönü ise sahte mirasçı iddiaları.
Davayı uzun süredir takip eden avukatlardan Necati Yılmaz, dosyada yüzlerce kişinin taraf gibi göründüğünü belirtiyor.
Yılmaz’a göre bu kişilerin büyük bir kısmı, nasıl mirasçı olduklarını dahi bilmiyor.
Ailede “Süleyman” ismi geçen herkesin dosyaya dahil olmaya çalıştığını vurgulayan Yılmaz, mahkemelerin de yeterli inceleme yapmadan müdahillik taleplerini kabul ettiğini söylüyor.
Bu durum, davanın sağlıklı ilerlemesini ciddi şekilde zorlaştırıyor.
USUL TARTIŞMALARI VE SÜRÜNCEME ELEŞTİRİSİ Son dönemde reddedilen bir müdahillik talebi bile yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Henüz “taraf” sıfatı kazanmamış bir kişinin talebinin reddedilmesinin usulen hatalı olduğunu savunan Yılmaz, bu tür kararların dosyayı bilinçli şekilde sürüncemede bırakmak için kullanıldığını ifade ediyor.
Her yeni tarafın temyiz ve istinaf hakkı kazanması, dosyanın yıllarca sonuçlanamamasına yol açıyor.
ANNESİNDEN ÖNCE DOĞAN ÇOCUK İDDİALARI Davada zaman zaman akılalmaz iddialar da gündeme geliyor.
Bazı kişilerin, doğum tarihleri matematiksel olarak mümkün olmayan mirasçılık iddialarıyla dosyaya girdiği belirtiliyor.
Annesinden önce doğmuş çocuklar olduğu yönündeki iddialar, sahtecilik şüphelerini daha da güçlendiriyor.
Buna rağmen bu taleplerin yeterince süzgeçten geçirilmemesi eleştiri konusu.