Haber Detayı
LED teknolojisinde hibrit devrimi: Artık sadece iletkenlere mahkum değiliz
Bilim insanları, ekran teknolojilerinin önündeki en büyük engellerden birini aşmak için moleküler bir köprü kurdu. Elektrik geçirmeyen nadir elementleri ışık kaynağına dönüştüren bu yöntem, geleceğin süper verimli ekranlarının ve tıbbi görüntüleme cihazlarının habercisi olabilir.
Gündelik hayatımızın her anında karşımıza çıkan LED teknolojisi, televizyon ekranlarından evimizdeki ampullere kadar geniş bir alana yayılıyor.
Ancak bilim dünyası, mevcut ekran teknolojilerini bir adım öteye taşıyacak, yeni bir keşfe imza attı.
Cambridge Üniversitesi'ndeki Cavendish Laboratuvarı'nda çalışan araştırmacılar, normal şartlarda elektriği asla iletmeyen yalıtkan parçacıklar üzerinden akım geçirmeyi başardı.
Nature dergisinde yayımlanan bu çalışma, LED dünyasında yeni bir devrin kapısını aralıyor.Araştırmanın odağında, nadir toprak elementleri içeren ve "LnNP" olarak adlandırılan özel nano parçacıklar yer alıyor.
Bu parçacıklar, üzerlerine ışık tutulduğunda inanılmaz bir parlaklığa ulaşıyor; ancak bilim insanları yıllardır bu maddeleri elektrikle çalıştırmanın bir yolunu bulamıyordu.
Çünkü bu parçacıklar doğası gereği elektriği iletmiyor.
Önceki denemelerde kullanılan yüksek ısı veya aşırı voltaj yöntemleri de beklenen sonucu vermemişti.Cambridge ekibi ise bu sorunu çözmek için parçacıkları hibrit bir yapıya dönüştürmeyi denedi.
Parçacıkların yüzeyindeki yalıtkan tabakayı özel organik boya molekülleriyle değiştirerek bir nevi "elektrik köprüsü" kurdular.
Bu yöntem sayesinde, normalde elektriğe kapalı olan çekirdek yapıya enerji aktarmak mümkün hale geldi.Yeni teknoloji nasıl çalışıyor?Bilim insanlarının önündeki en büyük engel, bu parçacıkların sahip olduğu enerji boşluğuydu.
Bu engel aşılamadığı için söz konusu maddeler şimdiye kadar sadece elektrik enerjisine ihtiyaç duymayan doku görüntüleme gibi sınırlı alanlarda kullanılıyordu.
Yeni yöntemde ise araştırmacılar organik tabakaya elektron enjekte ederek "eksiton" adı verilen enerji paketleri oluşturuyor.Bu enerji, doğrudan lantanit iyonlarına aktarıldığında, ortaya son derece saf bir kızılötesi ışık çıkıyor.
Elde edilen bu ışığın verimliliği ve saflığı, piyasadaki mevcut organik kızılötesi LED'lerin çoğunu geride bırakacak kadar güçlü bir seviyeye ulaştı.Tıp ve teknoloji için yeni bir umutGeliştirilen bu yeni nesil LED'ler (LnLED), özellikle biyomedikal cihazlar için büyük bir potansiyel taşıyor.
Işık altında rengi solmayan ve vücut dokularının derinliklerini çok daha net görüntüleyebilen cihazların önü bu sayede açıldı.
Araştırmacılar, şu an için parlaklık seviyesini daha da artırmak üzerinde çalışıyor.
Ancak kullanılan yöntemin diğer yalıtkan maddelere de kolayca uygulanabilmesi, bu keşfin sadece kızılötesiyle sınırlı kalmayacağını, ekran teknolojilerinden tıbbi görüntülemeye kadar pek çok alanı kökten değiştireceğini gösteriyor.