Haber Detayı

Venezuela Büyükelçisi Molina Aydınlık’a konuştu ‘Ordu millet birlikteliği ABD planlarını boşa çıkardı’
Gündem aydinlik.com.tr
07/01/2026 23:00 (1 gün önce)

Venezuela Büyükelçisi Molina Aydınlık’a konuştu ‘Ordu millet birlikteliği ABD planlarını boşa çıkardı’

Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi Freddy Molina, ABD’nin saldırılarına rağmen ülkesinin devleti ve milletiyle dimdik ayakta olduğunu, ABD ile asla müzakere etmeyeceklerini söyledi.

ABD emperyalizmine karşı ön cephede mücadele eden Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi Freddy Molina, ABD saldırısının ardından ülkedeki durumla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Büyükelçi Molina, Bolivarcı Devrim’in Venezuela toplumunun tamamı tarafından benimsendiğinin altınız çizdi.

Geçici Cumhurbaşkanlığı için Yemin eden Delcy Rodríguez’in ABD ile anlaştığı iddialarını reddeden Molina, “Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ile Başkan Yardımcısı arasında hiçbir ideolojik fark yoktur.

Devrim, halkımız için ne istediğimize dair ideolojik, çalışma, duygu ve amaç birliğine sahip bir blok oluşturmayı başarmıştır.” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Freddy Molina’nın açıklamaları şöyle: Venezuela Devleti saldırı karşısında ne yapıyor?

Öncelikle, her zamanki gibi dayanışmalarından ve bizi izleyicilerine ulaştırdıkları için Ulusal Kanal’a teşekkür etmek isterim.

Venezuela son derece karmaşık bir dönemden geçiyor; muhtemelen modern tarihimizin en zor anı.

Bu durum, egemenliğimize, halkımıza ve demokratik yollarla seçilmiş Cumhurbaşkanımız Sayın Nicolás Maduro’ya ve Sayın Eşi’ne yönelik bu büyük saldırının bir sonucudur; kendileri gece yarısı kaçırılmışlardır.

Kaçıranlar ölümlere ve şiddete neden olmuş ve Venezuela’nın meşru olarak seçilmiş cumhurbaşkanını alıp götürmüşlerdir.

Bu kabul edilemez.

Venezuela Devleti elbette yalnızca ülke içinde değil, aynı zamanda uluslararası alanda da harekete geçerek Venezuela’nın ve halkımızın hedefi olduğu bu büyük saldırıyı dünyaya duyurmuştur.

Venezuela halkı ülkenin her köşesinde ve tüm Latin Amerika’da seferber olmuş durumdadır.

Dünyanın her yerinden, özellikle de bunun yalnızca Venezuela’ya değil tüm bölgeye yönelik bir saldırı olduğunu bildikleri için Latin Amerikalı kardeşlerimizden dayanışma mesajları aldık.

Şu anda ülke içinde çeşitli düzeylerde aksiyonlar alıyoruz.

Birinci düzey hukuki; hem uluslararası alanda suç duyurusunda bulunmak —bunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde zaten yaptık— hem de masum bir kişinin savunulması için hukuki ekibimizi harekete geçirmekten söz ediyoruz.

Bu önemli.

Cumhurbaşkanı Maduro ve eşi Sayın Cilia Flores, kendilerine yöneltilen tüm bu saçma suçlamalardan masumdurlar.

Hatta bugün, Venezuela’ya karşı bir eylemi meşrulaştırmak için oluşturulan bu haber kurgularının birçoğunun basitçe yalan olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

Ayrıca Başkan Trump birkaç hafta önce söyledi: petrol için, doğal kaynaklar için gidiyoruz.

Venezuela’da buna göre hareket ediyoruz; ülke içinde düzeni ve Venezuela Devleti Hükümeti’nin yapısını koruyarak ve dışarıda gerekli her türlü adımı atarak.

Aynı zamanda dayanışma mesajları da alıyoruz.

Gezegenin her yerinde, Venezuela’ya ve devletlerin egemenliğine karşı bu devasa saldırıyı kınayan örgütler oldu; çünkü Venezuela’ya yönelik bir saldırı, dünyadaki herhangi bir ülkeye saldırmayı meşrulaştıracak bir gerekçeye dönüşebilir. ‘BOLİVARCI DEVRİM TOPLUMSAL BİR YAPIDIR’ Devletin işleyişinde herhangi bir kesinti var mı?

Başkan Trump’a yanlış danışmanlık yapan Amerikalı analistler, Bolivarcı Devrim’in tek bir bireye bağlı olmadığını anlamamış gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro devrimin ayrılmaz bir parçasıdır; Bolivarcı Devrim’in bir yoldaşı, bir dava arkadaşıdır ve Devletimizi oluşturan beş kuvvetten biri olan Ulusal Yürütme’nin başında bulunma sorumluluğunu taşımaktadır.

Bu bağlamda, kendisine ve eşine karşı gerçekleştirilen bu alçakça kaçırma eylemi sonucu ortaya çıkan yokluğu, Bolivarcı Devrim’in tek bir bireye bağlı olmadığını göstermektedir.

Bu bir toplumsal yapıdır.

Venezuela’daki herkes devrimin bir parçasıdır.

Bir bireyin, hangi yolla olursa olsun, ortadan kaldırılması Bolivarcı Devrim’i durdurmaz.

Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun yokluğunda —Venezuela Hükümeti olarak bunu geçici bir yokluk olarak değerlendiriyoruz—, Devletin bütüncül işleyişini sürdürmek üzere başkanlık görevlerini geçici olarak üstlenen kişi, Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez olmuştur.

Venezuela durmuyor.

Venezuela Hükümeti, mücadele koşulları içinde işleyişini sürdürmektedir.

Eşi benzeri görülmemiş bir saldırının mağduru olduk ve Devletin işlevine devam etmesi için gerekli önlemleri aldık.

Ayrıca halkımıza süreçte bir devamlılık olduğunu iletmek de önemlidir.

Kurumlar çalışmaya devam ediyor, ekonomimiz işlemeye devam ediyor.

Venezuela içinde hiçbir şey durmamıştır.

Teyakkuz hâlindeyiz ve mücadeleciyiz.

Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun ve eşi Sayın Cilia Flores’in derhal serbest bırakılmasını sağlayacağız.

Bu, hem dünya kamuoyu açısından hem de bu büyük saldırıya rağmen devam eden Devletin iç işleyişi açısından hayati önemdedir. ‘MADURO İLE RODRÍGUEZ ARASINDA İDEOLOJİK FARK YOK’ Yeni başkan yemin ederek görevine başladı.

Trump’la bir anlaşmaya vardığı yönünde iddialar var.

Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Bunu söyleyenler devrimci yüreği tanımıyor demektir.

Devrimciler birbirlerine ihanet etmezler; hele ki şimdi Devlet Başkanlığı görevini üstlenmiş olan Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez asla etmez.

Şunu vurgulamak önemlidir: Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro ile Başkan Yardımcısı arasında hiçbir ideolojik fark yoktur.

Biz tek bir blokuz.

Devrim, halkımız için ne istediğimize dair ideolojik, çalışma, duygu ve amaç birliğine sahip bir blok oluşturmayı başarmıştır.

Venezuela halkı, Başkan Yardımcısının, Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun ve eşinin onurunu, Venezuela’nın onurunu ve egemenliğini zedelemeyi ya da halkımıza saldırmayı amaçlayan herhangi bir eylemin içinde hiçbir şekilde yer almayacağına mutlak surette inanmaktadır.

Bu düşünülemez.

Amerika Birleşik Devletleri, başkanı ve medya aygıtı aracılığıyla, bunun kusursuz bir operasyon olduğuna dünyayı inandırmaya çalışmıştır.

Bu bir yalandır.

Bu vahşette ne onur vardır ne de herhangi bir mükemmellik.

Gece yarısı hırsızlar gibi, suçlular gibi girdiler; eylemleri sırasında sivilleri ve askerleri katlettiler, tesisleri ve evleri bombaladılar.

Venezuelalılardan yana bir teslimiyet gerçekleşmedi.

Bu, iç çatışma algıları yaratmak ve saf olanları tuzağa düşürmek için kullanılan medya aygıtının bir parçası olan bir yalandır.

Trump’ın kendisi de söyledi: Venezuela’ya karşı, Amerika Birleşik Devletleri’nin modern tarihi boyunca biriktirdiği tüm ölüm ve savaş tecrübesi kullanıldı.

Bu tecrübelerini Venezuela’ya karşı uyguladılar.

Venezuela’ya girmenin çok kolay olduğunu söyleyenler yalan söylüyor.

Kıyılarımızda Amerika Birleşik Devletleri deniz filosunun en büyük uçak gemisi, bir nükleer denizaltı, bir helikopter gemisi, binlerce deniz piyadesi ve tüm havacılık-uzay teknolojisi ile insansız hava araçları vardı.

Bizi hazırlıksız yakaladıkları söz konusu değildir; Venezuela’ya karşı, Amerika Birleşik Devletleri’nin tarihinde hazırladığı tüm savaş makinesi kullanıldı.

İmparatorluk, halkların kanıyla beslenir ve ne yazık ki barbarlıkta ustadır.

Karakas’ta birçok kişi sokağa çıktı, meydanlar insanlarla doldu.

ABD’nin planları başarısız mı oldu?

Amerika Birleşik Devletleri’nin planı başarısız oldu, çünkü Bolivarcı Devrim dimdik ayaktadır.

Devrim tek bir bireye bağlı değildir.

Sokaklarımızda, ülkenin işleyişinde bir süreklilik vardır.

Kurumlar çalışmaya devam etmektedir, hükümetimiz tam kapasiteyle faaliyettedir; şu anda özellikle Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun ve  Eşi Cilia Flores’in kurtarılmasına odaklanmış durumdadır.

Devletimiz beş sütun üzerine kuruludur: Cumhurbaşkanı Maduro’nun başında bulunduğu Yürütme, Yargı, Seçim, Yurttaşlık ve Yasama Kuvveti.

Venezuela’da halk, ordu ve Devlet, ABD emperyalizmine karşı tek bir vücut hâlinde birleşti.

Amerika Birleşik Devletleri’nin planı boşa mı çıkarıldı?

Halk ile Silahlı Kuvvetler birlik içinde ve bu durum Amerika Birleşik Devletleri’nin planını boşa çıkarmıştır.

Venezuela, maruz kaldığı saldırı nedeniyle bir teyakkuz dinamiğinde olmakla birlikte, kurumsal açıdan görece bir normal işleyişle faaliyet göstermeyi sürdürmektedir.

Devrim, tek bir kişiye dayanmak üzere tasarlanmamıştır.

Bu, Venezuela’da kolektif olarak inşa edilen toplumsal bir süreçtir.

Ülkemizde sivil-asker birlikteliği mevcuttur.

Hiçbir fark yoktur: hepimiz aynıyız ve ülkenin inşasında birlikte çalışıyoruz.

Bu, Komutan Hugo Chávez’in hükümetinin en büyük başarılarından biriydi; sivil-asker birliğinin pekiştirilmesine doğru ilerlemiştir.

Şu anda hep birlikte Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun ve Eşinin serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Nüfusun hiçbir kesiminde nihai amacın Cumhurbaşkanının görevine yeniden iade edilmesi ve her ikisinin de vatana dönüşü olduğu konusunda en ufak bir şüphe yoktur.

İç düzenin bozulması söz konusu değildir.

Başkan yardımcısının Cumhuriyet’in geçici başkanı olarak atanmasıyla, Venezuela’nın cumhurbaşkanının yokluğunu kabul etmediği açıkça ortaya konmuştur.

Bu, geçici bir süreçtir.

Bu nedenle Devletin işleyişinde bir kopuş yoktur.

Saldırı karşısında resmî olarak dış karışıklık hâli ilan edilmiştir; bu durum ülkeyi alarma geçirmekte ve kurumları bu sorunun çözümüne yönlendirmektedir.

Venezuela’da Venezuela Devleti tüm işleyişiyle faaldir.

Venezuela Hükümeti dimdik ayaktadır ve talebimizin yerine getirilmesini beklemekteyiz: Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun ve eşi, milletvekili Cilia Flores’in serbest bırakılması. ‘MÜZAKERE ETMEYECEĞİZ’ Bu durumda Amerika Birleşik Devletleri’nin olası tepkisi ne olabilir?

Amerika Birleşik Devletleri’nin, bir imparatorluğun davrandığı gibi davranacağından emin olabiliriz.

İmparatorluk, kaynakları yutan devasa bir aygıttır ve dinamiği şiddetten beslenir.

Bu, onun açgözlülüğünün ve ülkelerin kaynaklarının peşine düşme ihtiyacının bir göstergesidir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin bu kaynaklara ihtiyaç duyduğunu biliyoruz.

Enerji kaynaklarına sahip olmak, onun hayatta kalması için elzemdir.

Bu nedenle Venezuela sık sık hedef hâline gelmektedir; çünkü topraklarımızın altında dünyanın en büyük petrol rezervleri bulunmakta, buna ek olarak doğal gaz, altın, nadir toprak elementleri ve tatlı su rezervlerine de sahibiz.

Geleceğin savaşlarının nedeni su olacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri saldırganlığını durdurmayacaktır.

Onun bir saldırgan olduğunu ve yalnızca şiddetten anladığını biliyoruz.

Hazırlıklıyız ve tarihin tanıdığı en büyük askerî güçle karşı karşıya olduğumuzun farkındayız.

Amerika Birleşik Devletleri ile müzakere edilebileceğini düşünenler safdildir.

Birileri bir zamanlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin düşmanı olmaktan daha kötü olan tek şeyin Amerika Birleşik Devletleri’nin dostu olmak olduğunu söylemişti.

Biz de buna kesinlikle inanıyoruz.

Venezuela neden hedef alınıyor?

Venezuela’nın altında dünyanın en büyük petrol rezervleri bulunmaktadır.

Varsayımsal rezervler, kanıtlanmış rezervler ve sertifikalı rezervler vardır.

Bunlardan sonuncusu, Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Enstitüsü gibi kurumlar tarafından yer altındaki doğal kaynakların varlığının bilimsel olarak teyit edilmesi anlamına gelir.

Venezuela’nın altında, gezegendeki en büyük hidrokarbon rezervleri yer almaktadır; bu miktar, Basra Körfezi ülkelerinin rezervlerinin çok üzerindedir.

Orinoco Petrol Kuşağı’ndaki petrolümüz son derece yoğundur; ortalama API derecesi sekizdir, yani yoğunluğu yüksektir.

Bu petrol geleceğin petrolüdür.

Çünkü enerji üretim zincirinde ilk ikame edilecek olan, benzin üretiminde kullanılan hafif petroldür.

Büyük ihtimalle birkaç yıl içinde, motorlu taşıtları hareket ettirme yöntemi olarak benzine olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldırabileceğiz.

Buna karşılık, yoğun petrol termoelektrik enerji üretimi için idealdir.

Bunun yanı sıra, bu tür petrol plastik üretimi ve petrokimya sanayii için de son derece uygundur.

Bugünkü dünyamız büyük ölçüde plastik üzerine kuruludur.

Üçüncü bir unsur olarak, Venezuela’nın yoğun petrolü gübre üretimi için de idealdir.

Dolayısıyla imparatorluk, dünyanın en büyük petrol rezervlerini görmezden gelemez.

Öte yandan, Basra Körfezi’nden petrol yüklü bir tanker Houston’daki bir rafineriye yaklaşık 45 günde ulaşmaktadır.

Venezuela’dan aynı rafineriye giden bir tanker ise yaklaşık beş günde, hatta daha kısa sürede varabilmektedir.

Yani gelecekte ihtiyaç duyacağı en büyük petrol rezervleri hemen yanı başındadır.

İşte Venezuela’nın Amerika Birleşik Devletleri tarafından hedef alınmasının nedeni budur. ‘KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLİZ’ Amerika Birleşik Devletleri’nin hedefi petrol mü, yoksa Çin ve Rusya’yı engellemek mi?

Her ikisi de söz konusudur.

Bu, emperyal mekanizmanın bir enerji ihtiyacıdır ve aynı zamanda ABD’nin dünyada sürdürmek istediği hegemonya arzusunun bir yansımasıdır.

Güney Amerika’yı “arka bahçeleri” olarak görmektedirler; bu, halklarımız için aşağılayıcı bir terminolojidir.

Biz kimsenin arka bahçesi değiliz.

Biz egemen ve onurlu ülkeleriz.

Bize arka bahçe demek, kimliğimizi küçümsemenin bir yoludur.

Amerika Birleşik Devletleri Batı Yarımküre’nin hegemonyasını sürdürmek istemektedir.

Ancak dünyada yaşanan ciddi gelişmeler, çok kutupluluğun yalnızca gerekli değil, aynı zamanda kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da söylediği gibi —ki bunu alkışlıyoruz— dünya beşten büyüktür.

Hepimiz değerliyiz, hepimiz önemliyiz, hepimizin onuru vardır ve ayrıca dilediğimiz şekilde ittifak kurma hakkına sahibiz.

Yüz yılı aşkın bir süre boyunca ABD, hidrokarbonlarımızın neredeyse tek alıcısıydı.

Büyük petrol şirketleri doğal kaynaklarımızı aldı ve bunun karşılığında yalnızca yüzde 1 oranında telif bedeli ödedi.

ABD ile gerilimler başladığında, dünyanın geri kalanına baktık ve daha fazla alıcı ile saygı, eşitlik ve ülkemiz için daha fazla ekonomik fayda temelinde daha iyi koşulların mümkün olduğunu gördük.

Sizce 15 Temmuz Türkiye’de yaşananlar ile Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılması arasında benzerlik var mı?

Bunlar emperyal şiddetin biçimleridir.

Farklı şekillerde ortaya çıksalar da özünde aynıdır.

Tarihsel olarak bugün hegemon konumunda olan güç Amerika Birleşik Devletleri’dir; ancak imparatorluklar değişir, dönüşür. 18. yüzyılda başka imparatorluklar vardı, 19. yüzyılda başkaları, 20. yüzyılda bir geçiş yaşandı ve bugün bu rolü ABD üstlenmektedir.

Ancak emperyal şiddetin yöntemleri aynıdır.

Türkiye, emperyal iradenin zor yoluyla dayatılmaya çalışıldığı bir darbe girişimine maruz kalmıştır.

Demokratik yollarla seçilmiş anayasal Cumhurbaşkanı’na karşı şiddet yoluyla bir saldırı gerçekleştirilmiştir.

Romantik ya da siyasi açıklamalar yapılabilir; fakat nihayetinde imparatorluğun istediği şey halkların sahip olduğu kaynakları ele geçirmektir. 2016 yılında saldırı Türk halkına yönelikti.

Türkiye neye sahiptir?

Büyük bir onurun yanı sıra son derece stratejik bir jeopolitik konuma sahiptir.

Napolyon’un dediği gibi, İstanbul dünyanın göbeğidir.

Türkiye dünyanın merkezindedir ve ayrıca her türden büyük kaynaklara sahiptir.

Kontrol etmek istedikleri şey buydu.

Türk halkı, demokratik kurumları hedef alan bu girişime karşı son derece güçlü bir şekilde karşılık verdi.

Dolayısıyla şiddet de dâhil olmak üzere birçok ortak unsur vardır.

Her iki girişim de onurdan yoksundur.

Bunlar eşit koşullarda yapılan çatışmalar değildir.

Venezuela’ya yönelik son saldırıda, gece yarısı girilip katliam yapılmıştır.

Korkakça yapılan hiçbir şeyde onur yoktur.

Başkan Trump bu saldırıyı Hollywood tarzı bir operasyon gibi sunmaya çalışmıştır; oysa deniz piyadeleri suçlular gibi girmiştir. 2016’da Türkiye saldırıyı püskürtmüştür.

O dönemde Venezuela, Devlet Başkanı Nicolás Maduro liderliğinde, Türkiye’de demokrasiyi hedef alan bu girişimi dünyada ilk kınayan ülkelerden biri olmuştur.

Kabul edilemezi kabul edemeyiz.

Biz Venezuelalılar bu anlayışı derinlemesine içselleştirmiş bir halkız.

Bu yüzden mazlumların yanındayız; bu yüzden Filistin davasını savunuyoruz; bu yüzden kurumsal yapıları hedef alan ve şiddeti bir yöntem olarak dayatan her türlü suistimali dünyanın her yerinde teşhir ediyoruz.

Venezuelalılar barışçıl bir halktır.

Modern tarihimizde Venezuela ordusunun sınırlarımızın dışına çıktığı son sefer, özgürlük götürmek için olmuş ve ardından kendi topraklarına dönmüştür.

Hiç kimseye saldırmak istemedik ve bunu her zaman yineliyoruz.

Biz halkların dostuyuz; hatta bize karşı olan halkların bile dostuyuz.

Amerikan halkının dostuyuz, ancak onların hükümetiyle ciddi bir sorunumuz var; dış politikalarını yürütme biçimleriyle sorunumuz var.

Şiddeti diğer devletlerle ilişki kurma yöntemi olarak kullanan bir anlayışı kabul etmiyoruz.

Benzer bir durum İsrail halkı için de geçerlidir; Siyonist hükümet politikalarına karşıyız.

Biz halkların düşmanı değiliz, emperyalizmin düşmanıyız.

Bu, devrimin temel sütunlarından biridir.

Devrim; eşitlikten, kardeşlikten, toplumsal inşadan, eşit haklardan ve daha adil bir dünya fikrinden söz eder.

Bunun mümkün olduğuna inanıyoruz ve bu yüzden devrim zorluklar karşısında daha da güçlenmektedir.

Türkiye nasıl o girişimi atlattıysa, Venezuela da bu saldırıyı aşacaktır.

Bundan eminiz.

Medya kökenli bir kariyerden geliyorsunuz ve biz kaynak olarak Telesur’u tercih ediyoruz.

Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Telesur gerçeğin bir aracıdır.

Halklarımızın gerçeğini dünyaya ulaştırmak için kurulmuş çok uluslu bir yapıdır.

Komutan Hugo Chávez daha en başından, imparatorluğun medyayı bir silah olarak kullandığını biliyordu.

Gerekli düşmanın medya yoluyla inşa edilmesi, saldırıların meşrulaştırılması için vazgeçilmezdir.

Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da, Venezuela’da ve dünyanın birçok yerinde bu yaşandı.

Türkiye de bunu yaşamaktadır.

Bir halka saldırmak için kullanılan ilk silah medyadır.

Medya yoluyla Irak’ta kitle imha silahları olduğu, Libya’da Yeşil Meydan’da bir katliam yaşandığı —ki bu hiç olmadı— iddia edildi.

Aynı şekilde Venezuela hakkında da her türlü yalan söylenmektedir.

Önemli olan, ötekini şeytanlaştırmak ve “gerekli düşman” hâline getirmektir.

Ne için gerekli?

Amerikan halkının bir ülkeye saldırmanın, sözde barış ya da demokrasi götürmenin gerekli olduğuna inanması için.

Telesur, medya hegemonyasına karşı mücadele etmek için kurulmuştur.

CNN, Fox News, BBC, Reuters, AP, AFP gibi devasa iletişim canavarlarıyla karşı karşıyayız.

Bunların hepsi son derece iyi işleyen bir medya makinesinin parçasıdır.

Biz ise Venezuela’dan ve Telesur’u oluşturan Latin Amerika ülkelerinden, imparatorluğun silahlarına kıyasla daha mütevazı araçlarla ama hakikatle yüklü bir mücadele veriyoruz.

Bizim silahımız gerçektir.

Telesur, halklarımızın gerçeğini —süslenmiş ya da filtrelenmiş değil— olduğu gibi anlatmak için tasarlanmıştır.

Telesur ve büyük medya tekellerine alternatif olan diğer kaynakları kullanmanızı çok değerli buluyorum.

New York Times’ta ya da Washington Post’ta hiçbir şey karşılıksız değildir.

Editoryal çizgileri masum değildir.

Bizimki de masum değildir; ancak bizim amacımız barış ve gerçektir.

Bu çok farklıdır.

Halkların kendi kaderini tayin hakkını savunuyoruz.

Telesur, birçok Latin Amerika ülkesinin dünyaya kim olduğumuzu ve ne hissettiğimizi anlatmak için kullandığı bir iletişim aracıdır.

Coğrafi olarak uzak ama kalben çok yakın olan bir gerçeği anlamak için Telesur’u kullanmanız son derece yerindedir. ‘TÜRKİYE’YLE KARDEŞ ÜLKEYİZ’ Türk halkına mesajınız nedir?

Türk halkına mesajımız her zaman aynıdır: Biz kardeş ülkeleriz.

Coğrafi mesafeye rağmen, sembolik olarak ve kalpten birbirimize yakınız.

Halkların onurlarını, bağımsızlıklarını ve kendi kaderlerini tayin haklarını savunduklarında verdikleri mücadelenin dünyanın her yerinde aynı olduğunu biliyoruz.

Kendi geleceğimizi belirleme hakkımız vardır.

Venezuela’ya yönelik bu saldırı münferit bir olay değildir.

Tüm dünya için tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir.

Eğer dünya —Türk kardeşlerimiz de dâhil olmak üzere— Venezuela’da yaşananları kınamazsa, bu emperyalizmin istediğini elde etmek için kullanacağı yeni yöntem hâline gelecektir.

Türk halkının yanımızda olduğunu biliyoruz.

Bugün tüm Venezuelalıların hissettiği acının Türk halkı tarafından da paylaşıldığını biliyoruz.

Her düzeyde dayanışma gösterilmiştir.

Bu saldırı, bir halkın onuruna yapılmış bir hakaret olarak herkes tarafından hissedilmektedir.

Türkiye’ye ve bu gibi medya kuruluşlarına Venezuela’nın yanında oldukları için teşekkür ediyoruz.

Desteğiniz için minnettarız ve sizlere kucak dolusu selamlarımızı gönderiyoruz.

İlgili Sitenin Haberleri