Haber Detayı

Engelli olmak neymiş yaşayarak anladım (Dünya Engelliler Haftası için...)
Yazarlar hurriyet.com.tr
10/05/2026 00:59 (7 saat önce)

Engelli olmak neymiş yaşayarak anladım (Dünya Engelliler Haftası için...)

Tam kaldırımdan adım atıp eve giriyordum ki...

Kalçamdan sağ bacağıma doğru bir ağrı.

Sonra karıncaların eşliğinde bir uyuşma.“Aman Allah’ım ne oluyor” demeden ikinci adım ve diğer bacağım.Üçüncü adımda oturup kaldım.Yürüyemiyordum.Evet yürüyemiyordum.Önümde kaldırım.

Önümde yol.

Karşımda evin kapısı.

Ama ben iki adım atamıyordum.Böyle başladı çile.1 dakika oturunca geçti.

Tekrar kalktım.

Çok şükür yürüdüm.Ama zaman geçtikçe bu uyuşma çoğaldı.

Aylar geçti.

Hep öteledim.Bir iki soru, doktor, MR derken omurga daralması teşhisi.

Kireçlenme, sıvı oluşumu...

Sinirlere aşırı baskı.Artık 50-100 adımda oturmak zorunda kalıyordum.Nereye gitsem gözüm oturacak bir yer arıyordu.

Sosyal hayatım değişmişti.

Davetlerden kaçıyordum.Örneğin önceki ay gittiğim Baykar’ın kurucusu Özdemir Bayraktar anısına yapılan belgesel tanıtım töreninde 1 dakika ayakta duramadım.Ve nihayet artık 50 metre yürüyemiyordum.Bir omurga ameliyatı gerekiyordu.

Ama çok riskli.Sonunda felç riski vardı.Engelli olmak nedir öylesine yaşayarak anladım ki.Düşünün.Ayağa kalkabiliyorum.

Adım atabiliyorum.

Yürüyorum.

Ne güzel...Ama 1 dakika içinde kıpırdayamıyorum.

Oturmak zorunda kalıyorum.

Yürüyemiyorum.

Felaket.Yani yeri de göğü de görüyorsunuz.Hayatın en uç iki noktası.Yürümek ya da yürüyememek.

Aynı anda aynı çile.

Sanki bir işkence.

Bir adım, iki adım yürü.

Sonra iptal.İşte bu yüzden engelli olmak ne demek yaşayarak anladım.Üstelik tam da “arafta” yaşadım.Ameliyat omurgada ve sinirler arasında “kuyumcu işi” bir titizlik gerektirdiği için, frekansımın tutacağı bir doktor bulmak için çok uğraştım.

İnce eledim sık dokudum.Sonunda Prof.

Dr.

Ahmet Alanay’la dost olduk.Neden “anlaştık” demekle yetinmiyorum.Çünkü arkadaşlar Prof.

Alanay’a neredeyse hayatımı teslim ediyordum.Bu tür ameliyatlarda öncelik elbette tecrübe ve teknik yeterliktir.

Ama insan “felç riski”nin olduğu bir ameliyata girerken;Yalnızca bir doktorluk değil moral bir ilişki de istiyor.

Prof.

Dr.

Alanay Alanyalı’ydı.

Mehmet Ali Dim gibi, Arif Dizdaroğlu gibi ortak dostlarımız vardı.

Hoca uluslararası bir isim yapmıştı.Sonuçta Ahmet Hoca Acıbadem Maslak Hastanesi’nde ameliyatı yaptı.Öylesine korkmuşum ki...6 saatlik operasyondan sonra gözlerimi açar açmaz ayak parmaklarımı oynattım.İki gün sonra hafiften yürümeye başladım. 7 gün sonra rahatlamıştım.Daha önümde 2-3 aylık bir özen ve dikkat süresi var.

Ama olsun...Yavaş yavaş ama rahatça yürüyorum.Buradan Prof.

Dr.

Ahmet Alanay ve bütün ekibine teşekkür ediyorum.Özellikle inanılmaz bir titizlikle ameliyat sonrasını takip eden Sena Akkaya Öztürk ve Acıbadem’i bana evim gibi hissettiren Kerem Gürsoylu ve ekibi sağ olsun.Ve çok daha önemlisi.Engelli olmanın ne demek olduğunu...Başkalarının rahatça yürüyüp ayakta beklediği yerlerde, oturacak yer arayan ve iki adım atamayan bir kardeşiniz olarak, yürüyebilmenin ne kadar değerli olduğunu yaşayarak anladım.Bugüne kadar defalarca yazdım.Engelli insanlarımızın çektiği zorlukları anlattım.Bir engelli için şehir yaşamının sıkıntıları.

Kaldırımlar...

Kamu binalarının girişleri...

Toplu taşıma...Her seçimde engelli seçmeni sırtlarında taşıyan vatandaşlarımızı yazdım.Şimdi o durumu bizzat yaşadım.Ve kendime bir söz verdim.Bundan sonra nereye gitsem;Önce engelli insanlarımızın yaşamına uygun olup olmadığını sorgulayacağım.Engelli hayatlara geçmişte verdiğim önemi kat kat artıracağım.Lütfen sizler de bunu yapın.Bugün yürüyebilirsiniz, görebilirsiniz...Ama kaybetmenizin an meselesi olduğunu unutmayın.O gözle bakın hayata...Dünya Engelliler Haftası bu gerçeği bir kez daha hatırlatsın.

İlgili Sitenin Haberleri