Haber Detayı

‘Lübnan’ın bölünmeden nasıl ayakta kalabileceği çok büyük bir soru işareti’
Kelebek hurriyet.com.tr
10/05/2026 07:00 (1 saat önce)

‘Lübnan’ın bölünmeden nasıl ayakta kalabileceği çok büyük bir soru işareti’

17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürüyor. Emekli büyükelçi Uluç Özülker “Lübnan kendini savunup sorun çözebilecek bir konumda değil ne yazık ki” diyor. 

İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyindeki birçok yeri işgal etmişti.  17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkese rağmen saldırılarını sürdüren İsrail geçen çarşamba da Beyrut’u 8 Nisan’dan bu yana ilk kez hedef aldı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre bölgede mart başından bu yana ölenlerin sayısı 2 bin 727’ye, yaralı sayısıysa 8 bin 438’e yükseldi.14-15 Mayıs’ta İsrail-Lübnan arasındaki doğrudan müzakerelerin üçüncü turunun yapılması bekleniyor.

Biz de bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden ‘duayen hariciyeci’ emekli büyükelçi Uluç Özülker’le Lübnan-İsrail konusunu konuştuk.  ◊ İsrail’in Lübnan’ı terk etme ihtimali var mı?

Güney Lübnan özellikle Hizbullah’ın yaşadığı ve çok güçlü olduğu bölge.

Yani Lübnan’da bu manada Hizbullah’ın mutlak bir ağırlığı var.

Hizbullah’ın aynı zamanda İran, Güney Irak ve Güney Suriye’ye uzanan bir varoluş şeklinde düşünülmesi gerekiyor.

Burada ikinci bir husus var.

O da çok önemli.

Suriye esas itibariyle bir noktada kurtuldu.

Ama bu kurtuluş gerçek anlamda, yüzde 100 sonuç verici bir noktaya getirdi mi işi?

Yani orada da ciddi tereddütler var.

İsrail’in orayı terk etme ihtimali yok.

Çünkü Golan Tepeleri tek su bulunan bölge.

Peki, İsrail nereye doğru genişleyebilir?

İki ihtimal var.

Bir tanesi Hizbullah bölgesine bir güç katmak.

İkincisi de Suriye’den toprak kazanmak suretiyle genişlemek.

Doğu Akdeniz’e çıkış olarak baktığınızda; genişlemeci ve yayılmacı bir İsrail politikasının temel taşları olarak orada ayakta durduğunu görmekteyiz.◊ Beyrut çarşamba günü tekrar saldırıların hedefi oldu...

Beyrut ‘İkinci Paris’ olarak adlandırılan, inanamayacağınız güzellikte bir yerdi.

Biliyorsunuz 2020’de Beyrut Limanı’nda çok büyük bir patlama oldu.

Şu ana kadar da bu patlamayı kimin gerçekleştirdiği bulunamadı.

Lübnan çok ciddi bir darbe yedi.

Bu darbe ekonomik açıdan da onu ciddi şekilde etkiledi.

Ayrıca ikinci bir faktör var.

Lübnan çok karışık bir ülke.

Mezhepsel olarak yaklaştığınızda karmakarışıktır.

Mezhebin ötesinde dini faktörler itibariyle baktığınız zaman daha da vahimdir.

Ülkenin yarısı Hıristiyan, yarısı Müslümandır desem çok abartmış olmam.

Beyrut’un güneyinde kalan bölüm de aslında Hıristiyanların çok çok güçlü oldukları bir bölge.

Bir anlamda İsrail’le birlikte dışarıdan bölgeye olumsuz bir etki yaratabilecek bir tutum içinde oldukları söylenebilir.

Müslümanlar da bir bütünlük içinde değil.

Zengin zümre var ve o zümre hâkimiyet kurarak işleri götürüyor.

Ülkede tam manasıyla bir demokrasiden söz edemeyiz. ◊ Suriye’yle ilgili ciddi tereddütler var dediniz...

İsrail söylediğim Suriye’nin güneybatıda kalmış olan topraklarının da bir bölümünü ele geçirdi ve iade etmiyor.

Şu sıralar diğer konularla uğraştıkları için Suriye de bunu öncelikle ele almış değil.

Ama orada İsrail’in boşaltması gereken, Suriye’nin özbeöz vatanı, toprağı olan bölge var.

Ve şu anda İsrail’in elinde.

İsrail bunu ikinci aşamalarında Lübnan’a gidip, giderken de Hizbullah’ı yok etme politikası olarak görüyor.◊ Lübnan bu çatışmadan nasıl çıkar?Bir savaş ortamı içinde yaşıyorlar.

Lübnan’ın İsrail’e bu konuda bir karşılık verip, kendini savunarak oradan başarıyla çıkabileceği bir durumun var olmadığını düşünmek, görmek lazım.

Lübnan’ın bölünmeden orada nasıl ayakta duracağı çok büyük bir soru işareti.

Orada sıkıntı var.

Ve bu sıkıntı ülkenin yarısından herhangi bir şekilde vazgeçmek durumuna gelecek gibi bir noktaya doğru evriliyor.Batı Şeria da yutulunca...Dünyanın gözü ABD ve İsrail’in İran’la savaşına çevrilmişken İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırılar arttı.

Yahudi yerleşimcilerin Filistin köylerindeki şiddet ve yıldırma eylemlerini yoğunlaştırdığı söyleniyor.

Bölgeden gelen haberler halkın temel ihtiyaçlarına ulaşmakta bile zorluklar yaşadığı yönünde.

İsrail geçen yılın sonlarından itibaren özellikle El Halil’de dikenli teller döşeyerek ve Filistin evlerinin kapılarını mühürleyerek kısıtlamaları sertleştirmişti.

Evlerin ve mahallelerin girişlerinin kapatılmasıyla halk adeta bir kafesin içine alınmış durumda.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 1 Mayıs’ta yayımladığı İnsani Durum Raporu’na göre BM kayıtlarının mevcut olduğu 17 yılı aşkın süre göz önüne alındığında Batı Şeria’da izinsiz yıkımlar nedeniyle yerinden edilen insanların aylık ortalama sayısında en yüksek rakam kaydedildi.

Yine aynı raporda yerleşimcilerin eğitime yönelik saldırıları, kırsal kesimdeki aileler üzerinde evlerini ve topluluklarını terk etmeleri yönünde artan bir baskı oluşturduğuna da dikkat çekiliyor.

Yeditepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Doç.

Dr.

Deniz Tansi konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminin sonunda, İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakını tanıma projesi vardı.

Şimdiyse adım adım Batı Şeria sivil işgalciler tarafından kolonileştiriliyor ve bu Batı dünyasında normalleştiriliyor.

İsrail’in Güney Kıbrıs, Güney Lübnan ve Güneybatı Suriye’de kronikleşen varlığı bir Kuzey Kuşağı meydana getiriyor, Batı Şeria da yutulunca, İsrail çevresel bir işgal sürecini tamamlıyor.”  ‘Harekete geç’ çağrısıBu arada Avrupa’da eski bakan, büyükelçi ve üst düzey yetkililerden oluşan 440’tan fazla isim, Avrupa Birliği (AB) liderlerine İsrail’in Batı Şeria’daki E1 bölgesini (Ma’ale Adumim ile Kudüs arasındaki 12-13 kilometrekarelik alan) işgal planına karşı harekete geçmeleri çağrısı yaptı.

Açıklamada, İsrail hükümetinin 1 Haziran’da E1 bölgesinde 3 bin 401 konutluk ilk inşa ihalesini yayımlamayı planladığı ve ilk aşamada Filistin topraklarını işgal eden 15 bin İsrailliye ev sağlayacağı kaydedildi.

İlgili Sitenin Haberleri