Haber Detayı

Nefret yayınları servete dönüştü! Yasaklandı ama bitmedi, kazancı dudak uçuklattı
Dünya hurriyet.com.tr
10/05/2026 07:25 (1 saat önce)

Nefret yayınları servete dönüştü! Yasaklandı ama bitmedi, kazancı dudak uçuklattı

ABD’de aşırı sağcı yayıncı Nick Fuentes’in, ana akım sosyal medya platformlarından uzaklaştırılmasına rağmen internet üzerinden büyük bir gelir ağı kurduğu ortaya çıktı. Irkçı, antisemitik ve kadın düşmanı söylemleriyle tepki çeken Fuentes’in, 2025’in başından bu yana canlı yayın bağışlarıyla yaklaşık 900 bin dolar topladığı belirtiliyor. Bu rakam, yalnızca bir yayıncının kazancını değil; nefret söyleminin internette nasıl topluluk, aidiyet ve gelir modeline dönüştüğünü de gösteriyor.

ABD’de aşırı sağın en tartışmalı internet figürlerinden biri olan Nick Fuentes, uzun süredir YouTube gibi ana akım platformlardan uzaklaştırılmış durumda.

Ancak bu yasaklar, onun çevrim içi etkisini tamamen bitirmedi.

Fuentes, daha küçük ama çok daha sadık bir izleyici kitlesiyle kendi ekonomik düzenini kurdu.Bu düzenin merkezinde “superchat” adı verilen ücretli mesaj sistemi var.

İzleyiciler canlı yayın sırasında para ödeyerek mesajlarının ekranda görünmesini sağlıyor.

Yayıncı bu mesajları okuyor, yanıtlıyor ya da üzerinden yorum yapıyor.

Böylece bağışçı yalnızca para göndermiş olmuyor; yayın sırasında görünür hale geliyor, topluluğun parçası olduğunu hissediyor ve yayıncıyla doğrudan temas kurduğunu düşünüyor.Fuentes’in bağış gelirinin 900 bin dolara yaklaşması, onu ana akım reklam gelirlerinden mahrum kalan sıradan bir yayıncı olmaktan çıkarıyor.

Çünkü bu para yalnızca canlı yayın bağışlarından geliyor.

Fuentes’in ayrıca ücretli sohbet odaları, aylık üyelik sistemi ve ürün satışlarından da gelir elde ettiği belirtiliyor.SUPERCHAT SİSTEMİ NEDİR?Superchat, canlı yayınlarda izleyicinin para ödeyerek mesajını öne çıkarmasını sağlayan bir sistem.

Oyun yayınlarından sohbet yayınlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor.

İzleyici küçük bir ödeme yapıyor, mesajı ekranda beliriyor ve yayıncı tarafından okunma ihtimali artıyor.Bu sistem normalde içerik üreticisine destek olmak için kullanılan dijital bir bahşiş yöntemi gibi görülebilir.

Ancak Fuentes örneğinde bu mekanizma farklı bir anlam kazanıyor.

Bağışlar yalnızca bir yayıncıyı desteklemek için değil, ırkçı, antisemitik, kadın düşmanı ve göçmen karşıtı söylemler etrafında kurulan bir topluluğa bağlılık göstermek için de yapılıyor.

Bazı izleyiciler için bu mesajlar, kalabalığın içinde fark edilmenin yolu haline geliyor.

Kimileri yayıncının adını okumasını istiyor, kimileri ondan onay bekliyor, kimileri de aynı dünya görüşünü paylaşan bir grubun parçası olduğunu göstermek istiyor.

Böylece nefret söylemi sadece konuşulan bir fikir olmaktan çıkıp para akışıyla beslenen bir dijital sisteme dönüşüyor.KÜÇÜK KİTLE, BÜYÜK GELİRFuentes’in gelirinin çok geniş bir izleyici kitlesinden değil, küçük ama çok bağlı bir gruptan geldiği görülüyor.

Yapılan analize göre yalnızca 10 hesap toplamda yaklaşık 77 bin dolar bağış yaptı.

En çok bağış yapan 500 hesap ise toplam superchat gelirinin neredeyse yarısını karşıladı.Bu tablo, internet yayıncılığında sadık kitlenin ne kadar güçlü bir gelir kaynağına dönüşebildiğini gösteriyor.

Bir yayıncı, milyonlarca düzenli izleyiciye sahip olmasa bile küçük bir grubun sürekli desteğiyle büyük paralar kazanabiliyor.Geri kalan bağışların büyük kısmı daha küçük tutarlardan oluşuyor.

Pek çok izleyici 30 dolar ve altında ödeme yapıyor.

Ancak bu küçük ödemeler yayınlar boyunca tekrarlandığında büyük bir toplam ortaya çıkıyor.Bu model, radikal fikirlerin internette nasıl ayakta kalabildiğini de gösteriyor.

Reklam alamayan, markalar tarafından tercih edilmeyen ya da büyük platformlardan uzaklaştırılan figürler, doğrudan izleyicilerinden para toplayarak varlığını sürdürebiliyor.

AİLE GİBİ BAĞLANANLARHaberde en dikkat çekici örneklerden biri, Ohio’da yaşayan Kristine Kasubienski ve oğlu Stephen Ryan üzerinden anlatılıyor.

Kasubienski, Fuentes’i yıllarca takip eden ve ona sık sık bağış gönderen bir izleyiciydi.

Onu kimi zaman “ikinci oğlu” gibi gördüğünü söylüyordu.Kasubienski’nin ekonomik durumu iyi değildi.

Bir yemek kamyonunda çalışıyor, sınırlı gelirle geçiniyordu.

Buna rağmen Fuentes’in zor durumda olduğunu düşünerek ona defalarca para gönderdi.

Oğlu Ryan da annesiyle birlikte Fuentes’in yayınlarını büyük ekranda izlediklerini, onun söylediklerini evde konuştuklarını anlattı.Bu örnekte öne çıkan şey, izleyici ile yayıncı arasında kurulan tek taraflı ama çok güçlü bağ.

Yayıncı izleyiciyi kişisel olarak tanımasa bile izleyici onu aileden biri gibi görebiliyor.

Her gece aynı kişiyi izlemek, onun özel hayatından parçalar duymak ve mesaj gönderdiğinde karşılık alma ihtimali, izleyicide gerçek bir yakınlık hissi yaratabiliyor.Fuentes’in yayınlarında sadık bağışçılara doğrudan seslenmesi, onların mesajlarını okuması ve takipçilerini zaman zaman “aile” gibi tanımlaması bu bağı daha da güçlendiriyor.

Bu yüzden bazı izleyiciler için bağış yapmak yalnızca para vermek değil; görülmek, kabul edilmek ve bir gruba ait olmak anlamına geliyor.NEFRET NASIL PAKETLENİYOR?Nick Fuentes’in söylemleri ABD’de uzun süredir tepki çekiyor.

Hitler’i öven, siyahlar, Yahudiler, kadınlar ve göçmenler hakkında ağır ifadeler kullanan açıklamaları nedeniyle birçok platformdan uzaklaştırıldı.

Buna rağmen çevrim içi dünyada tamamen kaybolmadı.Bunun en önemli nedeni, nefret söyleminin artık yalnızca uzun konuşmalarla yayılmaması.

Saatler süren yayınlardan alınan kısa klipler, sosyal medyada mizah, ironi ya da kışkırtıcı internet diliyle yeniden dolaşıma sokuluyor.

Böylece çok sert ifadeler, özellikle genç kullanıcıların hızla tükettiği kısa videolara dönüşüyor.Bu yöntem, radikal fikirlerin normalleşmesini kolaylaştırabiliyor.

Bir söz önce “şaka” gibi sunuluyor, sonra topluluk içinde tekrar tekrar kullanılıyor, ardından siyasi bir kimliğin parçası haline geliyor.

Fuentes ve çevresindeki destekçiler de bu dijital dili çok etkili biçimde kullanıyor.Kısa video kültürü bu süreçte kritik rol oynuyor.

Birkaç saniyelik kesitler, konuşmanın tamamından koparılarak daha eğlenceli, daha öfkeli ya da daha çarpıcı hale getiriliyor.

Böylece aşırı ifadeler, haber gibi değil; izlenebilir, paylaşılabilir ve tartışma çıkarabilir içerikler gibi dolaşıma giriyor.CUMHURİYETÇİLERİ DE RAHATSIZ EDİYORFuentes’in yükselişi yalnızca Demokratları ya da liberal çevreleri değil, Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimleri de rahatsız ediyor.

Çünkü Fuentes kendisini sağ siyasetin dışında değil, sağın geleceğini şekillendirmeye çalışan biri olarak konumlandırıyor.Trump yanlısı çevrelerden çıkmış olsa da son dönemde Trump’ı da hedef alıyor.

Trump’ın İsrail politikalarını eleştiriyor, göçmenlik konusunda yeterince sert davranmadığını savunuyor ve takipçilerini Trump destekli adaylara karşı oy kullanmaya çağırıyor.

Bu durum Cumhuriyetçi Parti açısından ayrı bir sorun yaratıyor.

Çünkü Fuentes’in destekçileri, partinin daha ana akım isimlerini yeterince sert bulmuyor.

Onlara göre klasik muhafazakâr siyaset, göç, ırk, kadın hakları ve dış politika gibi başlıklarda fazla yumuşak kalıyor.Parti içindeki endişe de buradan kaynaklanıyor.

Fuentes ve “groyper” olarak bilinen destekçi kültürü, internette genç ve öfkeli bir kitleye ulaşabiliyor.

Ancak aynı söylemler, daha geniş seçmen kitlesi için itici, tehlikeli ve aşırı bulunuyor.

Bu da Cumhuriyetçilerin seçim stratejileri açısından risk yaratıyor.SİYASİ GÜÇ MÜ, DİJİTAL FANATİZM Mİ?Fuentes’in gerçek siyasi gücünün ne kadar büyük olduğu tartışmalı.

Bazı araştırmacılar onun etkisinin abartıldığını, asıl başarısının algoritmaları ve öfke ekonomisini iyi kullanmasından kaynaklandığını düşünüyor.

Bu görüşe göre Fuentes, geniş kitleleri örgütleyen bir liderden çok, internette öfkeyi paraya çevirmeyi bilen bir yayıncı.Ancak bu durum tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmıyor.

Çünkü Fuentes’in takipçileri arasında onu yalnızca bir yorumcu olarak değil, kendi öfkelerini dile getiren bir temsilci olarak görenler var.

Bu kişiler için bağış yapmak, bir siyasi harekete katılmak, bir davaya destek vermek ya da kendi kimliğini göstermek anlamına gelebiliyor.Kasubienski’nin hikâyesi bu açıdan çarpıcı.

Kanser teşhisi aldıktan sonra bile Fuentes’e mesaj göndermeyi sürdürdü.

Ölümünden kısa süre önce yazdığı mesajlarda, Fuentes ve onun takipçi topluluğu için dua ettiğini söyledi.

Fuentes daha sonra yayınında ondan söz etti; ancak ailesi, onun verdiği ziyaret sözünün gerçekleşmediğini anlattı.Bu hikâyenin rahatsız edici tarafı burada saklı: İnternette aşırılık yalnızca nefretle beslenmiyor.

Yalnızlık, anlaşılma isteği, aidiyet arayışı ve görünür olma ihtiyacı da bu yapıyı güçlendirebiliyor.Nick Fuentes örneği, dijital çağda radikal söylemlerin nasıl yeni bir ekonomik modele dönüştüğünü gösteriyor.

Bir yanda öfke ve nefret var; diğer yanda bağışlar, üyelikler, ürün satışları ve sadık hayran toplulukları.

Sonuçta ortaya çıkan şey, yalnızca bir yayıncı profili değil; nefretin, yalnızlığın ve internet ekonomisinin birbirine bağlandığı karanlık bir düzen.

İlgili Sitenin Haberleri