Haber Detayı
Türkiye’de kamu sendikacılığı 'uyma davranışı'nda
Sendikasının genel kurulunda açıklamalarda bulunan Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, 'Uyum sağlama’ ve ‘uyma davranışı’ kavramlarına atıfta bulunarak, Uyum sağlama, topluma uyumlu olmak; toplumun gereğini yapmak, iyi bir birey olmak ve üretmek demektir. Ancak bunun yanında gerektiğinde protesto edebilmeyi, yanlış olana karşı çıkabilmeyi de bilmeyi gerektirir. Uyma davranışı ise koşulsuz itaattir. Hiçbir şeye karşı çıkmamak, köle gibi davranmaktır. Ne yazık ki Türkiye’deki kamu sendikacılığı uzun süre uyma davranışındaydı. Biz, uyum sağlayan taraftayız ve bunun bir ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Özellikle eğitim sektöründe dedi.
Eğitim Gücü Sen 2’nci Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı Ankara’da düzenledi.
Genel Kurula CHP'nin Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş da katıldı.
Toplantıda açıklamalarda bulunan sendika genel başkanı Oğuz Özat, 'Uyum sağlama’ ve ‘uyma davranışı’ kavramlarına atıfta bulunarak, Uyum sağlama, topluma uyumlu olmak; toplumun gereğini yapmak, iyi bir birey olmak ve üretmek demektir.
Ancak bunun yanında gerektiğinde protesto edebilmeyi, yanlış olana karşı çıkabilmeyi de bilmeyi gerektirir.
Uyma davranışı ise koşulsuz itaattir.
Hiçbir şeye karşı çıkmamak, köle gibi davranmaktır.
Ne yazık ki Türkiye’deki kamu sendikacılığı uzun süre uyma davranışındaydı.
Biz, uyum sağlayan taraftayız ve bunun bir ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.
Özellikle eğitim sektöründe... dedi İşçi sendikalarında da 'sağ' ve 'sol' olduğunu söyleyen Özat, Ancak ilginçtir ki kamu sendikacılığında doğrudan parti sendikacılığı görülmektedir.
Partiye uymuşlar, önlerini iliklemişler. ‘Emredersiniz’ derken 2 milyon memuru ve 4 milyon emekliyi açlık sınırına teslim ettiler.
Eğitim Gücü Sen ise, bu durumu yırtıp atmıştır.
Aralık ayında 8-9 yıllık bir öğretmen 51 bin lira maaş alıyor ve bunun 30 bin lirasını kiraya veriyor diye konuştu.
BİRİ KÖKTEN REDDEDİYOR DİĞERİ KÖKTEN KABUL Biz kökten yok da etmiyoruz, kabul de etmiyoruz diyen Özat ‘Maarif Modeli’ne ilişkin Muhalefete yakın bir sendikanın başkanı bu müfredatı ‘mürid yetiştirme programı’ olarak niteleyip eleştirdi.
Aynı dakikalarda iktidara yakın bir sendika ise ‘müthiş bir program’ dedi.
Allah’tan korkun; 7 bin sayfalık bir müfredat 20 dakikada nasıl okunur?
Biri kökten reddediyor, diğeri kökten kabul ediyor.
Biz ne yaptık?
Akademisyenlerimizle birlikte başkanlarımıza ve üyelerimize SMS göndererek bir form oluşturduk, müfredatı incelemelerini ve raporlamalarını istedik. 20 gün sürdü.
Ardından bu raporu tüm siyasi partilere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eğitim Komisyonu’na ve bakanlığa gönderdik.
Hepsinden teşekkür aldık. ‘Bunu gönderen tek sendika sizsiniz, doğru rapor gönderen de tek sizsiniz’ dediler.
Biz her partiyle görüşüyoruz, taleplerimizi her partiye iletiyoruz.
Hatta o partiler bile bize ‘Lütfen duruşunuzu bozmayın’ diyor.
Kendilerine yakın sendikalardan onlar da bıkmış durumda.
Maarif Modeli’ne gelince; bana göre güzel bir model, uygulaması bol.
Ancak öğretmenler yetiştiremiyor.
Ancak o model, şu anki okulların fiziki yapısına uygun değil.
Bir öğretmen arkadaşımız beni arayıp ‘Yaprak incelemesi yapacağım ama okulda mikroskop yok’ dedi.
Spor atölyesi yok, resim atölyesi yok… ÖĞRETMEN, OLUMSUZ KOŞULLARDA ÇOCUKLARA GELECEK İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR Özat'tan sonra söz alan CHP'li Özçağdaş ise şunları söyledi: Türkiye’de eğitim sisteminin içindeki hiçbir bileşen mutlu değil.
Öğrenciler mutlu değil, gelecekten umutlu değiller.
Öğretmenler, yoksulluk sınırının altında maaşlarla, çok ciddi olumsuz koşullarda çocuklar için bir gelecek inşa etmeye çalışıyor.
Veliler, çocuklarının yaşadıklarını görüyor ve onları geleceğe hazırlayamadıkları kaygısıyla her geçen gün daha da mutsuz oluyorlar.
Türkiye’nin içinde bulunduğu tablo bu.
Okullarda güvenlik sorunu yaşanıyor.
Türkiye’de birçok kamu kurumunda güvenlik görevlisi var ama en çok korunması gereken çocuklar için okullarda güvenlik görevlisi yok.
Yüzlerce, binlerce öğrencinin bulunduğu okullarda hemşire yok.
Maalesef yeterli temizlik görevlisi yok. 100 bin ücretli öğretmen var.
Eğer yeterli atamalar yapılsa, okullardaki 18 milyon öğrenciye bir öğün sıcak yemek ve bir bardak temiz su verilse, bunun toplam maliyeti 460 milyar liradır.
Bununla ilgili hem komisyonda hem Genel Kurul'da teklif verdik, reddedildi.
Yurttaş, ‘Bu para nereden bulunacak?’ diye sorabilir.
Ben size söyleyeyim: Sadece bu yıl şirketlerden alınmayan vergiler 768 milyar liradır.
Kur korumalı mevduattan doğan kamu zararını, yanlış yatırımları saymıyorum bile.