Haber Detayı
Özgür Özel: 'Suriye Kürtleri için büyük bir hassasiyet duyuyoruz'
Grup toplantısında konuşan Özgür Özel, Suriye’de yaşanan gelişmelerin diplomasiyle çözülmesi gerektiğini vurguladı; 'Yeniden 'Kürt eşittir terörist' diye bir denklem oluşturmaya çalışanlara; aklınızı başınıza alın, Türkiye'deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye'deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz'
Artı Gerçek - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Özel, Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin, 'diyalog' çağrısı yaparken, "Suriye Kürtleri için büyük bir hassasiyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Şam'a bağlı grupların sadırıları sonucu cezaevlerinen kaçan IŞİD'lilere de değinen Özel aynı zamanda "Yeniden 'Kürt eşittir terörist' diye bir denklem oluşturmaya çalışanlara; aklınızı başınıza alın, Türkiye'deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye'deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz" vurgusu yaptı. 'HATAY'DA HATAMIZDAN DOLAYI KAYBETTİK' Konuşmasına Hatay'daki depremzedelerin durumuna değinerek başlayan Özel, "Sayın Erdoğan’ın deprem bölgesiyle ilgili şöyle bir muradı var.
Deprem bölgesinde tüm sorunlar çözülmüş, tüm sıkıntılar bitmiş, herkesin keyfi yerindeymiş, kimsenin derdi, tasası, endişesi, isyanı yokmuş ve buna bölge ses çıkarmasın, geri kalan 70 il de buna inansın, bu da Erdoğan’ın hanesine olumlu yazsın" dedi.
Özel konuşmasının devamında Hatay'da partisinin 'hatasından' dolayı kaybettiklerini söyledi. 'KARTALKAYA DAVASINI SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ' Bolu Kartalkaya yangınında hayatını kaybeden 78 kişiye değinen Özel, 'faicanın' üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatarak, "Tabii bu bir kaza değil, denetimsizlik ve ihmalin ağır bir sonucu.
Giden canların hesabının sorulması, bir daha aynı acıların yaşanmaması için tam olarak adaletin tesis edilmesi gerekiyor.
Kim korunuyor?
Baş sorumlu korunuyor.
Kim tarafından?
En baş sorumlu tarafından.
Buradan açıkça söylüyoruz; Kartalkaya davasında son sorumlu yargılanıp cezasını alana kadar Kartalkaya davası Cumhuriyet Halk Partisi'nin onur davasıdır.
Sonuna kadar takip edeceğiz" dedi.
MOTOKURYELERİN TALEPLERİNİ SIRALADI Motokuryelerin çalışma koşullarına da değinen CHP Genel Başkanı, "Bir moto kuryenin yapabileceğinden iki kat, üç kat fazla iş istiyorlar" diyerek motokuryelerin 'emek sömürüsüne' ve 'güvencesiz çalıştırılmaya' mahkum edildiğini söyledi.
Özel motokuryelerin 5 talebi olduğunu söyledi: "-Paket başına ödenen ücret şeffaf, öngörülebilir ve sabit bir yapıya kavuşturulsun. -Teşvik sistemlerinin erişilebilir, adil ve objektif kriterleri olsun. -Mesafe bazlı ücretlendirmeden, gerçek yakıt, bakım ve zaman maliyetleri dikkate alınarak yeni bir ücretlendirme sistemine geçilsin. -Olumsuz hava koşullarında ücretli izin hakkı olsun.
Kar yağıyor, valilik yasaklıyor ya, moto kurye o gün para almıyor.
Yani valiliğin yasağı moto kuryenin maaşından gidiyor. -İş sağlığı ve güvenliği önlemleri uygulansın.
Kurye temsilcilerinin çalışma koşullarını ilgilendiren karar alma süreçlerine doğrudan dahil edilsin.
Yani kuryelerin seçtikleri temsilciler dahil edilsin." BAHÇELİ'YE 'EMEKLİ' YANITI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin emeklilere maaş zammı ile ilgili 'Emeklilere verilen bu ücret sefalet ücretidir' sözlerini ve CHP'nin de bu sözlere desteğini hatırlatan Özel, "MHP'den de bu konuda bir yanıt bekliyorduk.
Yanıt Sayın Bahçeli'den bugün geldi.
Efendim, en düşük emekli maaşı konusunda Cumhur İttifakı'nın içine nifak sokuyormuşum.
Ne yapacakmış?
Cumhuriyet Halk Partisi'nin iyileştirme önergesine oy vermeyecekmiş.
Eyvallah.
Hiçbir itirazım yok.
Biz kendi önergemizi vereceğiz, oy veren arkadaşlarla birlikte oy veririz.
DEM iyileştirme önergesi verir, ona da oy veririz.
İYİ Parti'nin önergesi olur, ona da oy veririz.
Sayın Devlet Bahçeli önergesini versin, onun önergesini geçirelim.
Emekli bu kadar perişan durumdayken, siz de bir yandan buna sefalet ücreti derken, efendim 'CHP bilmem ne...'.
Ben yokum.
Önergeyi sen ver, biz kayıtsız şartsız senin dediğin iyileştirmeye destek vereceğiz." SURİYE'DEKİ GELİŞMELER CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasının devamında Suriye'deki gelişmelere değinerek, iktidarı eleştirdi: "Bir yandan bu yakıcı gündemler varken, bir yandan da gözümüz kulağımız Suriye’de.
Hep birlikte takip ediyoruz.
Komşumuz Suriye uzun yıllar boyunca derin acılar ve kayıplar yaşadı.
Bu durum ülkemizi de derinden etkiledi.
Tabii bu konuda da Sayın Erdoğan her zamanki gibi...
Buradaki milletvekili, korkunç...
Grup Başkanvekili korkunç laflar etti.
Ömer Çelik lafı dolandırdı, bir şey demedi, sustular.
Ve 'Yıllarca Müslümanlar katlediliyorken Alevi katli... şimdi Aleviler katlediliyor diye bağırıyorlar' diyen Grup Başkanvekilinin ayıbına suçuna ortak oldular. 'İSRAİL TARAFINDAN SIVAZLANMIŞ COLANİ'YE ORTAK OLUYORLAR' Şimdi geldiğimiz bu noktada dönmüş diyorlar ki bize; 'Suriye o haldeyken susuyor...' Ne susması?
Ne susması?
Faruk Loğoğlu başkanlığında heyetlerimiz üç kez Suriye’ye gitmedi mi?
Hele hele Türkiye’den gitmiş muhalif gazeteciyi ailesine Cumhuriyet Halk Partililer vermedi mi?
Sonrasında defalarca söyledik.
Söyledik diye suçlu olduk, aman Suriye’deki kan dursun, gözyaşı dursun diye.
Sonra İdlib’de tutulan bir grup farklı farklı yerden gelen selefi örgütler, çeteler, bilmem neler Şam’a doğru harekete geçince; iki gün öncesine kadar Erdoğan’ın açık beyanı var: 'İdlib’den harekete geçen gruplarla bağlantımız yoktur, endişeyle takip ediyoruz' diye.
Sonradan öğreniyor ki Colani; İngiltere, Amerika tarafından hazırlanmış, İsrail tarafından sıvazlanmış...
Ona ortak oluyor. 'ÇATIŞMALI SÜRECİ ÜZÜLEREK TAKİP EDİYORUZ' Şimdi gelmişler burada, bu günlerde yine olan bitene bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.
Burada sağduyulu, akılcı ve Türkiye’yi de düşünen bölgeyi de düşünen sözler söylemek lazım.
Yaşanan acıların herkese ders olmasını, artık sorunların diplomasiyle çözülmesinin öğrenilmesini ve çatışmaların bitmesini, Suriye’deki tüm acılı süreçler boyunca hep arzu ettik, talep ettik.
Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını her zaman savunduk.
Tüm inanç ve kimliklerin anayasal güvence altında yaşamasını istedik, istemeye devam ediyoruz.
Politikalarımızı ve siyaset dilimizi buna göre kurduk.
Ancak yeniden çatışmalı bir ortama sürüklendiğini üzülerek takip ediyoruz Suriye’nin. 'DİPLOMASİYE, MASAYA SAHİP ÇIKILMALI' Bu yüzden diplomasiye, masada oturmaya, varılan mutabakatlara sahip çıkmaya ve herkesin verdiği sözleri tutmasına vurgu yapıyoruz.
Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyor, sorumlulukla değerlendiriyoruz.
Gerilim ortamının Suriye’de, Türkiye’de, bölge ülkelerine de kazandırmayacağı görülmeli; herkes aklıselimle hareket etmelidir.
Kolaycı yargılardan bilinçli bir kopuş gerçekleşmeli; serinkanlı, uzun vadeli, barışçıl bir akıl inşa edilmelidir. 'HERKESİ BARIŞI SAVUNMAYA DAVET EDİYORUZ' Bu akıl hepimizin güvenliğini, sürdürülebilir barışı, silahtan ve gözyaşından kalıcı bir kurtuluşu, demokratikleşmeyi, eşitlik temelli kardeşliği ve kalkınmayı sağlayacak olan akıldır.
Bu akıl, birbiriyle kardeş olan ülkelerimizin, kimliklerimizin ve inançlarımızın ortak aklıdır.
Emperyalist heveslerden ve çıkarlardan hiçbir zaman fayda gelmediği ve gelmeyeceği görülmeli; gerçek kurtuluşun kardeş olan tüm kimliklerimizin ortak gelecek inşasıyla sağlanacağı idrak edilmelidir.
Bu anlayışla Suriye’de taraflar arasındaki mutabakatın kesin bir biçimde uygulanmasını temenni ediyoruz.
Herkesi de savaşı körüklemeye değil, barışı ve kardeşliği savunmaya davet ediyoruz. 'SURİYE KÜRTLERİ İÇİN BÜYÜK HASSASİYET DUYUYORUZ' Bu çerçevede, akrabalarımız olan Suriye Kürtleri için büyük bir hassasiyet duyuyoruz.
Akrabalarımız olan Suriye'deki Alevilerin durumu için hassasiyet duyuyor, endişe duyuyoruz.
Suriye'deki Arapları, Kürtleri, Türkmenleri, Dürzileri ve Alevileri kardeşimiz, akrabamız, komşumuz, ayrılmaz parçamız olarak görüyoruz. 'YENİDEN KÜRT EŞİTTİR TERÖRİST DENKELMİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞANLARA İNCİTMEYİN DİYORUZ' Bugün iktidar medyası ve beslenen besili trollerin yeni algı operasyonları peşinde koştuğu, Kürtleri rencide eden, aşağılayan, onurlarıyla oynayan ifadeleri kullanmaktan çekinmediklerini üzülerek takip ediyoruz.
Bu saldırgan söylemlerin tamamını reddediyoruz.
Yeniden 'Kürt eşittir terörist' diye bir denklem oluşturmaya çalışanlara; aklınızı başınıza alın, Türkiye'deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye'deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz. 'IŞİD DEDİĞİNİZ KAFA KESENLERDİR' AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in; IŞİD Kobani'ye saldırdığında, Kuzey Irak'tan peşmergelerin desteğe gelmesi için kapıları, ABD Başkanı Obama'nın Erdoğan'a açtığı bir telefon üzerine açtıklarını itiraf etmesi bir skandaldır.
Kendisinin açıklaması bir gerçeğin itirafıdır, AK Parti açısından da bir skandaldır.
Kürtleri IŞİD saldırısına karşı korumak için Obama'nın telefonunu günlerce beklemiş olmaları, bugün de bir IŞİD tehdidinde Trump'tan talimat bekleyeceklerinin en açık göstergesidir.
Bu açıklama AK Parti'nin bölgeye bakışının da ne yazık ki itirafı niteliğinde olmuştur.
Bugünlerde azılı IŞİD'li canilerin tutuldukları cezaevleri ile ilgili durumu endişeyle takip ediyoruz.
Cezaevlerindeki kontrolün el değiştirmesi noktasında ortaya çıkabilecek otorite zafiyeti ya da geçmişten gelen bazı ilişkilerden dolayı oradaki IŞİD tutsaklarının, tutuklularının, hükümlülerinin serbest kalma ihtimali; ya da son günlerde işte ortadaki çatışmalardan istifadeyle firar ihtimalleri hepimizin yüreğini ağzına getirmektedir.
Unutmayalım; IŞİD dediğiniz Yalova'daki 3 polisimizi şehit eden canilerdir.
IŞİD dediğiniz Atatürk Havalimanı'nda 46 vatandaşımızı hedef gözetmeksizin tarayan canilerdir.
IŞİD dediğiniz kafa kesenlerdir.
IŞİD dediğiniz Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanı, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin en büyük düşmanı ve hasmıdır. 'İKTİDAR, SURİYE'DE UZLAŞININ KORUYUCUSU OLARAK DAVRANMALI' İktidar Suriye'de çatışmanın tarafı olarak değil; barışın, uzlaşmanın ve uzlaşının koruyucusu olarak davranmak durumundadır.
Türkiye barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda, bir barış ve istikrar adresi olduğunu kanıtlamalıdır.
Suriye'de yaşananlar Türkiye'deki barış sürecini sekteye uğratmamalı, kendi içimizde kardeşliğin güçlü hikayesi yazılmalıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin herkesin içine sineceği bir şekilde çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğimizden herkesin emin olmasını isteriz. 'DEMOKRATİK TÜRKİYE YOLUNDA KARARLILIKLA YÜRÜME GÜNÜ' Gün 'elim güçlendi, elin güçlendi' kolaycılığına kaçmadan, terörsüz ve demokratik Türkiye yolunda kararlılıkla yürüme günüdür.
Gün Türkiye ve Suriye için; Türkler, Kürtler, Araplar ve tüm dinlere mensup insanlar için emperyalist planların figüranı olmadan, kendi öz irademizle barışa, kardeşliğe ve bölgesel kalkınmaya yürüme günüdür.
Türkiye'de de Suriye'de de Türkler ve Kürtler kardeştir.
Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de ve Suriye'de bu kardeşliğimizin bozulmasına izin vermeyecek, birileri istiyor diye kavga edip ayrı düşmemize ve birilerinin terörden, çatışmadan beslenmesine; sonra Türk'ün de Türk'ün de, Alevi'nin de Sünni'nin de çocuğunun beslenememesine, geleceğine güvenle bakamamasına itiraz etmektedir.
Bu oyunları bozacağız, bu konuda kararlıyız." (HABER MERKEZİ)