Haber Detayı

Farkındalık artıyor eylemler aynı hızda gelmiyor
İklimlendirme dunya.com
30/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Farkındalık artıyor eylemler aynı hızda gelmiyor

Türkiye’de iklim krizine dair farkındalık artıyor ancak eylem aynı hızda gelmiyor. Yuvam Dünya Derneği ve KONDA’nın 2025 araştırmasına göre toplumun yüzde 70’i iklim krizini tehlikeli buluyor, yüzde 45’i ise hâlâ kendini bilgisiz hissediyor. Halk, çözüm için devletten ve özel sektörden güçlü liderlik beklerken, endişe yüksek, zaman ise hızla daralıyor.

İklim krizinin etkileri Tür­kiye’de her geçen yıl da­ha görünür hale gelirken, toplumun bu krizi algılama bi­çimi de dönüşüyor.

Ancak ar­tan farkındalık, henüz yeter­li bir toplumsal eyleme dönü­şebilmiş değil.Yuvam Dünya Derneği’nin, KONDA Araştır­ma iş birliğiyle dördüncü kez gerçekleştirdiği Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2025, Türkiye’nin iklim krizini ar­tık inkâr etmeyen fakat çözüm için büyük ölçüde başkaların­dan adım bekleyen bir noktada durduğunu gösterdi.Araştırma sonuçları, iklim krizinin toplu­mun gündeminde kalıcı bir yer edindiğini gösterse de bilgi ek­sikliği, öncelik çatışması ve ey­lemsizlik üçgeninin hâlâ güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Top­lumun yüzde 70’i iklim krizi­ni kendi yaşamı için tehlikeli bulurken, ekonomik ve sosyal sorunların bu tehdidin önüne geçtiği ifade ediliyor.Bilinç yükseliyor, bilgi açığı kapanmıyorAraştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, artan far­kındalığa rağmen bilgi düze­yinin hâlâ yetersiz olması.

Ka­tılımcıların yüzde 45’i iklim krizi hakkında kendini ‘bilgi­siz’ olarak tanımlıyor.

İklim eğitimi aldığını söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 8’in­ci toplum, iklimle ilgili en gü­venilir bilgi kaynakları ola­rak okulları yüzde 81, medyayı yüzde 78 ve sivil toplum ku­ruluşlarını yüzde 54 görüyor.Bu tablo, eğitimin ve kamusal bilgilendirmenin iklimle mü­cadelede kilit rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.

Toplumun büyük çoğunluğu iklim krizinin farkında olsa da, günlük yaşamın baskın sorun­ları bu farkındalığı gölgeliyor.

Araştırmaya göre katılımcıla­rın yüzde 76’sı bireysel müca­delede enerji tüketimini azalt­manın ortak bir çözüm alanı olduğunun bilincinde.

Çevreye duyarlı markaların tercih edil­me oranı artarken, kâğıt, cam ve plastik atıklarda geri dönü­şüm eğiliminin de güçlendiği görülüyor.

Ancak bu bireysel çabalar, iklim krizinin ölçeği karşısında hâlâ sınırlı kalıyor.Toplum devletten ve özel sektörden liderlik bekliyorAraştırma, Türkiye’de ik­lim kriziyle mücadelede so­rumluluğun büyük ölçüde kamu ve özel sektöre yüklen­diğini net biçimde ortaya ko­yuyor.

Katılımcıların yüzde 93’ü devlet ve hükümetleri bu mücadelenin asli sorumlusu olarak görürken, yüzde 73’ü özel sektörün aktif rol üstlen­mesini bekliyor.

Gençler ise bireysel eylemlere daha fazla sorumluluk yüklüyor.

Bu tab­lo, çözümün ancak kamu, özel sektör ve bireylerin birlikte hareket etmesiyle mümkün olacağına dair güçlü bir top­lumsal algıyı yansıtıyor.İklim krizinin yarattığı duygusal tablo da araştırma­nın önemli başlıklarından bi­ri.

Katılımcıların yüzde 77’si endişe, yüzde 53’ü çaresizlik, yüzde 45’i umut ve yüzde 33’ü suçluluk hissediyor.

Endişe hâlâ baskın duygu olsa da ge­çen yıla göre düşüş gösterme­si, uzmanlar tarafından ‘du­yarsızlaşma’ değil, eyleme yö­neltebilecek yeni bir duygusal denge arayışı olarak yorum­lanıyor.

Buna karşın suçluluk hissindeki artış, bireylerin so­rumluluğun farkında olduğu­nu ancak nasıl harekete geçe­ceğini bilemediğini gösteriyor.“Toplumsal algı hem pusula hem barometre”Araştırmaya ilişkin açıkla­mada bulunan Yuvam Dün­ya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Ko­cabıyık, “Toplumun neredey­se yarısı hâlâ kendini bilgisiz hissediyor.

Endişe yüksek, ça­resizlik ve suçluluk artıyor.

Ancak gençlerin bilgiye da­ha hızlı erişmesi, eğitimin ve sosyal medyanın farkındalı­ğı güçlendirmesi, ileri dönü­şüm ve enerji tasarrufunun yaygınlaşması umut verici.

En önemlisi, toplumun büyük çoğunluğu çözümün ortak so­rumlulukla mümkün olduğu­nu düşünüyor” dedi.KONDA Araştırma Genel Müdürü Aydın Erdem ise ik­lim krizinin artık görmezden gelinemeyecek bir toplumsal mesele haline geldiğine dik­kat çekerek, “İnsanlar iklim krizini bugün için tehdit ola­rak görüyor ama gelecek ne­sillerin çok daha büyük risk altında olduğuna inanıyor” diye konuştu.Kadınlar ve gençler ileri dönüşümde öne çıkıyorAraştırma, ‘ileri dönüşüm’ kavramının henüz tam olarak yerleşmemiş olmasına rağmen, toplumun yüzde 48’inin ileri dönüşüm yaptığını düşündüğünü ortaya koyuyor.

Kadınlar ve genç sosyal medya kullanıcıları bu alanda öncü gruplar olarak öne çıkıyor.

Katılımcıların üçte ikisi, ileri dönüşümün iklim kriziyle mücadelede etkili olduğuna inanıyor.

Bu durum, davranış değişiminin özellikle gençler ve kadınlar üzerinden yayılabileceğine işaret ediyor.İklim krizi günlük hayatın parçası olduYuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof.

Dr.

Levent Kurnaz da iklim değişikliğinin artık soyut bir kavram olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Kuruyan göller, su kesintileri, orman yangınları ve aşırı hava olayları bu krizi günlük hayatın parçası haline getirdi.

Toplumun bu krizi nasıl algıladığı, en az bilimsel veriler kadar önemli” ifadelerinde bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri