Haber Detayı
Farkındalık artıyor eylemler aynı hızda gelmiyor
Türkiye’de iklim krizine dair farkındalık artıyor ancak eylem aynı hızda gelmiyor. Yuvam Dünya Derneği ve KONDA’nın 2025 araştırmasına göre toplumun yüzde 70’i iklim krizini tehlikeli buluyor, yüzde 45’i ise hâlâ kendini bilgisiz hissediyor. Halk, çözüm için devletten ve özel sektörden güçlü liderlik beklerken, endişe yüksek, zaman ise hızla daralıyor.
İklim krizinin etkileri Türkiye’de her geçen yıl daha görünür hale gelirken, toplumun bu krizi algılama biçimi de dönüşüyor.
Ancak artan farkındalık, henüz yeterli bir toplumsal eyleme dönüşebilmiş değil.Yuvam Dünya Derneği’nin, KONDA Araştırma iş birliğiyle dördüncü kez gerçekleştirdiği Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2025, Türkiye’nin iklim krizini artık inkâr etmeyen fakat çözüm için büyük ölçüde başkalarından adım bekleyen bir noktada durduğunu gösterdi.Araştırma sonuçları, iklim krizinin toplumun gündeminde kalıcı bir yer edindiğini gösterse de bilgi eksikliği, öncelik çatışması ve eylemsizlik üçgeninin hâlâ güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Toplumun yüzde 70’i iklim krizini kendi yaşamı için tehlikeli bulurken, ekonomik ve sosyal sorunların bu tehdidin önüne geçtiği ifade ediliyor.Bilinç yükseliyor, bilgi açığı kapanmıyorAraştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, artan farkındalığa rağmen bilgi düzeyinin hâlâ yetersiz olması.
Katılımcıların yüzde 45’i iklim krizi hakkında kendini ‘bilgisiz’ olarak tanımlıyor.
İklim eğitimi aldığını söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 8’inci toplum, iklimle ilgili en güvenilir bilgi kaynakları olarak okulları yüzde 81, medyayı yüzde 78 ve sivil toplum kuruluşlarını yüzde 54 görüyor.Bu tablo, eğitimin ve kamusal bilgilendirmenin iklimle mücadelede kilit rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Toplumun büyük çoğunluğu iklim krizinin farkında olsa da, günlük yaşamın baskın sorunları bu farkındalığı gölgeliyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 76’sı bireysel mücadelede enerji tüketimini azaltmanın ortak bir çözüm alanı olduğunun bilincinde.
Çevreye duyarlı markaların tercih edilme oranı artarken, kâğıt, cam ve plastik atıklarda geri dönüşüm eğiliminin de güçlendiği görülüyor.
Ancak bu bireysel çabalar, iklim krizinin ölçeği karşısında hâlâ sınırlı kalıyor.Toplum devletten ve özel sektörden liderlik bekliyorAraştırma, Türkiye’de iklim kriziyle mücadelede sorumluluğun büyük ölçüde kamu ve özel sektöre yüklendiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 93’ü devlet ve hükümetleri bu mücadelenin asli sorumlusu olarak görürken, yüzde 73’ü özel sektörün aktif rol üstlenmesini bekliyor.
Gençler ise bireysel eylemlere daha fazla sorumluluk yüklüyor.
Bu tablo, çözümün ancak kamu, özel sektör ve bireylerin birlikte hareket etmesiyle mümkün olacağına dair güçlü bir toplumsal algıyı yansıtıyor.İklim krizinin yarattığı duygusal tablo da araştırmanın önemli başlıklarından biri.
Katılımcıların yüzde 77’si endişe, yüzde 53’ü çaresizlik, yüzde 45’i umut ve yüzde 33’ü suçluluk hissediyor.
Endişe hâlâ baskın duygu olsa da geçen yıla göre düşüş göstermesi, uzmanlar tarafından ‘duyarsızlaşma’ değil, eyleme yöneltebilecek yeni bir duygusal denge arayışı olarak yorumlanıyor.
Buna karşın suçluluk hissindeki artış, bireylerin sorumluluğun farkında olduğunu ancak nasıl harekete geçeceğini bilemediğini gösteriyor.“Toplumsal algı hem pusula hem barometre”Araştırmaya ilişkin açıklamada bulunan Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “Toplumun neredeyse yarısı hâlâ kendini bilgisiz hissediyor.
Endişe yüksek, çaresizlik ve suçluluk artıyor.
Ancak gençlerin bilgiye daha hızlı erişmesi, eğitimin ve sosyal medyanın farkındalığı güçlendirmesi, ileri dönüşüm ve enerji tasarrufunun yaygınlaşması umut verici.
En önemlisi, toplumun büyük çoğunluğu çözümün ortak sorumlulukla mümkün olduğunu düşünüyor” dedi.KONDA Araştırma Genel Müdürü Aydın Erdem ise iklim krizinin artık görmezden gelinemeyecek bir toplumsal mesele haline geldiğine dikkat çekerek, “İnsanlar iklim krizini bugün için tehdit olarak görüyor ama gelecek nesillerin çok daha büyük risk altında olduğuna inanıyor” diye konuştu.Kadınlar ve gençler ileri dönüşümde öne çıkıyorAraştırma, ‘ileri dönüşüm’ kavramının henüz tam olarak yerleşmemiş olmasına rağmen, toplumun yüzde 48’inin ileri dönüşüm yaptığını düşündüğünü ortaya koyuyor.
Kadınlar ve genç sosyal medya kullanıcıları bu alanda öncü gruplar olarak öne çıkıyor.
Katılımcıların üçte ikisi, ileri dönüşümün iklim kriziyle mücadelede etkili olduğuna inanıyor.
Bu durum, davranış değişiminin özellikle gençler ve kadınlar üzerinden yayılabileceğine işaret ediyor.İklim krizi günlük hayatın parçası olduYuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof.
Dr.
Levent Kurnaz da iklim değişikliğinin artık soyut bir kavram olmaktan çıktığını vurgulayarak, “Kuruyan göller, su kesintileri, orman yangınları ve aşırı hava olayları bu krizi günlük hayatın parçası haline getirdi.
Toplumun bu krizi nasıl algıladığı, en az bilimsel veriler kadar önemli” ifadelerinde bulundu.