Haber Detayı
Dexter ve yeni dünya düzeni-2
Dexter ve yeni dünya düzeni-2
Geçen hafta kaldığımız yerden devam..
Neo-liberalizmin fetişleri..
İnsanlığın kültür tarihinin bugüne kadar taşıdığı her şeye karşı başlatılan saldırı ve yıkım özgürlük maskesi altında sunulmaktadır..
Aileye saldırı özgürlük, geleneğe saldırı özgürlük, ulusal değerlere saldırı özgürlük..
Akıl alır gibi değil..
Aile bireyleri arası ensest ve küçüklerle ilişkileri de normalleştirmeye çalışanlar dahi var..
Kendilerini ve başkalarının evlatlarını da sırf neo-liberal kültürün gereği olarak acımasızca harcayanlar..
Geldiğimiz noktada karşımıza çıkan manzara: Epstein..
Evet, geçtiğimiz hafta sonu ABD Kongresi yeni Epstein belgelerini kamuoyu erişimine sundu.
Eh, diyorlardı ya Trump neden açıklamıyor..
Neden, neden..
Alın işte..
Buyurun..
Hayran olduğunuz, örnek aldığınız, tapındığınız, sırf süslü hayaller için ülkenizi, kimliğinizi, ailenizi terk ettiğiniz neo-liberalizmin gerçekliği budur..
Yaşı küçük çocukların istismar edilip, “önemli” kişilere sunulduğu bir ada..
Diyeceksiniz ki sapıklık dünyanın her yerinde..
Bazen bizde bile olmuyor mu?
Hayır efendim, o kadar uzun boylu değil..
Tarikat, cemaat diyeceksiniz, küçük yaşta evlilik adı altında olanlar diyeceksiniz..
Vehametin boyutlarını fark etmediniz demektir..
Birincisi zaten kamuoyuna mal olmuş bir tarikat yurdunda yapılan sapıklıkları benzerlerinin disiplinsiz yurt kültüründe nerelere vardığını görmek istiyorsanız biraz istatistik okumak yeterlidir..
Anne babadan ayrılan küçük çocuk her zaman sistematik olmasa dahi bu tür durumlarla karşılaşma ihtimaliyle karşı karşıyadır..
En azından kamu otoritesinin caydırıcılığı vardır..
Savaş alanları ve düşman işgalindeki topraklarda da her zaman bu tehdit vardır..
Zira caydırıcı kamu otoritesi kaybolur..
Ancak bunlar istisnaidir..
Günümüz teknolojisinde gözlerden uzak kalmak da kolay değildir..
İkincisi.. bu kıyametin boyutlarının anlaşılması için söylüyorum..
Adam bu iş için ada satın almış..
Ada..
Yani etrafı denizlerle ulaşıma kapalı bağımsız toprak parçası..
Burada devlet başkanları, kraliyet aileleri üyeleri, siyasi parti yöneticileri, liberal dünyanın kanaat önderleri “ağırlanıyor”.. ( Bu ifadeye de insanın ‘pes..’ diyesi geliyor..) Peki kimler ağırlananlar?
Neo-liberal dünyanın ikinci sınıf temsilcileri..
Ağırlayan kim?
Neo-liberalizmin tahsilatçısı..
Zira görünen o ki devlette yükselmenin bile yolu oradan geçiyor..
Norveç, İsveç, İngiltere, ABD vs vs..
Peki, bugünlerde çok popüler olan ve sosyal medyada karın boşluğuna vuruş dilinin nesnesi ikinci çoğul şahsa soralım..
Neden sizin “öcü”lerinizden kimse yok orada?
O beğenmediğiniz, “Batı’dan vazgeçip bunlarla mı birlikte olacağız?” dediğiniz BRICS toplantısından..
Şangay İşbirliği Örgütü’nden..?
Astana Mutabakatından, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nden..
Neden Asya tipi üretim ve kültürünün ne kamu yönetiminden ne de iş dünyasından kimse yok? ..
Bir zamanların, 80’li yılların ünlü söylemi aklıma geldi..
Batının ahlakını değil, ilmini alacağız..
Batı da geri zekâlı olduğu için sizi sömürge haline getirmeden tüm bilim ve teknolojisini paylaşacak..
Alın sonuç burada..
Bugün geldiğimiz nokta burada..
Birbirini bıçaklayan, kabadayılık, feodalizm kalıntıları ile sosyal kontrolü tekeline almaya çalışan hukuksuz aktörler..
Gelip, feodalizmi, tekkeyi, leş gibi bir tüketim kültürünü bize yedirip sonra da sizi bundan Cumhuriyet kurtaramaz, Batı kurtarır, liberalizm kurtarır şarkıları söylediniz..
Asya’yı, Avrasya’yı küçümsediniz, Avrupa Birliği’ne taptınız..
Ne istedilerse yaptınız..
Geleneğinizi, dininizi, vatanınızın bölünmez bütünlüğünü, kutsal olan her şeyi yıkın dediler, sessiz kaldınız..
Sonuç?
Çocuklarınız daha iyi bir Dünya var zannedip Epstein’ın yönettiği coğrafyaya kaçıyor..
MAKYAJLANMIŞ YENİ HEGOMONYA DÜZENİ Malum kapitalizmin bir oyunu vardır..
Ürünleri son teknoloji olarak sunmaz, sizi sürekli ara teknolojilerle yeniden alışverişe iterler..
Bu ara teknoloji öyle pazarlanır ki siz gerçekten o ürüne ihtiyacınız olduğunu düşünürsünüz, iyi ki tükenmeden aldım dersiniz..
Yeni hegemonya da böyle pazarlanıyor..
Kanada başbakanı “efsane” konuşmalar yapıyor..
Davos Rousseau’nun itiraflarına döndü..
Tüm Dünya’da genel bir bakış yaygınlaştı: Masada değilsen menüdesin..
Tamam ama menü de masada değil mi?
Lafı nereye getireceğim..
İran tabi ki masada değil..
Masaya son oturduğunda, müzakere esnasında menüde olduğunu anlamıştı..
Aynı şey Rusya-Ukrayna müzakereleri esnasında da oldu..
Zira, önümüzdeki yeni hegemonya kendini sadece bir önceki yazımda belirttiğim gibi hukuka değil, herhangi bir norma bağlı hissetmiyor..
Ya benimlesin, ya karşımdasın diyor..
Tamam karşında olmak istemiyorum dersen, o zaman benimlesin, istediklerimi yapacaksın diyor..
Nasıl yani?
Seninle olunca birlikte karar vermiyor muyuz?
Tabi ki seninle ilgili kısmında fikirlerini dinlerim diyor..
Dünya Venezuela topraklarında yapılan açık hukuksuzluğa karşı ses çıkarmakta o kadar cılız kaldı ki tepkilere göre ayarlama yapan ama yüksekten pazarlık açan iş adamı kazandı..
Eğer İran konusunda da bu devam ederse işler epey karışacak ..
Hoşgeldin, yeni hegomonya..
Tabi ki neo- liberalizm sonrası yeni bir hegemonya kurulabilir..
Bu daha çok eski sömürgecilik dönemi paradigmaları ile gerçekleşir..1945 öncesi olduğu gibi devletler birbirinin hiç bir zaman uymayacağından emin olacakları saldırmazlık antlaşmaları yapmaya çalışırlar..
Zira işlevli bir uluslararası barış düzeni yoktur..
O nedenle İran’a karşı bir saldırı olursa, en yüksek tonla bunu durdurmak gerekir..
Çünkü biliyoruz ki İran sert ve sahada bir yanıt verir..
Karşı tarafa ağır zarar vereceğine hiç bir şüphe yok.
Bu da savaşın büyümesi anlamına gelir ki büyürse kimse dışarda kalamaz..
Neo-liberalizm sonrası Dünya’da çok kutuplu, hegemonik yapısı zayıf bir uluslararası düzen gerekir, aksi takdirde bizi 45 düzenini kuran büyük savaş gibi veya daha büyük bir savaş beklemektedir..