Haber Detayı
Kimsenin düşünmediği risk: SSD'ler sandığınız kadar güvenli mi?
Hızıyla hayatımızı kolaylaştıran SSD’ler, konu uzun vadeli depolama olduğunda beklenmedik bir risk barındırıyor. Verilerinizi elektrik yüküyle saklayan bu sürücüler, uzun süre güç almadıklarında "hücre sızıntısı" nedeniyle içeriği kalıcı olarak silebilir.
Depolama dünyasında hız ve kolaylık denince akla gelen ilk teknolojilerden biri SSD’ler.
Sessiz çalışmaları, darbelere karşı dayanıklı yapıları ve sundukları baş döndürücü veri aktarım hızlarıyla geleneksel sabit diskleri çoktan tahtından ettiler.
Dizüstü bilgisayarlardan devasa sunuculara kadar her yerde karşımıza çıkan bu sürücüler, veriye anında erişim sağladığı için işletim sistemlerinin ve uygulamaların vazgeçilmezi haline gelmiş durumda.Ancak madalyonun pek de konuşulmayan karanlık bir yüzü var: SSD’ler, verilerinizi yıllarca saklamak için hiç de güvenli seçenekler değil!
Hızlı ve güçlü olmalarına rağmen SSD’lerin içindeki veriler, biz fark etmeden sessizce bozulabiliyor.
Eğer aile fotoğraflarınızı, önemli projelerinizi veya yılların birikimi olan dijital arşivinizi sadece bir SSD’ye emanet edip bir kenara kaldırdıysanız, bir sabah uyandığınızda her şeyin bir göz kırpması kadar kısa sürede yok olduğuna şahitlik edebilirsiniz.
Bunun temel sebebi, SSD’lerin veriyi manyetik izler yerine elektrik yükü olarak depolaması.Sessiz katil: Elektrik sızıntısı ve veri kaybıGeleneksel sabit diskler veriyi manyetik plakalara kazırken, SSD'ler “NAND flaş” adı verilen hücreler içindeki hapsolmuş elektrik yüklerine güveniyor.
Bu cihazlar her ne kadar güç kaynağı olmadan veriyi tutabilen yapıda olsalar da, elektriğe bağlı olmadıkları süre uzadıkça içlerindeki hapsolmuş elektronlar yavaş yavaş dışarı sızmaya başlıyor. “Hücre sızıntısı” olarak bilinen bu olay, aylar veya yıllar geçtikçe kritik seviyeye ulaşıyor.
Elektrik yükü belirli bir eşiğin altına düştüğünde, sürücünün kontrolcüsü artık bilgiyi doğru okuyamıyor.
Sonuç ise bit hataları, dosya bozulmaları veya verilerin tamamen buharlaşması oluyor.Bu sızıntı süreci, ortam sıcaklığına bağlı olarak inanılmaz derecede hızlanabiliyor.
SSD’nizi sıcak bir çekmecede veya güneş alan bir odada tutuyorsanız, veri kaybı riski çok daha erken kapınızı çalacak.
Bu riski azaltmak için SSD’lerin serin ve kuru yerlerde muhafaza edilmesi gerekiyor.
Daha da önemlisi, bu sürücüleri “ayarla ve unut” mantığıyla kullanamazsınız.
Uzmanlar, verilerin tazelenmesi için SSD’lerin en az üç ila altı ayda bir bilgisayara takılıp çalıştırılmasını öneriyor.
Bu sayede sürücünün içindeki kontrolcü, hücreleri yeniden şarj ediyor ve okunamaz hale gelmeden önce hataları düzeltiyor.SSD'niz ölüyor mu?
Belirti aramayın!Yüksek kapasiteli ve uygun fiyatlı SSD'lerde yaygın olarak kullanılan TLC ve QLC teknolojileri, bu tür uzun süreli beklemelere karşı çok daha hassas bir yapı sergiliyor.
Mekanik diskler bozulmadan önce genellikle tıkırtı sesi çıkararak veya yavaşlayarak bize uyarı verirken, SSD’ler hiçbir belirti göstermeden aniden “ölme” eğilimine sahip.
Eğer sürücünün beyni sayılan kontrolcü veya şirket yazılımı (firmware) çökerse, içindeki çipler sağlam olsa bile verilerinize ulaşmak neredeyse imkansız hale geliyor.Maliyet ve kapasite dengesi de hala geleneksel disklerin lehine...
SSD’lerde gigabayt başına düşen maliyet, sabit disklere göre yaklaşık iki kat daha fazla.
Üstelik piyasadaki standart SSD’ler 8 TB gibi kapasitelerde tıkanırken, HDD dünyasında 20 TB ve üzerini görmek çok daha kolay ve ekonomik.Özetle, hızın kritik olmadığı "soğuk depolama" dediğimiz arşivleme işleri için HDD'ler hala çok daha mantıklı bir tercih.
Değerli dokümanlarınızı korumanın en güvenli yolu ise tek bir teknolojiye güvenmek yerine, verilerinizi hem bulut sistemlerinde hem de manyetik disklerde yedekleyerek çeşitlendirmekten geçiyor.