Haber Detayı
Survivor, sadece bir yarış değil... 2026 yapay zeka film ve dizi yılı olacak
Sina Koloğlu yazdı...
Survivor yarışmasıyla tanınan Amerikalı bir dijital strateji danışmanı, yazar F Stephen Fishbach’ın ilk romanı Kaçış'ta, Survivor hikayesini anlatıyor.SURVİVOR, SADECE BİR YARIŞ DEĞİL Aslında hayatı bir kurguya dönüştürme takıntısının, insanı nasıl yutabileceğini sorgulayan bir roman.
The Atlantic dergisinde roman ile ilgili çıkan eleştiri yazısı bu yarışmanın ötesinde bir gerçeğe sahip olduğunu anlatıyor.Reality Şovun Perde Arkası Değil, Zihnin Perde ArkasıRoman, kurgusal bir hayatta kalma yarışmasının seçmelerinden yayın gününe kadar olan süreci izliyor.
Fishbach bunu dışarıdan değil, içeriden anlatıyor; çünkü kendisi iki kez Survivor’da yarışmış, yıllarca bu dünyanın içinde bulunmuş biri.
Kitap bize insanların bu yarışmaya neden bu kadar anlam yüklediğini sorguluyor.Sadece Şöhret DeğilYarışmacılar sadece ödül ya da şöhret için orada değil.
Her biri, hayatını değiştirecek bir anlatının peşinde.
Kimisi kahraman olmak istiyor, kimisi geçmişini temize çekmek, kimisi de unutulmuş bir kimliği yeniden diriltmek.
Programın “kurgusu” onların kaderine dönüşüyor.
Bir televizyon montajı, bir insanın benliğini yeniden yazabiliyor.“Kurgu” Bir Karakterden FazlasıKitabın en çarpıcı kavramlarından biri “The Edit” yani kurgu.
Teknik terim olarak değil, bu yarışmanın ruhunu anlatan bir terim.
Bir karakter yaratma işlevi.
Yapımcılar yarışmacıları basitleştiriyor, tek bir hikâyeye indiriyor.
Kimin “kahraman”, kimin “kötü”, kimin “komik unsur” olacağına karar veriliyor.The Atlantic’teki yazıda altı çiziliyor; “Ama roman şunu da açıkça söylüyor: Yarışmacılar tamamen kurban değil.
Onlar da bu sadeleştirilmiş benliklerin ortak yapımcıları.
Çünkü ekranda görünen versiyonları, gerçek hayattaki karmaşık kişiliklerinden daha çekici, daha 'anlaşılır'.
İnsan bazen kendi maskesine âşık olabiliyor”.Bizden Kareler Ekranın en çok izlenen yarışma programı oldu.
TV 8 devam ettiriyor.
Eski havasında değil.
Roman yazan olmadı.
Ama konuşan, bu yarışmanın “gizli kodlarını” bir yerde ifşa eden yarışmacılar oldu.
Mesela Survivor ve futbol kariyeriyle tanınan Serenay Aktaş, NTV’de yayınlanan Bambaşka Sohbetler programında Ceyda Düvenci’ye yaptığı açıklamada “çok ağır bir depresyon süreci yaşadım” diyordu.
Üst üste yaşadığı kayıplar ve sektörel baskılar nedeniyle duygularını içine attığını söyleyen Aktaş, bir dönem yemek yiyemediğini ve anoreksiya sınırına geldiğini ifade etti.Türkiye Sallanırken Onlar Yarışıyordu Eski Survivor yarışmacısı Alper Rende, deprem döneminde adada olduklarını söyleyerek “İnsanlar can derdindeyken ödül için koşmak içimi rahatsız etti” dedi.
Deprem sonrası yayınlara ara verildiğini ve bir süre kapalı bir yerde tutulduklarını, bunun psikolojik olarak zor geçtiğini belirtti.Merve Oflaz’dan Survivor İtirafı: “İkinci Gidişim Facia, Mobbing Yapıldı”2010’da Survivor şampiyonu olarak Türkiye’nin ilk kadın birincisi olan Merve Oflaz, katıldığı bir YouTube programında dikkat çeken açıklamalar yaptı.
Oflaz, 2015’te ikinci kez gittiği Survivor’da yarışmacılarla anlaşamadığını ve psikolojik baskıya maruz kaldığını söyledi.PLATFORM DİZİLERİ; BİR ALGORİTMA ÇÖPLÜĞÜ Dijital platformlar bir yandan dizi ve film üretirken öte yandan kendi “kurallarını” da belirler oldu.
Özgür, farklı yapımlar ile açık kanallar ile farkını ortaya koymaya çalıştılar.
Hatta edebi, kışkırtıcı, düzene karşı tavırlı uçlara kadar gittiklerini de iddia ettiler.
Bugün görüyoruz ki onlar da birer “ticari” kuruluş ve abonelerini memnun etmek sayıyı daha da arttırmak üzerine kurulu bir düzenleri var.
Böyle olunca kurallar, tüketim anlayışının içinden doğuyor.
Konu nerden buraları geldi ?
Platformda yeni yılın en parlak işlerinden The Rip başrol oyuncularının bir podtcast yayınında yaptıkları itirafları diyelim; Matt Damon ve Ben Affeckt.İlk Karede Heyecan OlsunThe Rip aksiyon ve gerilim filmi.
Filmin yer aldığı platform yöneticileri şöyle demişler; “Önemli sahnelerin filmin başına alınması isteniyor.
Gerekçe basit: İzleyici ilk dakikalarda sıkılırsa başka içeriğe geçebilir”.
Daha da çarpıcı olan bir istek var; diyaloglar tekrar edilsin.
Bu nedir diyeceksiniz?
Cümleleri Tekrar Edin Damon’ın anlattığına göre, izleyicilerin çoğu zaman telefonu elinden düşürmediği varsayılıyor ve bu nedenle hikâyenin diyaloglarda üç-dört kez tekrar edilmesi öneriliyor.
Yani karakterler yalnızca konuşmuyor; adeta “kaçırdıysan tekrar edelim” der gibi hikâyeyi yeniden özetliyor.Örnekler Çok Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung gazetesinde çıkan bir makalede konuyu anlatıyor.
Gazetede çıkan yazıda The Rip için geçerli olan bu durumun platformlarda bir çok dizi ve filmde karşımıza çıktığı yazıyor.
Stranger Things’in son sezonundaki diyaloglar ile ilgili bir örnek verilmiş.
Karakterlerin niyetlerini ve motivasyonlarını uzun uzun açıklaması birçok izleyiciye “absürt” geldiği yazıyor.
Cameron Diaz ve Jamie Fox’un başrollerini paylaştığı Back in Action bir başka örnek.
Aksiyon sahnelerinin sözle yeniden anlatıldığı, adeta bir radyo tiyatrosu havası oluştuğu yorumu yapılıyor.Algoritma Belirliyor; Dakika dakika heyecan ve şakaYazıda anonim olarak konuşan bazı senaristler, cevabı “algoritma” diye özetliyor.
Platformlar hangi dakikada izleyicinin ekrandan koptuğunu, hangi sahnede dikkatinin dağıldığını ölçüyor.
Sonra bu veriler yaratıcı ekiplere kural gibi dönüyor.
Hatta bazı yazarlar belirli aralıklarla kaç şaka yapılacağına kadar uzanan net yönergeler aldıklarını, bu kararların insanlar değil, sistem tarafından onaylandığını söylüyor.Her İki Dakikada Olay OlmalıGazetede yer alan yazıda Berlin’de 2024 yılında yapılan ve basına kapalı olan bir toplantıdan bahsediliyor.
Dijitale iş yapan yapımcıların toplantısı.
Ne konuşulmuş?
En iyi sahneler mümkün olan en erken bölümde yer almalı, tempo sürekli hızlı kalmalı ve her iki-üç dakikada bir mutlaka dikkat çekecek bir şey olmalı.
Yani hikâye artık “nasıl anlatılır” sorusundan çok “izleyici ne zaman sıkılır” hesabıyla şekilleniyor.Bizde de AynısıAçık kanalları bırakıp dijital platformlarda dizi izleyen profil acaba terkettikleri ortamdan daha farklı bir beklenti içindeler mi?
Karşılarında zamanı olan bir senarist, titiz bir yönetmen ya da kendini işine vermiş oyuncuların bir resmi geçidini mi bekliyorlar?
O açık kanallardaki alışkanlık haline gelmiş tortunun bu özgür ve yaratıcı olduğu söylenen ortamda nasıl kendini gizlice ortaya çıkardığının farkındalar mı?
Sonuç olarak; bizim yerli işlerde de yukarıda anlatılanın tıpa tıp aynısı yaşanıyor.
İsim vermeyeceğim yeni yayına giren ve izlenen bir yerli dizi söz konusu olan.Açık Kanaldan Bir Farkımız Kalmadıİsmi bende saklı yapımcı durumu şöyle özetliyor; “Artık belirleyici olan şey veri ve algoritma.
Yapay zekâ dedikleri şey de aslında izleyici davranışını ölçen bir sistem.
İlk 5 dakika kuralı filmler için konuşulurdu ama dizilerde de ilk bölümün tamamı için geçerli.
Bütün iş ilk bölümde.
İkinci bölüme geçti mi diziyi büyük ihtimalle bitiriyor.“Kurgu Hızlansın Söz konusu dizinin diyaloglarına müdahale olmamış. “Kurguda hızlanma istediler.
Ana hikâyenin takibini kolaylaştıracak revizyon talepleri geldi.
Bölümün temposunu artırmamızı beklediler.”Platform ile TV Arasındaki Fark Kalktı“Başta farklı bir anlatı vardı.
Ama zamanla, televizyon izleyicisi için geçerli olan kodlara dönüldü.
Şimdi ana akım dizinin formülüyle çok benzer.
Belki tek fark, platformlarda çıplaklık ve argo konusunda daha özgür olunması.” diyor kendisi.YAPAY ZEKA DİZİ VE FİLMLERİ ÜZERİNE; 2026 YAPAY ZEKA FİLM VE DİZİ YILI OLACAKBu işin merkezinde Güney Kore var.
Kültür, tanımın ağırlığı olan ve fakat önüne teknoloji geldiğinde yavanlaştığına inanıyorum.
Kore’yi de bu konuda en uzman ülke olarak görüyorum.
K – Pop olayı mesela.
Pop kültürüne ara yoldan dahil olup, teknolojik disiplin ile egemenlik kapmak.
Bunu yaparken yeri geldiğinde acımasız da olmak.Diziler ve Filmler Hızlı BitiyorBakın durum dizi ve film sektöründe nereye gelmiş, Liberation gazetesinde çıkan bir makalede yazıyor; “Güney Kore’de sinema ve televizyon sektörü yapay zekâyı hız ve maliyet avantajı için hızla benimsiyor.
Özel efektlerin neredeyse tamamının yazılımla üretildiği filmler birkaç ayda tamamlanabiliyor”.
Biz bunu Yeşilçam günlerinde zaten yapıyorduk mesela.Figüranlar Yapay Zeka Dizi ve filmlerde figüranlar “dijitalleşmiş”.
Neyse ki, başroller gerçek oyuncularla sürüyor.
Gidişat tabii ki tümden oyuncu ekibini yapay zeka ile halletmek olacak.
İşin ilginç yanı, bu dönüşüm bir memleket meselesi haline gelmiş.
Devlet bütçeyi büyütüyor, festivaller çoğalıyor, büyük yapımcılar “her formatta yapay zekâ içerik” hedefi koyuyor.Reklamlarda Yapay Zeka’lı OlacakKara mizah gibi bir durum.
Diziler arasında yer alan reklamlar bu yıldan itibaren yapay zekalı olabilecek.
Ama uyarı olacakmış.
Teliflerde bile yeni duruma uygun bir düzenleme var; yazılım kullanılsa bile insana ait bir iz varsa eser sayılacak.
Yapay zeka merakı insan yaratıcılığını bakalım daha ne hale getirecek.
Bunu da insanı malzeme olarak kullanarak yaptığını unutmayalım.KIZILCIK ŞEBRETİ’NDE SİYASİ TARİHE GÖNDERMEDizinin yayınlanan son bölümünde Salkım hanım (Özge Borak) Nilay’a kimin yanında olacağını seçmesini istiyor.
Konu Nursema’ nın Elif’e tokat olayı.
Nilay olaydan sonra Elif’in odasına gider.
Ana kız oturmaktadır.
Niyeti ağız aramak .
Salkım hanım; “Bak kızım severim seni.
Ama kızıma kalkan eli affedemem.
Ha Nursema beşinci kocaya da varır , sekizinci kocaya da varır bilmem.
Ama biz seninle bu evde yüz yüze bakacağız.
Tarafını doğru seç” der.
Nilay tarafsızdır; “Ben kimseden taraf değilim”. “Bi taraf olan bertaraf olur kızım.
Bunu da hiç unutma.
Tamam bir düşün sen” diye cevaplar Salkın hanım .
Yakın siyasi tarihin sanırım unutulmayacak sözlerinden biriydi !BU MAÇ ÇEKİMİ İÇİN Mİ BU PARAYI İSTİYORSUNUZEv ahalisi için beİN’de yayınlanan her maç bir işkence.
Hele büyük stadlarda oynanan maçlar… Futbolcular pire gibi, topu takip etmek mümkün değil.
Yani yayın standardı yerlerde beIN Spor’da.
Abonelik Nisan'da bitiyor.
Sabah akşam arıyorlar.
Size özel bir fiyatımız var diye. 800 lira civarında… Sen yayın kaliteni giderek düşür, sonra zam yap özel bir fiyattan!VERGİDE PARTİ AYRIMI VAR MITRT Haber‘de bir an; bir CHP’li Belediye Başkanı daha partisinden ayrılanlar konvoyuna katılmış.
Konuşanlar iktidara yakın isimler.
Ev ahalisi “Vergi alırken ayrım yapıyorlar mı?” diye sordu.
TRT yorumda yaptığı bu ayrımı, vergide yapmıyor.Odatv.com