Haber Detayı
Rusya neden vize vermedi... Epstein dosyasında Davos gizemi... Kim bu Türkler
Kayahan Uygur yazdı...
Antisemitizm takıntısı zaman zaman dünya gerçeklerini öğrenmemize ve anlamamıza engel olan nedenlerden biri haline geliyor.
Bu eğilim hem ülkemizin uluslararası ilişkileri bağlamında hem de pratik bir izdüşüm olarak son günlerin en çok konuşulan Epstein olayında da açıkça görülüyor.
Oysa kolaya kaçmamalı, olayların öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri izlemeli, bazen söylemlerin hiç umulmadık eylemlerle devam edebileceğini bilmeliyiz.Örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde tarihe geçen “one minute” sözlerinin önemli bir yönü var ki ne o zaman ne de daha sonra tartışıldı: Türkiye’nin İsrail’le ilişkilerinin gerginleşmesi gerçekte hemen sonra yaşayacağımız ABD ile ilişkilerimizin daha da düzelip sıkılaşmasının bir işaret fişeği oldu.
Ama bunu çok az insan anlayabildi.
Çoğumuz bu çıkışı nedenlerini tam anlamıyla düşünmeksizin alkışladık ve sonrasına hiç bakmadık.Davos’taki “One minute” olayı 29 Ocak 2009 tarihinde yaşandı. 2009 yılının sonraki aylarında ise Türkiye-ABD ilişkileri her alanda görülmemiş derecede gelişti.
Bush döneminde kimi sıkıntılar yaşayan “stratejik ortaklık” siyasetçilerin kendi kullandıkları tabirle “model ortaklığa” yükselerek, aşama yaptı.Bugün de İsrail’e yönelik birkaç ay öncesinin sert saldırılarının ardından varılan nokta aynı: ABD ile yakınlaşma gittikçe daha dikkat çekici hâle geliyor.
Trump’ın Barış Konsey’inde Türkiye, daha yakın zamanda en ağır sıfatlarla anılan ülkeyle yan yana yer alıyor.
Her gün ABD-Türkiye ilişkileri bağlamında yeni sayfalar açılıyor.Biliyoruz ki İsrail’in uluslararası ilişkilerde bir “günah keçisi” gibi kullanılması ne bugünkü yönetime ne de Türkiye’ye özgü.
ABD ile ilişkilerini düzeltmek ya da geliştirmek isteyen birçok ülke bu ilişkide kendi kamuoylarının bir günah gibi gördüğü konulardaki sorumlulukları İsrail’in sırtına yükleyip Ortadoğu çölüne salıveriyorlar.
Ona yönelttikleri çok sert eleştirilere konu olan politika ve eylemlerde sanki ABD’nin hiçbir payı yokmuş gibi davranılması seçmenlerini hiç rahatsız etmiyor, onlar solcusuyla sağcıyla günah keçisine “vur abalıya” yapılmasından mutlu oluyorlar.
Orada bu keçiyi hangi cihatçı “Azazel” terör örgütünün kesip yiyeceği ise onları hiç ilgilendirmiyor.AHMAKLARIN ANTİKAPİTALİZMİTarihte de böyle olmadı mı?
Sadece dış politikada değil genel olarak güçlü kapitalist devletlerle ilişkilerde hatta genel olarak kapitalizme karşı olan tavırlarında siyasiler ve özellikle iktidar kesimi Yahudi karşıtlığını bir “gaz alma” enstrümanı olarak kullanmışlardır.
Kapitalizmin beğenilmeyen tüm yanları Yahudiliktir bu söyleme göre.
Bu kurnazlık aynı zamanda emperyalizmin aklanmasıdır. “Adolfların” tüm söylemi sanki kendileri sütten çıkma ak kaşıkmış gibi sözde Yahudi sermayesinin elindeki “Anglosakson emperyalistlerine” yöneliktir.
Tabii bu etikete “Yahudi-Bolşevik” Rusya’dan gelen tehdidi eklemekten de geri kalmamışlardır.19’uncu Yüzyılda modern antisemitizmin gelişmesinde büyük pay sahibi olan Rus Çarlığı bunu Batılılaşma ve kapitalistleşme çabalarına karşı halktan gelen tepkiyi yönlendirmek için yapmıştı.
Geleneksel Rus muhafazakârların kapitalist ülkelere benzemeyi sadece "Rus ruhuna yabancı" ve "yozlaştırıcı" değil aynı zamanda "Yahudi etkisi" olarak algılamaları sağlanmıştı.Sağlı sollu Slavofiller, Batı'nın bireyciliğini, kapitalizmini ve sekülerizmini reddederek Rus Ortodoksluğu, otokrasi ve "halkçılık" (narodnost) üçlüsünü savunmuşlardı.
Modernleşme, endüstrileşme ve kapitalizm gibi unsurlar, geleneksel köy toplumu ve bildik otorite yapısını tehdit ettiği için tepki çekmişti.
Çarlık ise bir yandan Batı Avrupa kapitalizminde ne varsa aynen uygularken “yabancıya” karşı olan barbar tepkiyi Yahudi düşmanlığına kanalize etmişti.Çarlık rejimi, antisemitizmi iç düşman yaratmak için kullanmış, örneğin "Sion Bilgelerinin Protokolleri" gibi sahte belgelerle komplo teorileri yaymıştı.
Antisemitizm, halkın devlete sadakatini pekiştirmek ve değişime direnen kesimleri mobilize etmek için ideolojik bir araç olmuştu.
Bu dönem, modern antisemitizmin köklerini anlamak için kritik öneme sahiptir.İşte çağdaş antisemitizm üç aşağı beş yukarı hep aynı senaryo oldu.
Kapitalizme gerçek bir teslimiyetin sahte örtüsüdür.
Geçtiğimiz haftalarda değindiğim Hitler’in “Kavgam” kitabının pek bilinmeyen ikinci cildinde Nazi lideri İngiltere’ye hayranlığını belirterek onunla iş birliğini savunuyor, küresel finans kapitale olan tepkisini ise Yahudilikle sınırlıyordu (Oda TV, 4 Ocak 2026) Zaten kapitalizme karşı “Büyük Alman Ulusal Devriminin” lideri olarak ülke içinde büyük sermayenin kılına bile dokunmamıştı.ANTİSEMİTİZMİN MARKSİST AÇIKLAMASIMarksist düşünür Moishe Postone (1942 – 2018) çağdaş antisemitizmi Marx’ın önemle üzerinde durduğu kapitalizmin fetiş karakteriyle açıklar.
Kapitalizmin bir görünmeyen yüzü, meta fetişizmi, malların değişim değeri, sermayenin otonom özne olması, finans hareketleri, paranın temerküzü, piyasa kuralları gibi soyut yanları vardır.
Bir de “yol yaptı, köprü yaptı, şehir hastanesi yaptı, üretim, tüketim, fabrika bacaları” gibi somut yönleri bulunur.
Antisemitlerin taktiği ise sistemin soyut, gözle görünmeyen taraflarının akla gelebilecek tüm kötülüklerle birlikte Yahudilerin sırtına yüklerken, olumlu ve somut olanlarının kendilerine sevap yazmalarıdır.Antisemitizm, kapitalizmin krizlerini (endüstrileşme, kentleşme, sosyalist hareketler) Yahudi komplolarına bağlar.
Bir ülkede ekonomik sıkıntılara, özgürlüklere yönelik kısıtlamalara karşı sokaklarda tepki varsa bu Yahudi işidir.
Yahudiler, hem "plütokratik kapitalizm"in hem de "komünizmin" arkasındaki "gizli kötülük" olarak görülür.
Bu, romantik, ahmak bir anti-kapitalizmdir: Somut unsurları (Kavim, ırk, organik cemaat) yüceltirken, soyut olanı (finans, spekülasyon) yok etmeyi hedefler.Postone, nasyonal (ulusal) sosyalizmi, bu antisemitizmin "kısaltılmış" bir biçimi olarak analiz eder.
Holokost, ekonomik veya askeri bir araç değil, antisemitizmin mantıksal sonucudur: Yahudilerin "soyut kötülüğü"nü yok etmek için bir "fabrika" gibi işleyen Auschwitz, kapitalist değer üretimini grotesk biçimde tersyüz eder (insanları sayıya indirgeyip dumanlaştırır).
Nazizm, bürokratik kapitalizmin "ileri itici" bir ideolojisidir; Nazilerin sol kanadı sayılan Röhm ve adamlarının 1934 tasfiyelerinden sonra bile antisemitizm, rejimin "Alman Devrimi"nin çekirdeğidir.Sahte bir anti kapitalizm olarak antisemitizmin kullanılması kısa vadede Rus Çarlığı ve Nazi Almanyası için pratik siyasal yararlar sağladıysa da diğer ülkelerde olduğu gibi bu iki süper güçte de aslında yıkımı çabuklaştırdı.
Çarlık önce Yahudileri, daha sonra tüm azınlıkları karşısına aldı.
Aydınları kendisine düşman etti.
Ve kendi çöküşünü hazırladı.
Yahudi soykırımı ise Almanya için silinmez bir leke oldu.Postone, bu teoriyi Marx'ın "toplumsal ilişkilerin nesneleşmesi" kavramına bağlar: Gerçek kurtuluş, soyut-somut ikiliğini aşmakla (yani kapitalizmi tamamen dönüştürmekle) mümkündür; antisemitizm ise bu ikiliği pekiştirerek sahte bir kurtuluş sunar.
Filozof, solcu anti-Siyonizm'i de eleştirir, bunu antisemitizmin bir devamı olarak görür ve İsrail'in kaldırılmasını savunan sol pozisyonları Yahudilere devlet olma hakkını reddeden ırkçı bir tavır olarak eleştirir.Postone’un ölümünden sonra günümüzde daha da kabaran sol antisemitizmin bir nedeni bu akımın çalışan sınıflardan kopması ve kendisine düzeni değiştirmek yerine farklı amaçlar aramasıdır.
Aslında bizzat ABD servisleri tarafından geliştirilen “Yeni Sol-New Left” akımı çeşitli nedenlerden dolayı siyasal gelişmelere tepkili olan siyahlar, göçmenler, LGBT savunucuları, İslamcılar gibi grupları bir araya getirip gerçek bir değişimi engellemeye çalışan oportünist bir harekettir.
Dolayısıyla onlardaki antisemitizmi deşifre etmek gerçek değişimin kilidini açacak bir anahtar olmaktadır.EPSTEİN OLAYINI BİR YAHUDİ KOMPLOSU GÖSTERMENİN AMACIÖzetle antisemit yaklaşımın en büyük zararlarından biri gerçek ve insanlık için gerekli mücadeleyi komplo teorileriyle saptırmak ve engellemektir.
Bunun tipik bir örneğini Epstein olayında görüyoruz.
Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi Epstein gençliğinden beri yolu ABD istihbarat örgütleriyle kesişmiş biridir.
Epstein ilişkilerinden gidilecek her ipucu insanı ABD derin devletine götürür, burası çok açık ama birçoklarının tam da kaçındıkları ve söylemek istemedikleri gerçek budur.
İşte bu nedenle antisemit komplo teorileri icat ederek net kanıtları halının altına süpürüyorlar.
Ve bunun için insanların sorgulayıcı olmamalarından ve bilgisizliğinden yararlanıyorlar.Epstein’ın Norveç ilişkileri oldukça ilginç.
Nüfusu 5 buçuk milyon olan Norveç’te Epstein’ın çok sayıda ilişkisi var, en önemlileri ve ona en yakınları: Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit; eski başbakan, eski Avrupa Konseyi genel sekreteri, eski Nobel komitesi başkanı Thorbjørn Jagland; eski Dışişleri Bakanı, Davos Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Børge Brende, Oslo anlaşmalarının mimarı, Uluslararası Barış Enstitüsü eski başkanı diplomat Terje Rød-Larsen ve çevreleri.
Özetle Norveç pastasının tepesindeki kirazlar.Kamu kayıtlarında hiçbir Norveçli doğrudan cinsel istismarla suçlanmıyor, ancak bu bağlantılar krediler, bağışlar, seyahatler, nüfuz ve potansiyel istihbarat tehlikeleri konularında sorular doğuruyor.
Okokrim (Norveç yolsuzlukla mücadele birimi) tarafından yürütülen soruşturmalar ülkedeki güven krizine çare olamıyor Epstein, örneğin Rød-Larsen’in çocuklarına 10 milyon dolar miras bırakmış, herkes nedenini soruyor.Aslında Epstein’ın Norveç ilgisini anlamak için haritaya bakmak yeter.
Ama Arktik bakış açısından!
Norveç kuzeyde Rusya’nın karadan sınır komşusudur, ABD’nin çok ilgilendiği ve ona kutuplar üzerinden o kadar da uzak olmayan bir coğrafyadadır.
Ayrıca Norveç’e sınır olan Rusya toprağı Kola Yarımadasında Rusya’nın nükleer füzelerinin önemli bir bölümü bulunmaktadır.
Epstein’ın Norveç’le ilgilendiği dönemde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmadıklarını da unutmayalım.Epstein’ın Norveçliler üzerinden yapmaya çalıştığı bir başka operasyon Rus elit ve oligark çevrelerine yaklaşmaktı.
Ancak bu konuda başarılı olamadı.
İlk tutuklandığı 2006 yılından sonra dönemin Federal Savcısı Alexander Acosta tarafından net olarak korununca derin devletle olan ilişkileri Rusya tarafından muhtemelen anlaşıldı.
Bu tarihten sonra Rusların Epstein’a vize bile vermedikleri görülüyor.
Bu durumda Epstein’ın gerçek ilişkisini gözlerden saklamak için ucuz antisemitizm yapmak ne anlama gelir?
Bu sorunun cevabı çok açık: Amerikan derin devletine hizmet.EPSTEİN’IN ÖRGÜTTEKİ TÜRK ARKADAŞLARIAntisemitizm Epstein dosyasında başka neler gizlemek peşinde?
Epstein’ın küresel elit örgütler olan Council on Foreign Relations (CFR) ve Trilateral Commission ile doğrudan üyelikleri var.
Bilderberg Group konusunda ise doğrudan katılımı kanıtlanmış değil, ama çevresindeki birçok isim (arkadaşları, ortakları) Bilderberg'e katılmış ve Epstein'ın ağı bu çevrelerle örtüşüyor.Council on Foreign Relations (CFR):Epstein 1995-2009 arası CFR üyesiydi.
CFR'a 350.000 dolar bağış yapmıştı. 2008'de Florida'da suçlu bulunmasına rağmen üyeliği hemen iptal edilmedi – bu da büyük eleştiri aldı.
CFR, 2019'da bu parayı insan ticaretiyle mücadeleye yönlendirdiğini açıkladı.
Burada Epstein’ın örgüt arkadaşı olan Türkler de var.
Neden onları kimse merak etmiyor?Trilateral Commission:Epstein, burada hevesli üye olarak tanımlanıyor. 2002’de bir New York Magazine makalesinde Harvard Başkanı Lawrence Summers ile birlikte üye oldukları belirtiliyor.
David Rockefeller'ın kurduğu bu örgütün önde gelenlerinden Epstein, Rockefeller University Yönetiminde de yer aldı ve Trilateral'den "iş adamları ve politikacılarla kıtalararası koordinasyon" olarak övünçle bahsediyor.
Trilateral Komisyonun amacı Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Uzakdoğu’daki kapitalist ülkelerin politik ve ekonomik karar alıcılarını bir araya getirmekti.
Buradaki Türk iş insanlarına neden Epstein sorulmuyor?Bilderberg Group:Üyeleri arasında Türklerin de bulunduğu Bilderberg’de Epstein'in doğrudan toplantısına katıldığına dair resmi kanıt yok (katılımcı listelerinde adı geçmiyor).
Ancak bağlantıları yoğun:Yakın arkadaşı, Epstein'a vize yardımı yapan, ondan para aldığı iddia edilen eski İngiliz Bakan ve Birleşik Krallık Washington Büyükelçisi Peter Mandelson birden fazla kez Bilderberg’e katıldı (1999, 2008-2014 arası).
Epstein'in ağı (Bill Clinton, Lawrence Summers, Eric Schmidt, Peter Thiel gibi isimler) Bilderberg'e sıkça davet edildi.
Kuşkusuz Epstein ilişkileri hakkında oradaki Türklerin bilgisi vardır ama merak eden yok.ABD derin devletinin küreselci kanadıyla bağlantılı Epstein’ın bu örgütlerde yer alması çok olağan.
Türkiye gibi NATO üyesi ve ABD müttefiki bir ülkede yaşıyorsanız en azından bu örgütlerde Epstein ile birlikte toplantılara hangi Türkler katılmış, merak edersiniz değil mi?
Ülkenin en tanınmışları olan bu kişilerin isimleri bu örgütlerin sitelerinde de yazılı aslında, onlara Epstein’la tanışıp tanışmadıklarının, toplantılarda ne konuştuklarının sorulmasını isterdiniz doğal olarak.
Fakat hayır, ülkemiz için bu önemli konunun gizlenmesi, insanların boş gevezelik yapmaları için ucuz antisemitizm yetiyor işte.
Somut, kanıtlı ve apaçık gerçeklerin komplo teoricilerine yem edildiği bu ortam kuşkusuz daha çok yeni Epsteinlar yetiştirecektir.Odatv.com