Haber Detayı

Yunanistan patriot’u geri çekmezse adaların mülkiyeti tartışmaya açılır
Gündem aydinlik.com.tr
07/03/2026 00:00 (4 saat önce)

Yunanistan patriot’u geri çekmezse adaların mülkiyeti tartışmaya açılır

ABD-İsrail-Yunanistan cephesi, İran saldırısıyla birlikte Ege’de Gayri Askeri Statü’de bulunan Kerpe Adası’na Patriot hava savunma sistemi yerleştirdi. Dendias da ağzındaki baklayı çıkardı, ‘Türkleri Kıbrıs’tan geri çekmek için iyi bir fırsat olabilir.’ dedi.

Doğu Akdeniz’deki ABD, İsrail, Yunanistan cephesi, İran’a yönelik saldırıyla birlikte Türkiye’yi de doğrudan tehdit eden işlere girişti.

Yunanistan, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssüne füze atılmasını gerekçe göstererek Ada’ya dört F-16 uçağı ile iki fırkateyn gönderme kararı aldı.

Gayri Askeri Statü’deki Kerpe Adası’na da ABD menşeli Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdı.

Kerpe, 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması kapsamında “Gayri Askeri Statü”de kalması gereken adalardan biri… ‘TÜRKLERİ KIBRIS’TAN ÇIKARMAK İÇİN FIRSAT’ Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, önceki gün yaptığı şu açıklama ile düşmanca niyetlerini ortaya koydu: “Türkiye’nin işgal altındaki Kuzey Kıbrıs topraklarında çok büyük askeri kuvveti var.

Orada şu anda 40 binin üzerinde asker bulunuyor.

Belki de bu yaşananlar onları Ada’dan geri çekmek için iyi bir fırsat olabilir.” ‘ZEHİRLEMEYE ÇALIŞAN KESİMLER’ KİM?

Bu kışkırtıcı adıma karşı Türkiye’nin yanıtı ise Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’den geldi: “Bölgemizdeki gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan’la ilişkilerimizi zehirlemeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir oldubitti girişiminde bulunmaları şaşırtıcı değildir.

Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir.” Açıklamada hukuksuz eylemi yapan Yunanistan “NATO müttefikimiz” olarak tanımlandı.

Karar, Yunanistan Hükümeti’ne aitken Dışişleri’nin ‘ilişkileri zedelemeye çalışan bazı çevreleri’ suçlaması ve Dendias’ı perdelemesi dikkat çekti.

Nitekim düşük tondaki açıklama Yunanistan’da şımarıklığı artırdı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lana Zohiou, “Türk iddiaları temelsiz.” dedi.

Sözcü, adaları silahlandırmala gerekçelerini 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1936 Montrö Sözleşmesi ve 1947 Paris Barış Antlaşması’nı çarpıtarak açıklamaya çalıştı.

AMAÇ ADALARI TAHKİM ETMEK Yunanistan’ın Patriot hamlesi, Ege’de adaları tahkim etme politikasıyla uyumlu.

Denizlerde Türkiye’ye yanıt veremeyeceğini anlayan Atina, geçen yıl stratejisini değiştirerek adalara kıyı bataryaları, radar istasyonları ve gözetleme kuleleri kurmaya başlamıştı.

Türkiye’yi karadan durdurma konseptini benimseyen Yunanlar, gelecekte Adalar Denizi’nde karasularını 12 mile  genişletmeyi planlıyorlar.

Ancak en büyük korkuları kamuoyunda “casus belli” olarak anılan 31 Mayıs 1995 tarihli TBMM Kararı.

Bu kararla Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalar Denizi’nde 6 mil üzerindeki herhangi bir uygulamanın önlenmesi için -güç kullanımı da dahil olmak üzere- her türlü yetkiyi hükümete vermişti.

Yani Yunanistan karasularını değil 12 mile; 6,1 mile dahi çıkarsa “savaş sebebi” sayılacak ve gerekli müdahale yapılacaktı.

Bu karar, hala yürürlükte!

YUNANİSTAN’A KARARI HATIRLATALIM Yunanistan’a verilecek en hızlı ve etkili yanıt, TBMM’nin toplanarak “casus belli” kararını hatırlatan bir bildiri yayınlaması olacaktır.

Türkiye’nin tüm bu tehditleri uzun vadede bertaraf etmesi için de güçlü bir ittifaka ihtiyacı var.

Bugün Türkiye’ye en büyük tehdit, ABD, İsrail ve Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’deki askeri yığınağı… Caydırıcı güç ise denizde, karada ve havada güçlü ordulara sahip, yükselen dünyanın baş aktörleri Türkiye, Rusya, Çin ve İran’ın ittifakı.

Bölgedeki gelişmeler ışığında bu ittifakın hayata geçmesi hem Türkiye hem bölgemiz hem de dünya için önem taşıyor.

Türkiye 2022’de ‘egemenlik tartışılır’ mesajı vermişti Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mayıs 2022’de verdiği röportajda, Oniki Adalar’daki silahlanmayla ilgili “Birleşmiş Milletler (BM)’e iki mektup gönderdik.

Birincisinde Yunanistan’ın bu adaları silahlandırdığını ve bunun iki anlaşmaya aykırı olduğunu söyledik.

İkincisinde daha detaylı şekilde hukuki veçheleriyle izah ettik.

Yunanistan bu adaların statüsünü bozmuştur, dolayısıyla Yunanistan’ın bu adaları silahsızlandırması gerekir.

Aksi takdirde egemenlik tartışması başlar.

Çünkü adalar bu şartla verilmiş.” demişti.

Çavuşoğlu, anlaşmaları şöyle özetlemişti: “Bu adı geçen adaların bir kısmı 1923 Lozan Anlaşması, bir kısmı da 1947 Paris Anlaşması’yla Yunanistan’a verilen adalar.

İşte 1947’de İtalyanların Yunanistan’a verdiği adalar ve her iki anlaşmada da bir şart var; Yunanistan bu adaları silahlandırmayacak, silah yerleştirmeyecek.” ‘Önceki duruma’ dönmedi yine dönmeyecek!

Lozan Barış Antlaşması’nda Adalar Denizi’ndeki karasuları genişliği 3 mil olarak belirlenmişti.

Fakat Yunanistan 1936’da Mussolini tehdidini bahane ederek karasularını tek taraflı olarak 6 mile genişletti.

II.

Dünya Savaşı’nın bitmesine ve NATO’da Yunanistan ve İtalya’nın müttefik olmasına rağmen Yunanistan bu kararını değiştirmedi.

Türkiye de “statuque ante”, yani savaştan önceki duruma dön demek yerine 1964’te karasularını 6 mile çıkardı.

Bugün 6 mil rejimine göre açık deniz alanı yüzde 49 oranında.

Bunun 12 mile çıkması durumunda ise açık deniz alanlarının oranı yüzde 20’ye düşüyor ve Türkiye’nin, Yunan karasularına uğramadan açık denizlere çıkış şansı tamamen ortadan kalkıyor.

Rumların gözü NATO’da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis, dün verdiği röportajda NATO üyesi olmak için mümkün olsa yarın bile başvurabileceklerini söyledi.

Türkiye’nin bunu istemediğini hatırlatan Hristodulidis, “siyasi koşullar izin verdiğinde hazır olmak için askeri, operasyonel ve idari düzeyde ilgili tüm hazırlık çalışmalarını sürdürdüklerini” anlattı.

İNGİLTERE’NİN AÇIKLAMALARINDAN RAHATSIZ Hristodulidis, “Kıbrıs’ta bugüne kadar meydana gelen saldırıların yalnızca İngiliz üslerini hedef aldığını” belirtti.

İngilizlerin Kıbrıs’taki üslerin hedef olabileceği yorumlarından rahatsızlık duyduklarını söyleyen Hristodulidis, şunları söyledi: “Evet, bir rahatsızlık vardı.

Bunu hiçbir koşulda gizlemek istemiyorum.

Bu, Savunma Bakanı’nın gerçekle örtüşmeyen açıklamasıyla ilgiliydi.

Kıbrıs’ta endişe yarattı, ancak aynı zamanda İngiliz Başbakanı’ndan, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin devam eden savaşla ilgili herhangi bir saldırgan faaliyet için kullanılmadığı konusunda ikinci bir açıklama yapılmasını da gerektirdi.” Gayri askeri statü nedir?

Gayri Askeri Statü (demilitarized), silahsızlandırılmış statüden (diarmed) farklı olarak egemen ülkenin tüm tahkimat olanağını ortadan kaldıran, üç boyutlu devlet ilkesi gereğince hava, kara ve deniz ülkesinde geçerli olan bir rejimi ifade ediyor.

Örneğin silahsızlandırılmış ifadesinin kullanılması askeri amaçlarla kullanılmayan askeri hava  araçlarının uçuşuna ve hatta ikametine müsaade ederken, Gayri Askeri Statü ne uçuşlara, ne sahil güvenlik gemilerine ne de insansız deniz ve hava araçlarına izin veriyor.

Londra Antlaşması’nın 5., Atina Antlaşması’nın 15., Lozan Anlaşması’nın 13., Boğazlar Sözleşmesi’nin 4. ve 6. maddesi ile 1947 Paris Antlaşması’nın 14. maddesi ile ilgili ekleri, Gayri Askeri Statü’nün tartışmaya mahal vermeyecek şekilde kabulünü içeriyor.

Bu sözleşmelerde hava ve deniz ülkesine yönelik özel hükümler getirilmediği için de rejimin en geniş yorumuyla uygulanması gerekiyor. 51.

Madde sadece Yunan için mi var!

Gayri Askeri Statü’deki Ege adalarının hukuki rejimi Altı Büyük Devlet Kararı, 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması, Lozan Boğazlar Sözleşmesi ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile belirlendi.

Bu anlaşmalarla, Ege’de bir denge kuruldu ve Türkiye’nin üzerindeki tehdit sonlandırıldı.

Fakat bugün Yunanistan, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nin 51. maddesine dayanarak adaları silahlandırdığını, bu bakımdan ana sözleşmeleri ihlal etmediğini ileri sürüyor.

Yunanistan, Adalar Denizi’ndeki 12 mil iddiasını da 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 3. maddesine dayandırıyor.

Sözleşme’nin 3. maddesinde, karasularının “azami genişliği” 12 mil olarak belirlenmiş.

Adaların deniz alanlarına sahip olması meselesi ise 121. maddede düzenlenmiş.

Sözleşme’nin 121/2 maddesinde “3. paragraf hükümleri saklı kalmak üzere, bir adanın karasularının, bitişik bölgesinin, münhasır ekonomik bölgesinin ve kıta sahanlığının sınırlandırılması, işbu Sözleşme’nin diğer kara parçalarına uygulanabilir hükümlerine uygun olarak yapılır.” deniliyor.

İşte Yunanistan bu iki maddeye dayanarak, kara ülkesinde uygulayabileceği “azami 12 mil” karasuyunun, her bir adası için de geçerli olacağını savunuyor.

Bunun yanında sözde tezini kuvvetlendirmek için bir de “Adalar Devleti” olduğunu iddia ederek, tüm adalarının tam etkiye sahip olduğunu, bunların arasında kalan suyun da Yunanistan’ın iç suyu olduğunu savunuyor.

Özetle Yunanistan, Lozan’da belirlenen 3 mil dışında geri kalan tüm adalar ile suyun kendisine ait olduğunu ileri sürüyor.

Yunanistan’ın taleplerinin ne askeri ne hukuki ne de tarihsel hiçbir dayanağı yok.

Bugüne kadar bir savaş bile kazanmadan sınırlarını beş kat büyüten Yunanistan’ın, Türkiye’nin Venedik ve Cenevizlilerden aldığı adalar üzerinde hak iddia etmesi de tepki çekiyor.

Uzmanlara göre Yunanistan’ın talepleri müzakere etmeye bile uygun değil.

İlgili Sitenin Haberleri