Haber Detayı
İlber Ortaylı’nın ardından şunu tartışalım: İyi bir tarihçi ne demek
İlber Ortaylı’nın ardından şunu tartışalım: İyi bir tarihçi ne demek
Onun için iyi bir tarihçi diyorlar.
O ne demek?
Yaşamak.
Tarihi geçmişiyle, bugünüyle yaşamak.
Ve yaşatmak.
Öğrencileri onun için sever.
Tarih bir deneydir.
Yaşanmışlıktır.
Savaşların başlangıç ve bitiş “tarihlerinin” ezberi değil.
TÜRKİYE’NİN 57 YILINA TANIKLIK ETTİK Ben öğrencisi olmadım.
Ama 57 yıl Türkiye’nin önemli yıllarına birlikte tanıklık ettik.
Aslında aynı yıllarda aynı ortaokulda okumuşuz… O Avusturya Lisesi’nin erkek tarafında, ben kız tarafında… Bahçelerimiz bitişikti.
Aman aradan tenefüslerde filan sinek uçar diye, geçiş kapısında hocalarımız nöbet tutardı.
Lisede ben fen okumak için erkek tarafına geçtiğimde onlar Ankara’ya taşınmışlar.
Sonra yollarımız 68’li yıllarda Mülkiye’de kesişti.
Keyifli mücadele yılları.
Cezaevinden çıkıp tekrar okulu bitirmek için döndüğümde o artık öğretim üyesiydi.
Kardeşleri Emeldar Ortaylı ve Nuriye Ortaylı’yla Parti yoldaşlığı yaptık.
Emeldar Ortaylı baba mesleğinden mühendis.
Nuriye Ortaylı gençlik örgütünden.
Sonra bilim kadını.
Annesi gibi.
İlber’in kıymetlisi.
Büyüdü de bu işlerle uğraşıyor diye pek keyiflenirdi.
Aile ocağı bereketli.
İNSANINI SEVMEDEN İYİ TARİHÇİ OLUNMAZ En son siyasi nedenlerle biraz gecikmeli sınava girdiğimde Memo sekiz aylık karnımda, Kiraz yanımdaydı… Mülkiye koridorlarında bana karınları ağrıyınca ne yapacağımın tarifini vermişti.
Tülbentin arasına talaş koyup sirkeyle ıslat karnına sar yatır… sabaha bir şey kalmaz… “İnsan” sevmeden iyi bir “tarihçi” olunmaz ki!
Bileceksin bunları.
Tanıyacaksın “tarihini” öğrettiğin memleketin taşını toprağını… seveceksin o toprakları büyük aşkla… ki öğrettiklerin yeni bir tarih yazalar… Aslında Anadolu’nun birçok yerinde buna benzer yöntemlerin kullanıldığını gördüm sonradan.
Kâğıt bez çıkmadan önemli bir buluştu.
BİLİM AŞKI BOŞ GEVEZELİK DEĞİLDİR DEĞİŞTİRME TUTKUSU SARACAK BEDENİ Kızı Tuna doğduğunda gözün aydına gittim.
Artık ikinci Amerikancı darbe yılları… Omzunda minik bebeğinin gazını çıkartırken… elbette ne olacak bu Türkiye’nin halleri… Çarelerimiz hiç tükenmedi.
Bilim aşkı.
Tarih aşkı.
Öyle boş boşuna gevezelik değil.
Değiştirme tutkusu saracak bedeni.
Türkiye’nin 57 yılının birikimi…paylaşımı…derdi…dermanı… Nerede karşılaşsak yok cenaze töreninde… yok kitap fuarında… her fırsatta fıs fıs… arada kahkahalar… öfkeler… açık açık sert eleştiriler… sevimli sevimli dalga geçmeler… yerden yere vurmalar… ama olmaz ki…ler… 17-19 Kasım’da İstanbul’da Ulusal Strateji Merkezi (USMER) Erzincan Üniversitesiyle birlikte “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100.
Yılında Asya’da Devlet Birikimi Uluslararası Çalıştayı”nı yaptık.
Nasıl heyecanlandı telefon ettiğimde.
Aynı tarihlerde Asya’da bir toplantısı vardı.
Benim mutlaka burada olmam lazım, dedi… havaalanından o yorgunlukla doğrudan toplantıya geldi.
Çok ayrıntılı, uzun hazırlıklı bir sunum yaptı… salondaki bilim insanlarıyla ve dinleyicilerle herkesin bilim tadı damağında ve belleklerinde kalan önemli bir farklı fikir tartışması yaşandı.
Önemli bir örnekti.
Özlemişiz.
EL VERDİ GİTTİ En son gençlerin toplantısı için telefon ettiğimde diyalizdeydi.
Çıkar çıkmaz ederim, dedi.
Kıyamadım.
Ama o da kıyamadı, kalktı ayağını sürüye sürüye geldi.
Yine dimdik.
Yine yaşam dolu.
Bilgi dolu… Son vedası oldu.
El verdi.
Gitti.
Özleyeceğiz.
Son söz: Tarihçi olacağım dememeli, nasıl tarihçi olacağım demeli.
Önemli bir ayraç.
Önemli bir örnek.
Son dakikalarda bile Batı Asya’da haritayı kimin çizebileceğine izin verileceği konusunda yüksek sesle bildirimde bulunmak… ABD emperyalistlerine adıyla sanıyla sıfatıyla seslenmek… İran’da haddini bil mesajı yollamak.
Söz can kardeşim, söz… duymadılarsa… mesajını ileteceğiz… Tarih yazılacak!
Yazdırılacak!