Haber Detayı

‘Şarkılar, içine o yılların ruhunu hapsettiğimiz zaman kapsülleridir’
Kelebek hurriyet.com.tr
10/05/2026 07:00 (2 saat önce)

‘Şarkılar, içine o yılların ruhunu hapsettiğimiz zaman kapsülleridir’

Gazeteci Mansur Forutan imzalı ‘Riff: 20. Yüzyılda Popüler Müzik’ kitabı raflarda. Müziğin dönüşümünü toplumsal değişimle ve ikonik şarkılarla anlatan kitap, okuru zamanda yolculuğa davet ediyor.

Bir şarkının ilk birkaç saniyesi...

Bazen bir gitarın sert girişi, bazen bir ritmin tekrar eden akışı...

Dinleyeni yakalayan, içine çeken o kısa motifler müzikte ‘riff’ olarak adlandırılıyor. 1990’lı yıllardan itibaren gazeteci olarak Sabah, Akşam, Aktüel, FHM Türkiye, FourFourTwo gibi gazete ve dergilerde çalışan Mansur Forutan’ın kitabı ‘Riff: 20.

Yüzyılda Popüler Müzik’ bu fikirden yola çıkıyor.

Doğan Kitap’tan yayımlanan kitap 20’nci yüzyılda dünyada müziği şekillendiren büyük dönüşümleri on yıllar üzerinden anlatırken okuru Elvis’ten Nirvana’ya, rock’n roll’dan britpop’a uzanan bir zaman yolculuğuna çağırıyor. ◊ ‘Riff’i yazmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında kafamın iç dehlizlerinde dağınık dosyalar halinde hep duruyordu. ‘Nasıl yaparım, ne zaman yaparım’ diye uzun zamandır pineklerken evin az ilerisinde eskici arabasına bir yığın müzik dergisiyle burun buruna geldim.

Muhtemelen hayatımın en iyi alışverişlerinden biri oldu.

Sayfaları karıştırdıktan birkaç dakika sonra ne yapacağımı, nasıl yapacağımı ve ne zaman yapacağımı artık biliyordum. ◊ Kitapta ‘riff’ terimiyle nasıl bir bağ var?

Dersimiz popüler müzikse, konumuz şarkılarsa ve şarkılar da riff’lerden oluşuyorsa, kitabın adının ‘Riff’ olma ihtimali bir hayli yüksekti.

Bu isim aklıma geldi ve bir daha ‘Başka ne olabilir’ diye hiç düşünmedim.

Bir riff, sizi saniyesinde şarkının içine çeken, yakanızdan tutan o meşhur kancadır.

Keith Richards’ın ‘Satisfaction’a, Kurt Cobain’in ‘Smells Like Teen Spirit’e o girişini düşünün...

İki-üç saniyelik, döngüsel bir nota dizilimi bir anda koca bir jenerasyonun marşına dönüşebiliyor.

Kitap bu kalıcı izlerin, o birkaç saniyelik sihirle dünyayı değiştiren seslerin peşinden gidiyor.◊ 50’ler, 60’lar, 70’ler, 80’ler, 90’lar...

Sizce en özeli hangisi?Aslında 80’ler insanıyım ama her 10 yıl kendi içinde çok özel. 50’ler her şeyin başladığı yıllardı; hatta büyük bir patlama yaşandı. 60’lar müziğin nasıl olacağını belirliyordu.

İnsanlık daha önce hiç duymadığı sesleri çıkaran enstrümanlar ve cihazlar üretiyor, çıkan bu sesleri endüstriyel ölçekte kaydedip dağıtabiliyordu. 60’lı ve 70’li yıllarda müziğin sınırları zorlandı, adeta bir tür patlaması yaşandı.

Bugün ne dinliyorsak o yıllarda tasarlandı. 80’ler işin tepe noktası olduğu için, 90’lar “Parti bitti, hadi dağılın” dediği için çok özeldi.  ‘DUYGULAR AYNEN GERİ GELİYOR’  ◊ Bir tıkla ulaşılan müzik neden eski günlerdeki kadar tatmin etmiyor sizce?Muhtemelen aynı anda bir tıkla birçok şeye daha ulaşabiliyor olmamızdan.

Bir parçayı dinlerken kendimizi bir çift çorap satın alırken bulabiliyoruz.

Yeni bir albüm, kitap ve filmden artık sonsuz sayıda var ve fazlasıyla elimizin altında.

Bu, tatmin duygusunu, bağ kurmayı ve o eseri zihne kodlamayı zorlaştırıyor.◊ 90’lardan bir şarkı dinlediğimizde bizi dönemin ruhuna götürmesini nasıl açıklıyorsunuz?Bunu biliminsanlarının açıklayabileceği bir sır olarak görüyorum.

Muhtemelen bazı duyguları şarkılarla etiketliyoruz ve yıllar sonra duyduğunuzda duygular aynen geri geliyor.

O dönem hissettiğimiz hüzünleri, umutları ve heyecanları bu şarkılarla etiketleyip zihnimize mühürledik.

O yüzden şarkılar sıradan ses dalgaları değil, içine o yılların ruhunu hapsettiğimiz zaman kapsülleridir.

Ben en fazla “Duyan kulaklar için zamanda yolculuk imkânı vardır” diyebilirim.  ‘90’LAR YENİ BİR DÖNEMİN EŞİĞİ’ Mansur Forutan her 10 yılın müziğini dönemin gelişmeleriyle ayrıntılı şekilde ele almış. ◊ 2.

Dünya Savaşı’nın ardından Amerika’nın yükselişiyle tüketim kültürü hayatın merkezine yerleşiyor.

Televizyonun yaygınlaşması, reklamların gücü ve markaların doğuşu müziğin dolaşımını değiştiriyor.

Plaklar geniş kitlelere ulaşıyor; 1950’lerde plak dükkânları gençliğin buluşma noktası oluyor.◊ 1960’larda müzik daha cesur bir dile kavuşuyor.

Soğuk Savaş ve Vietnam Savaşı’nın atmosferi gençliği sokaklara taşırıyor. ‘Make love, not war’ (Savaşma, seviş) sloganı dönemin ruhunu özetlerken, rock, soul ve blues bir duruşa dönüşüyor.◊ 70’ler çeşitlenmenin yılları.

Bir yanda protest şarkılar yükseliyor, diğer yanda disko kültürü yeni bir kaçış alanı yaratıyor.

Punk’ın sert dili ve stüdyo teknolojilerindeki gelişmeler, müziğin sınırlarını genişletiyor.◊ 80’lerde ideolojik mücadelelerin son perdesi açılıyor.

Sovyetler çözülmeye başlıyor, Berlin Duvarı yıkılıyor.

Tüketim kültürü zirveye çıkarken müzik endüstrisi de büyüyor.

MTV’yle müzik görsel şov halini alıyor.

Madonna ve Michael Jackson gibi isimler küresel ikonlara dönüşüyor.

Moda ve müzik iç içe geçiyor. ◊ 90’lar yeni bir dönemin eşiği.

Dijital devrimle birlikte MP3, internet ve Napster gibi platformlar müzik endüstrisini sarsıyor.

Müzik ilk kez bu kadar hızlı ve sınırsız dolaşıma giriyor.

Bu dönemde grunge ve hip-hop gibi akımlar öne çıkıyor.

İlgili Sitenin Haberleri