Haber Detayı

AB’de muhalif fikre karşı ‘iç savaş’
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
21/01/2026 00:00 (1 saat önce)

AB’de muhalif fikre karşı ‘iç savaş’

Avrupa’da ifade özgürlüğü olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. ABD/Batı politikalarına karşı çıkanlar yaptırımlarla cezalandırılıyor. İster AB ülkelerinde yaşasınlar ister başka bir ülkede… Hesabından, temel ihtiyaçlarını karşılayacak paraya bile dokunamıyor.

Avrupa devletlerinde ekonominin yanında toplumsal, insani konularla ilgili bütün kurumlaşma ve gelenekler ortadan kalkıyor.

Kısa bir süre önce sağlık sisteminin nasıl çöktüğünü ve toplumun ne kadar zor bir duruma düştüğünü açıklamıştık.

Eğitimde cinsiyetsizlik dayatmasını ve LGBT’nin yaygınlaşmasını bütün dünya izliyor.

Yönetim aygıtının dışında fikir yayan ve emperyalist Batı karşıtı yazarların nasıl toplumdan dışlandığı ve cezalandırıldığı da artık doğrudan toplumun önde gelen düşünce kuruluşları tarafından eleştiriliyor.

Aykırı fikirde olanların günlük ihtiyaçları bile engelleniyor.

Politika analizcileri bu durumu “iç savaş” diye niteliyor.

Yaptırımlar, hayatlarını AB dışında sürdüren AB vatandaşlarına bile uygulanabiliyor.

Rusya'da yaşayan Alman blog yazarları Thomas Röper ve Alina Lipp ile Fransız askeri uzman Xavier Moreau bunun tipik örnekleri.

Öte yandan AB ilk kez bir üye devlette yaşayan kişilere de yaptırım uyguladı.

Almanya'da ikamet eden Alman gazeteci Hüseyin Doğru ve Belçika'da yaşayan İsviçreli yayıncı Jacques Baud… Başkentte yayımlanan ve politikanın nabzını yansıtan Berliner Zeitung Gazetesi, hedef alınan Hüseyin Doğru ile ilgili 12 Ocak’ta bir haber  yayımladı: “AB yaptırımları, Berlinli gazeteci ve ailesini 'varoluşunu tehdit eden bir duruma' sokuyor.

Rusya propagandası nedeniyle AB, gazeteci H.

Doğru'ya yaptırımlar uyguluyor.

Berlinli gazeteci Hüseyin Doğru, kendi ifadelerine göre şu anda hiçbir mali kaynağa sahip değil.

Berliner Zeitung'a açıklamasında, bankasının daha önce onaylanmış olan 506 avroluk asgari yaşam gelirine erişimini de engellediğini söyledi.

Bu durumda, ikisi bebek üç çocuklu ailesini geçindiremiyor. ‘Eşim ve üç çocuğum da fiilen yaptırımlara maruz kalıyoruz.’ diyor Hüseyin Doğru.” Alman dış politika bülteni GFP de bu konudaki analizini “İçerdeki Savaş” (Der Krieg im İnneren) başlığıyla yayımladı: “Alman gazeteci Hüseyin Doğru, AB yaptırımları nedeniyle geçen yılın mayıs ayından bu yana kazanamıyor ve bankasından kendisi ve ailesine yiyecek alabilmek için gereken insani tutarı bile alamıyor.

Brüksel, eleştirel medyayı fiilen yargı kontrolü de olmaksızın susturma imkanına sahip oluyor.

Aynı zamanda ABD önlemleri, hoşlanılmayan örgütlerin banka hesaplarını kaybetmesine ve böylece eleştirel faaliyetlerini sürdürmelerinin engellenmesine yol açıyor.

Muhalefetin susturulması mümkün hale geliyor.” İNSANLIK DIŞI UYGULAMALAR AB, Doğru’ya yaptırım gerekçesini, “Filistin yanlısı gazetecilik çalışmalarıyla ayrılık yaratmak ve bununla Rusya’nın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini desteklemek” diye açıklıyor.

Brüksel bir kanıt sunma gereği de duymuyor.

Baud’un ise “Rusya yanlısı propagandanın sözcüsü” olarak hareket ettiği iddia ediliyor.

Bu nedenle “Rusya Federasyonu Hükümeti’ne atfedilebilecek eylemlerden veya siyasi önlemlerden sorumlu” olduğu belirtiliyor.

Baud’un, tüm ifadelerini Rus kaynaklarıyla değil, yalnızca Batı ve Ukrayna kaynaklarından edindiğine dikkat çekmesi dikkate alınmıyor.

Özetle AB, Doğru ve Baud’a yönelik yaptırımlarla, farklı görüşlerin yayımlanmasının cezalandırılacağını açıkça ortaya koyuyor.

Bu uygulama, Federal Almanya Hükümeti tarafından da destekleniyor.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Baud aleyhine yaptırımların uygulanacağını duyurarak, bunun “bundan sonra da devam edeceğini” ve “bu alanda olan herkesin kendisine de olabileceğini kabul etmesi gerektiğini” söyledi.

Bu nedenle, Rusya veya Filistin yanlısı olarak yorumlanabilecek görüşlerin kamuoyunda savunulması, ekonomik dışlanmaya kadar varan yaptırımlarla tehdit altındadır.

EMPERYALİST SALDIRIYA KARŞI ÇIKAN HERKESE YAPTIRIM AB, bireylere yönelik yaptırımları 2000'lerden beri yaygınlaştırıyor; özellikle 2014 yılında Ukrayna çatışması ve 2022 yılında Ukrayna Savaşı'nın başlamasıyla daha da yoğunlaştı.

Bu önlemler, rakip devletlerin temsilcilerine, gerçek veya sözde destekçilerine karşı da uygulanıyor.

Bu kişiler AB'ye giriş yapamaz; orada varlıkları varsa dondurulur.

Ayrıca AB'den onlara herhangi bir malvarlığı aktarılmasına izin verilmez.

Onların AB'deki kişiler, şirketler ve kuruluşlarla iş yapmalarını yasaklar.

Yaptırım uygulanan kişiler arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko gibi isimler de bulunmaktaydı.

Önlemlerden ayrıca işadamları, üst düzey askerler, sözde gölge filo tankerlerine hizmet veren kişiler de etkileniyor.

AB'nin çevrimiçi olarak erişilebilen “Yaptırım Takipçisi” verilerine göre, Ocak 2026'ya kadar 4 bin 270 kişiye yaptırım uygulandı.

Bunların büyük çoğunluğu AB dışında yaşıyor ve bir AB üyesi ülkenin vatandaşı değil.

FİLİSTİN’LE DAYANIŞMA EYLEMLERİNE BASKILAR Basına da çokça yansıdığı gibi Almanya başta AB ülkelerinde Filistin’le dayanışma eylemlerine baskı ve şiddet uyguluyor.

Avrupa İnsan Hakları Komiserliğinin uyarılarının bir etkisi olmuyor.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, Almanya'da Filistin yanlısı göstericilere yönelik polis şiddetini eleştirdi.

O'Flaherty, Almanya Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt'e hitaben yazdığı mektupta toplanma ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini vurguladı.

O'Flaherty mektubunda, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına karşı düzenlenen protestolarda eylemcilerin Arapça slogan atmalarının ve kültürel semboller taşımasının yasaklanmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi.

O'Flaherty mektubunda, “Alman makamlarınca, İsrail'e yönelik her türlü eleştirinin otomatik olarak antisemitik (Yahudi düşmanlığı) olarak yorumlandığına dair endişe verici raporlar bulunmaktadır.” dedi.

UYGULAMALAR HUKUKA DEĞİL YÜRÜTME ORGANI KARARINA BAĞLI Ayrıca, yaptırımlar hukukun üstünlüğüne dayanan bir yol izlenmeden, yalnızca yürütme organı tarafından uygulanıyor.

Bu durum, fiilen kuvvetler ayrılığının ortadan kalkmasına neden oluyor.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, isteyenin uygulamaya karşı ‘Avrupa Adalet Divanı'na başvurulabileceğini’ belirtiyor.

Ancak bir avukat tutamaz veya onu ödemek için gelir elde edemezseniz, bu mümkün değil!

Bu nedenle yürütme organı, yaptırım uygulama konusundaki yeni seçeneği sayesinde, fiilen tüm muhalefeti ortadan kaldıracak sınırsız yetkilere sahip olmakta ve bu yetkiler, mutlak monarşilerin yetkilerini anımsatmaktadır.

SİSTEM DIŞI FİKİR SAHİPLERİNİN HESAPLARI KAPATILIYOR AB yaptırımlarına, Trump Yönetimi’nin önlemlerine dayandığı iddia edilen ve muhalif örgütleri etkisiz hale getirmeyi amaçlayan misillemeler de ekleniyor.

Bu süreçte banka hesapları kapatılıyor.

Örneğin, 2015 yılında İngiliz Co-operative Bank, Küba Dayanışma Hesabı (Cuba Solidarity Campaign UK)’nı kapattı.

Banka başkanının sonradan itiraf ettiği üzere, bunun nedeni ABD’nin Küba’ya uyguladığı yaptırımlar oldu; bu yaptırımlar Washington tarafından başka ülkelerde de uygulanıyordu.

Co-operative Bank, eğer Cuba Solidarity Campaign’in hesabını açık tutarsa ABD’nin yıkıcı cezai tedbirleriyle karşılaşmaktan korkuyordu.

Aynı durum şimdi Almanya’da yaşanıyor.

Örneğin, sosyal-ekolojik kabul edilen GLS Bank, geçen yıl Alman Komünist Partisi’nin (DKP) hesabını, Küba için düzenlediği bir bağış kampanyası nedeniyle kapattı.

HUKUK DIŞI UYGULAMALARA TRUMP’IN ELİ DE KARIŞIYOR Kısa bir süre sonra başka banka hesapları da kapatıldı.

GLS Bank ve Volksbank Göttingen, mahkemede solcu aktivistleri destekleyen Rote Hilfe'nin hesaplarını kapattı.

GLS Bank ayrıca sol eğilimli mahkumlara destek olan Anarchist Black Cross'un hesabını da kapattı.

Buna gerekçe olarak, Trump Yönetimi’nin 13 Kasım'da Alman “Antifa Ost”u yabancı terör örgütü olarak ilan etmesi gösteriliyor.

O tarihten itibaren ABD vatandaşlarının onlarla hiçbir ticari ilişki kurmalarına izin verilmiyor.

Bankalar, ABD doları ile işlem yapmak zorunda olduklarından, müşterilerinin “Antifa Ost”u desteklemesi durumunda yeni yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceklerini görüyorlar.

Almanya Federal Hükümeti, elbette AB yasalarına dayanarak hesap kapatabilir.

Bunu Avusturya Hükümeti 2007 yılında BAWAG'a karşı yapmıştı.

O dönemde BAWAG yaklaşık 100 Kübalının hesaplarını kapatmıştı.

Ancak Berlin'in bu konuda hiçbir ilgisi yok.

Ekonomik ve toplumsal çöküşle birlikte geçmişte Batı ile özdeşleştirilen demokrasi, özgürlük, insan hakları kavramları da çökmektedir.

Avrupa’yı artık halkçı, Avrasyacı devrimler kurtarır.

İlgili Sitenin Haberleri