Haber Detayı

Eskinazi: Yapısal dönüşümün acilen başlaması gereken yıldayız
İş dünyası dunya.com
22/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Eskinazi: Yapısal dönüşümün acilen başlaması gereken yıldayız

Türk ihracatçısının uzun süredir ertelediği, görmez­den geldiği ya da geçici ola­rak değerlendirdiği yapısal sorun­larla doğrudan yüzleşmek zorun­da kaldığı bir kırılma yılıdır 2025. Kurun baskılandığı, üretim mali­yetlerinin hızla yükseldiği, finans­mana erişimin hem zorlaştığı hem de pahalılaştığı, buna karşılık ön­görülebilirliğin neredeyse tama­men ortadan kalktığı bir ekono­mik iklimde faaliyet göstermeye çalıştık. Bu süreçte ihracatçı için mesele büyüme değil, sistemin içinde kalabilmek hâline geldi.

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak ESKİNAZİEge İhracatçı Birlikleri, tüm bu zorlu koşullara rağmen Kasım ayında 1 milyar 533 milyon dolar­lık ihracat gerçekleştirdi. 2025 yı­lının Ocak-Kasım döneminde ih­racat 16 milyar 859 milyon dolara, son 12 aylık ihracat ise 18 milyar 401 milyon dolara ulaştı.

Bu ra­kamlar, Ege ihracatçısının üre­timden vazgeçmediğini ve küresel pazarlardaki varlığını korumaya çalıştığını gösteriyor.Fakat bu tablo, sağlıklı bir bü­yümeyi değil; yüksek maliyetlere rağmen sürdürülen bir direnç hâ­lini yansıtıyor.

Kasım ayında sa­nayi ihracatı 751 milyon dolar, ta­rım ihracatı ise 667 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Sanayi ve tarım sektörleri üretimini sürdürdü; an­cak bu üretim, yatırım ve büyüme motivasyonuyla değil, mevcut ka­pasitenin kaybedilmemesi adı­na gerçekleştirildi. 2025 boyun­ca ihracatçılar üretimi büyütmek için değil; kapanmamak için sür­dürdü. 2025 yılında ihracatçının temel hedefi kârlılık olmadı.

Ön­celik, nakit akışını korumak ve fi­nansal dengelerin tamamen bozul­masını engellemek oldu.Bu durum özellikle KOBİ ölçekli ihracatçı­lar açısından ciddi bir kırılganlık yarattı.

Ege ihracatçısı 2025’i ta­mamlamayı başardı; ancak bu tab­lo bir başarı hikâyesi değil, yüksek direnç gerektiren bir hayatta kal­ma mücadelesi olarak değerlendi­rilmeli.

Açıkça ifade etmek gere­kir ki mevcut üretim yapısı, ithalat bağımlılığı ve yüksek enerji fatura­sı dikkate alındığında, Türkiye’nin dış ticaret açığını kısa vadede ka­patması mümkün değil.

Bugün kar­şı karşıya olduğumuz tablo, geçici dalgalanmalardan ziyade yapısal bir soruna işaret ediyor.

Ancak bu durum, dış ticaret açığının yöneti­lemez olduğu anlamına gelmiyor.Öngörülebilir olmak kritik eşikte duruyorKur-faiz ve enflasyon dengesi­nin öngörülebilir hâle getirilmesi, ihracatçıya uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman sağlanması ve sanayide enerji verimliliğini ar­tıran yatırımların güçlü biçimde desteklenmesi.

Bu adımlar, hem maliyet baskısını azaltacak hem de üretim kararlarının daha sağ­lıklı alınmasını mümkün kılacak.Orta vadede dış ticaret açığı üze­rinde kalıcı etki yaratabilecek ya­pısal hamleler kaçınılmaz.

Petro­kimya, elektronik, makine, batarya teknolojileri ve ara malı üretimi gi­bi stratejik alanlarda büyük ölçek­li yatırımların hayata geçirilmesi, ithalat bağımlılığını azaltmanın en etkili yolu.

Bu yatırımlar aynı za­manda sanayinin teknolojik dönü­şümünü hızlandırarak, ihracatın katma değerini yükseltecek.Uzun vadede ise Türkiye’nin dış ticaret dengesini kalıcı biçim­de iyileştirebilmesi için küresel ti­caret mimarisindeki konumunu yeniden tanımlaması gerekiyor.

Gümrük Birliği’nin güncellenme­si, serbest ticaret anlaşmaları ağı­nın genişletilmesi ve yüksek tek­nolojiye dayalı üretimin sistema­tik biçimde güçlendirilmesi bu sürecin temel yapı taşlarını mey­dana getiriyor.Bu dönüşüm kararlılıkla uygu­lanırsa, dış ticaret açığı 5-7 yıllık bir süreçte yönetilebilir seviyele­re gerileyebilir.

Aksi hâlde mevcut göstergeler, yüksek dış ticaret açı­ğının Türkiye ekonomisi için yeni norm hâline gelme riskini açık bi­çimde ortaya koyuyor.2026 yılı, Türkiye için yalnızca toparlanma değil; yapısal dönüşü­mün başlatılması gereken bir yıl olmak zorunda.

İhracatın yeniden büyümenin lokomotifi hâline ge­lebilmesi için tekil adımlar değil, eş zamanlı ve bütüncül bir poli­tika seti gerekiyor.

Bu çerçevede; düşük ve öngörülebilir enflasyon ortamının sağlanması, reel sektör için uzun vadeli, düşük maliyetli yatırım ve dönüşüm kredilerinin devreye alınması, enerji maliyet­lerinde Avrupa ile rekabeti müm­kün kılacak dengeleme mekaniz­malarının oluşturulması, AB Yeşil Mutabakatı, CBAM ve EUDR gi­bi düzenlemelere uyum sürecinde ihracatçıyı destekleyecek fonların artırılması en stratejik başlıklar olarak öne çıkıyor.

İlgili Sitenin Haberleri