Haber Detayı

TİM Başkanı Mustafa Gültepe: Pahalı üretim duvarı’ KOBİ’leri ihracattan koparıyor
İş dünyası dunya.com
23/01/2026 00:00 (2 saat önce)

TİM Başkanı Mustafa Gültepe: Pahalı üretim duvarı’ KOBİ’leri ihracattan koparıyor

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatta tabana yayılmayan büyüme tehlikesine işaret ederek, “11,6 milyar dolarlık artışın yüzde 75’ini sadece 3 sektördeki 5 firma aldı. Kalanlar mevcudu korumaya çalışıyor. Daha da kötüsü, yeni oyuncu girişi durdu, ilk kez ihracat yapanların sayısı yüzde 15 azaldı” dedi.

Nurdoğan A.

ERGÜNÜretim ve ihracatın ye­niden ekonomik büyü­menin lokomotifi ol­ması gerektiğini vurgulayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gül­tepe, yüzde 4,5’lik büyümeye rağmen 2025’te ihracatın GS­MH’ya katkısının negatif ol­duğunu söyledi.“Eğer şartlar iyileşmezse 2026’da mevcu­du korumak büyük başarı” di­yen Gültepe, ihracattaki en bü­yük tehlikelerden birini “taba­na yayılmayan büyüme” olarak gösterdi.

Gültepe, “2025’te top­lam 11.6 milyar dolarlık ihra­cat fazlası yazdık.

Ama bunun 5.4 milyar doları paritede kay­naklı. 7.7 milyar dolarlık kısım otomotiv, savunma sanayi ve mücevher sektörlerindeki sa­dece beş firmanın ihracatın­dan geldi.

Geri kalanlar ya mev­cudu korudu ya da eksi yazdı.

Bu durum büyümenin homo­jen olmadığını gösteriyor.Da­ha da kötüsü ilk kez ihracat ya­panların sayısı yüzde 15 düştü.

Üretimde paha­lı kaldığımız için KOBİ’ler oyuna giremiyor” ifa­delerini kullan­dı. “Yüksek faiz, düşük kur” poli­tikası nedeniyle özellikle emek yoğun sektörle­rin son 2,5 yılda rekabetçilikle­rinin zayıfladığını dile getiren Gültepe, talep ve beklentileri­nin karşılanması durumunda Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için öngörülen 282 milyar dolarlık hedefin rahat­lıkla üzerine çıkabileceklerini belirtti.“Kur ve enflasyon makası üreticiyi ezdi”Son 4 yılda üretim maliyetle­ri ile kur arasındaki dengesizli­ğe işaret eden Gültepe, sanayi­cinin neden fiyat tutturamadı­ğını rakamlarla ortaya koydu.

Gültepe, tabloyu şöyle çizdi: “Son 4 yıla baktığımızda asga­ri ücret artışı yüzde 560, enf­lasyon artışı yüzde 367 iken, dolar kurundaki artış yüzde 210’da kalmış.

Yani enflasyon 1,5 kat artarken, ücret skalası 2,5 kat artmış.Ancak kur tüm bunların çok gerisinde seyredi­yor. 2025’i yüzde 31 enflasyon ve yüzde 20 kur artışı ile kapat­tık.” Sanayideki üretim mo­tivasyonunun yüksek faiz ve düşük kur politikasıyla kı­rıldığını belirten Gültepe, istihdam ve finansal bozul­maya dair “Son 3 yılda sa­nayideki istihdam 560 bin kişi azaldı.

İnsanlar üretimden çı­kıp hizmet sektörüne kayıyor.

Sanayici şu an parası varsa bile yatırıma değil, faize yöneliyor.Çünkü üretimde para kazan­mak bir yana, çoğu sektör zarar yazıyor.

Bu program 3 yıldır sü­rüyor ve üretim tarafında artık ciddi bir yorgunluk var” cüm­leleriyle yorumladı. 2026’da da kurun enflasyonun altında kal­maya devam edeceğini öngören Gültepe, “Yüzde 20’nin altın­da faiz ve yüzde 20’nin altında enflasyon görmediğimiz sü­rece ekonomi istikrara kavuş­maz.

Bizim için gerçek ferah­lama ancak 2027 ve sonrasında mümkün olabilir” dedi.“İhracatçı yükü tek başına taşıyamaz”“Jeopolitik risklere, emek yoğun sektörlerde yaşanan re­kabetçilik kaybına ve küresel pazarlarda artan korumacılık önlemlerine rağmen ihracatı­mızı 2025’te yüzde 4,5 artışla 273,4 milyar dolara çıkardık” diyen Gültepe, şöyle devam et­ti: “İhracatta iddialı hedefleri­miz var.Biz Türkiye’yi uzun va­dede en çok ih­racat yapan ilk 10 ülke arası­na, yani ihraca­tın şampiyon­lar ligine çıkar­mak istiyoruz.

Şampiyonlar li­gine çıkabilme­miz için ihra­catımızı taba­na yaymamız, tüm sektörler­den katkı alma­mız, sürdürüle­bilir büyüme ile her yıl çift haneli artışları ya­kalamamız gerekiyor.

Bunun da yolu üretim ve ihracatı ye­niden ekonomik büyümenin lokomotifi yapmaktan geçiyor.

Enflasyonla kur arasında dört yılda 150 puanlık fark var.Ve­rileri formüle yerleştirip işle­mi yaptığımızda ihracata eksi yazıyor.

Peki farkı ihracatçı tek başına taşıyabilir mi, bu yükü ihracatçı tek başına üstlenebi­lir mi?

Üstlenemez.

Bulundu­ğumuz coğrafyanın en önemli üretim üssü olmamıza, üretim­de marka ülke ve bazı sektör­lerde küresel oyuncu kimliği­mize rağmen ortaya çıkan bu sonucu doğru okumak kısa, or­ta ve uzun vadeli oyun planları­mızı, taktik ve stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz.” “Anti-dampinglerde denge iyi kurulmalı” Son dönemlerdeki ithalat artışı ve Ticaret Bakanlığı’nın anti-damping uygulamalarıyla ilgili de “Asıl soru neden Türkiye üretmiyor, ithal ediyor?” yorumunu yapan Mustafa Gültepe, şöyle devam etti: “Ben pahalı ürettiğim için alan da pahalı alıyor.

İthalatçının sattığı fiyatla burada üretme şansım yok.

Kilit nokta yerliliği artırmamız lazım, bunu yaparken de dünya ile rekabet edebilmemiz lazım.

Anti-dampingler konusunda bakanlığın yaklaşımı sektörleri korumak.

Evet sektörleri korumamız lazım ama iyi bir strateji yapılmalı.

Önemli olan o sektörün dünya pazarındaki rekabet gücünü korumak.

Hammaddeyi Türkiye’den çok pahalı alırsak o zaman rekabetçilik problem.”“Emek yoğun sektörlere Anadolu’nun ihtiyacı var”Zaman zaman dile getirilen “Türkiye tekstil ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlerden çıkmalı” fikrine karşı olduğunu söyleyen Mustafa Gültepe, “Hiçbir sektörden vazgeçme lüksümüz yok.

Hazır giyim ve konfeksiyonu gözden çıkarabilir miyiz?Ülkemizde birçok ilklere imza atan, üç yıldır daraldığı halde 12 milyar doların üzerinde cari fazla veren, tekstille birlikte 860 bini aşkın istihdamı olan bir sektörü nasıl gözden çıkarırız?

Gözden çıkarsak boşluğu neyle doldurabiliriz?

Anadolu’nun bu sektörlere ihtiyacı var.

Hazır giyim ve tekstili feda etmek fazladan en az 20 milyar dolarlık ithalat anlamına gelir.

Deri, ayakkabı ve diğer sektörlerimize de aynı anlayışla bakıyoruz.

Dolayısıyla sektörleri feda etmektense tek tek ele alıp nasıl rekabetçi konuma getireceğimize bakmalıyız” diye konuştu.“Satıcı değil çözüm ortağı olacağız”Yeni pazarlar bulmak ve ihracatçıları yeni müşterilerle buluşturmak için yoğun bir heyet programı yürüttüklerini söyleyen Mustafa Gültepe, “Bu yıl TİM olarak 38 adet heyet programı düzenleyeceğiz.

Birliklerimizin düzenleyecekleri heyetlerle sayı 200’ü geçecek.

Gelişmiş pazarlarda, yeni nesil ‘TİM Vizyon Heyetleri’ dönemini başlatacağız.Artık programlarımızı sadece B2B görüşmelerle sınırlı tutmayacağız.

Sektörel panellerde pazarın en önemli oyuncularını ve kanaat önderlerini bir araya getireceğiz.

Heyet düzenlediğimiz ülkeye ‘satıcı’ olmaktan öteye sektörün geleceğini tartışan, vizyon belirleyen ve yön veren bir ‘çözüm ortağı’ olarak gideceğiz” dedi.

Alım heyetlerini ağırlamaya da devam edeceklerini belirten Gültepe, bu yıl biri Arap ülkelerini, diğeri Amerika Kıtası’nı kapsayacak şekilde ve her biri en az 500 kişilik iki büyük alım heyeti programladıklarını aktardı.‘Stratejik’ destek talepleri-Döviz dönüşüm desteği: Yüzde 3 olan destek, bozdurma limitine göre yüzde 7-8’lere çıkarılsın-Asgari ücret desteği: Halen bin 270 TL olan destek, 2 bin 500 TL olsun-Sektörel can suyu desteği: Emek yoğun sektörlere verilen 3 bin 500 TL’lik destek 6 bin TL’ye çıkarılsın-Kademeli kur desteği: Hammadde yoğunluğuna veya sektörün dış ticaret fazlası verme kapasitesine göre ‘özel kur’ veya kademeli döviz dönüşüm oranları uygulansın.-Finansman desteği: İhracatçıyı uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikalar devreye alınsın“3 yıl öncesine geri dönmeliyiz"İhracat artsa da emek yoğun sektörlerin ihracatında üç yıldır devam eden daralmanın üretime ve imalat sanayi istihdamına olumsuz yansıdığını vurgulayan Mustafa Gültepe, “Hazır giyim, tekstil, ayakkabı gibi sektörlerde binlerce firma kapandı.

Birçok firma ayakta kalabilmek için üretimini yurt dışına taşıdı.Ekim 2022’de yaklaşık 4 milyon 425 bin olan imalat sanayindeki istihdam, yüzed 14 düşüşle Ekim 2025’te 3 milyon 824 bine geriledi.

Artan maliyetleri dengeleyebilmemiz için ürün fiyatlarımızda döviz bazında yüzde 15-20 artış yapmamız gerekiyor.

Ancak yüzde 2-3 artış yapabiliyoruz.

Dolayısıyla üç yıl önceki rekabetçiliğimiz kazanabilmemiz için farklı destek mekanizmalarını devreye alınmalı" dedi.“Sahadaki realite OVP hedefleriyle uyuşmuyor”OVP’nin beklenen sonucu vermediğini ve sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini söyleyen Mustafa Gültepe’nin analizinden şu sonuçlar çıktı:Enflasyon OVP hedefi: 2026’da yüzde 20’nin altıSahadaki realite: Yüzde 22 25 bandında kalır, bir ‘ayar’ gerekebilirDöviz kuru OVP hedefi: Enflasyonun altında kontrollü artışSahadaki realite: Kur yüzde 20 artarken, asgari ücret yüzde 560 arttı, rekabetçilik bitti.İhracat OVP hedefi: Yıllık yüzde 4-5 istikrarlı büyümeSahadaki realite: Artış homojen değil, sadece 3 sektör ve 5 firma sırtlıyor.İstihdam OVP hedefi: Sanayide yapısal dönüşüm ve teknoloji iş gücüSahadaki realite: Son 3 yılda sanayiden 560 bin kişi çıktıFinansman OVP hedefi: Enflasyonla mücadele için sıkı para politikasıSahadaki yansıması: Yüksek faiz nedeniyle sanayici yatırım yapmıyor, para faize gidiyor.

İlgili Sitenin Haberleri