Haber Detayı

Aile hekimleri Kadıköy’den seslendi: Sağlıkta ticaret anlayışı sistemi çökertiyor
Emek aydinlik.com.tr
16/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Aile hekimleri Kadıköy’den seslendi: Sağlıkta ticaret anlayışı sistemi çökertiyor

Kadıköy’de toplanan aile hekimleri ve sağlık örgütleri, yeni yönetmeliğin birinci basamak sağlık hizmetlerini zayıflattığını söyledi. Randevu krizinin derinleştiğini belirten hekimler sağlıkta ticarileşmenin arttığını, kamu sistemi gerilerken özel sektörün güçlendiğini vurguladı.

Aile Sağlığı Merkezi çalışanları, 1 Kasım 2024’te yürürlüğe giren Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ne tepkilerini göstermek için dün Kadıköy’de toplandı.

Sendika yetkilileri, yönetmeliğin sağlık hizmetini bir ‘üretim bandına’ çevirdiğini söyledi.

Sistemin iflas ettiği ve özel hastanelere pazar oluşturulduğu belirtildi.

Birlik ve Dayanışma Sendikası (BDS) tarafından düzenlenen eylemde konuşan Genel Başkan Dr.

Ahmet Mehlepçi, sağlık sistemindeki yapısal sorunların derinleştiğini belirterek mevcut politikaların randevu krizini çözmek yerine büyüttüğünü söyledi.

Ortak açıklamaya Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Hürriyet Sağlık-Sen, İstanbul Tabip Odası ve diğer sağlık örgütleri katıldı. ‘SAĞLIK OCAĞI DÖNEMİNİN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜK’ Ortak açıklamada Dr.

Ahmet Mehlepçi şu ifadeleri kullandı: “Mevcut politikalar randevu krizini çözmek yerine derinleştiriyor.

Kamuoyunda ‘Eziyet Yönetmeliği’ olarak adlandırılan uygulama sağlık hizmetini içinden çıkılmaz hale getirdi.

Bizim temel talebimiz yalnızca mesleğimizi insani koşullarda yapabilmek.

Çözmekte zorlandığınız randevu krizini, sağlıkta dönüşüm dediğiniz ama bizim sağlıkta ölüşüm olarak tanımladığımız bu sistemin işleyiş sorunlarını, ucuz iş gücü olarak görülen birinci basamak sağlık çalışanlarının sırtına yıktınız.

Aile hekimliği sistemini kurarken büyük emek verdik ancak bugün koruyucu sağlık hizmetleri neredeyse ortadan kaldırıldı.

Tüm bilimsel ve teknolojik gelişmelere rağmen aile hekimliğini geliştirmek bir yana sağlık ocağı döneminin bile gerisine düşmüş durumdayız. ‘SAĞLIK 5 DAKİKAYA SIĞMAZ’ “Sağlık sistemi adeta bir üretim bandına dönüştürüldü; üretim bandını hızlandırırsanız hata artar, kalite düşer, iş kazaları çoğalır, sağlıkta da aynı durum yaşanıyor.

Avrupa’da hekimin hastaya ayırdığı süre 11–20 dakika arasında, tıp eğitiminde en az 20 dakika ayrılması gerektiği öğretilir.

Bir muayenenin aşamalarını anlatmak bile bugün verilen sürelerden uzun sürüyor.

Sağlık hizmetinin kısa süreli muayenelere indirgenmesini kabul etmiyoruz.

Sağlık beş dakikaya sığmaz. 85 milyonluk ülkede bir yılda 1 milyar 200 milyon muayene yapılması sistemin iflasının göstergesidir.

Mevcut politikalar sağlık çalışanlarını değersizleştirdi; hekim göçü ve sağlıkta şiddet arttı.

İş güvenliğimiz yok.

Binalarımız depreme dayanıklı değil.” ‘ÖZEL HASTANELER ÇOĞALDIHALK SAĞLIĞI ARKA PLANA İTİLDİ’ “Randevu krizini hız artırarak çözmeye çalışmak özel hastaneler için pazar yaratıyor; kamu hastanelerinde kalite düşerken özel hastaneler mantar gibi çoğaldı.” diyen Mehlepçi şöyle devam etti: “Tecrübeli sağlık çalışanları kamudan koparıldı.

Sağlık sistemi fabrika gibi yönetilemez, hız odaklı anlayış ağır bedeller doğurur.

Şehir hastaneleri ve özel hastaneler üzerinden halk sağlığı tehlikeye atılıyor; 2026–2028 arasında şehir hastaneleri için ayrılan yüz milyarlarca liralık kaynak koruyucu ve tedavi edici hizmetleri zayıflatıyor.

Birinci basamak sağlık hizmeti veri girişine indirgenmiş durumda. “Yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca yurttaşa hizmet veren aile sağlığı merkezleri yok edilmek isteniyor.

Tüm hekimler haykırıyor: Hastama bakmak istiyorum, ekrana değil.

Haksız ve hukuksuz Eziyet Yönetmeliği’ni geri çekin.

Hastalarımızla aramıza girmeyin.

Bizi cüzdanımızla vicdanımız arasında bırakmayın.

Kaybolacak olan halkın sağlığıdır ve biz bunu uyarmak zorundayız.” ‘Sağlıkta özelleştirmelere karşıyız’ Alanda konuşan bir hekim sağlığın ticaretleşmesine tepki göstererek şunları söyledi: “Gösteriler yapılıyor, grevler yapılıyor ama duyan yok; duysa da duyduklarını dikkate alacak bir irade kalmamış.

Türkiye’yi bir şirket gibi yöneteceğim diyen anlayışa karşı meydanlardayız.

Ülkenin tüccar siyasetiyle ve şirket mantığıyla yönetilmesine, sağlık alanındaki özelleştirme politikalarına karşı ses çıkarıyoruz. “Çünkü bir ülkede sağlık hizmeti alınıp satılan bir meta haline getirilirse bunun sonu yoktur.

Sağlığın piyasaya açılması ve özelleştirmeler hem halkın sağlık hakkını zedeler, hem toplum sağlığını bozar hem de bu alanda emek veren sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştirir.

Şimdi yeni bir hazırlık yapıyorlar.

Çok tehlikeli işkolu olmaktan sağlık alanını çıkarıp tehlikeli işkoluna geçirmek istiyorlar.

Yani alın teri daha da ucuzlatılacak.

Özel hastanelerin sayısı, kamu hastanelerini aşmış durumda.

Bugün sağlıkta emeğin ve alın terinin karşılığı giderek daha fazla aşındırılıyor.

Ülkede yalnızca bir avuç, en zengin kesim ve onlara hizmet eden seçkinler kazanırken halk kaybediyor.

Hepimiz yoksullaşıyoruz.

Sağlıkta bu ülkenin çocuklarının, gençlerinin geleceğine sahip çıkmalıyız.

Sağlıkta kamulaştırma, halkçı politikalar istiyoruz.

Biz kazanacağız.”

İlgili Sitenin Haberleri