Haber Detayı
DOĞU TABLETLERİ 93. Tablet, Firdevsi
DOĞU TABLETLERİ 93. Tablet, Firdevsi
Gel ey şairler şahı, bak hele şu memleketlerin haline, Şu zulüm padişahlarının Küresel Kerbelâ’sına bir bak.
Biliriz, Rabbin özünde gizemli görünme eğilimi vardır ki, Gel hele, şu yerlerine, göklerine elden çıkışına bak da, Varlıkların canı nasıl bir cefa altındadır, gör de bize söyle. “Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim…” sevgiyle, O hazinenin yağmalanışını karşı Tahran’da görünmüşsün.
Bilmek ve bilinmeyeni bilebilmek ortaya koyar hası: Gel ey Firdevsi, aklı milyonlarca yaratılmışa kalkan eyle.
Duyduk, gördük, söz ettik: Kara toprağın güneşle karılışını, Suyla ateşin, havayla toprağın el birliği nasıl yürütür aklı, İyilik ve kötülük boğuşurken sen insanı dünyaya hak kıldın.
Maddeyi çözmek, güneş burçlarına düğümledi seni, Hilalin mesajları, bir çeşmeden aktı, yüzümüzü yıkadık, Senin övgün bizi yüreklendirdi ve düşmana korku saldı.
Şairler seni ilahi öncü bildi, öyle çözüldü kutsal söz yumağı.
Yapmanın anlamı yaptıranı bilmektir, dersek, göle bak.
Havalanır avuçlarından kırk turna, insanı yüceltir ulus adağı, Ey Turan ile İran’ın göbek bağını bir bağlayan ilahi ulak, Bulur çıkartır soyların altın hazinelerini, sözünü taşa geçirir.
Bin sultan şerbetini bir şaha içirir, Mahmut’a hüner bağışlar, Gelir oradan kırk güneşin güheri, adalet kılıcı parlar.
Duramaz önünde ejderhalar, zorba yasalar, şair hakkı över.
Yere çal alışkanlıklarını sen de, evrenin sırrına yüzünü göster.
Bilir mi Şahlarınız derin yara düşmüş ceylanın hicranını Sen bilir misin kendi kanıyla yıkanan canın darını didarını?
Bilge sesin geliyor durmadan akan bir Cennet ırmağı: Seninle sohbet edince ey şairler şahı, söz ilahı Firdevsi, Kırk çiçekten geliyor kötülükleri ezen Şahname’nin nefesi.