Haber Detayı

Amerika’nın ‘kara gücü’ İran için birleşti
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
28/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Amerika’nın ‘kara gücü’ İran için birleşti

İran’da ayrılıkçılar dün nasıl yenildilerse bugün de onları yenilgi bekliyor. İran halkı bir bütündür ve ayrılıkçılığa asla yüz vermez. Ayrıca bölücülük sadece İran’ın değil bölge ülkelerinin de düşmanıdır. Bununla ortak mücadele edilirse başarı elde edilir.

Ayrılıkçı terör örgütleri, ABD’nin Afganistan ve Irak’a saldırısı ve işgalini örnek göstererek şimdi de İran’a saldırı ihtimaline dikkat çekiyor ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının devrilmesi konusunda ABD yardımlarına göz dikmiş bulunuyorlar.

Irak Kürdistanı merkezli İranlı ayrılıkçı Kürt terör örgütleri, 23 Şubat’ta İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmeyi ve nihayetinde Kürt özerkliğini sağlamayı amaçlayan bir siyasi ittifak kurduklarını açıkladılar.

AFP’ye göre, sürgündeki beş Kürt grubunun liderleri, “İran’daki mevcut siyasi durumda kendi varlıklarını pekiştirmek” için bir koalisyon kurduklarını duyurdu.

Bu ayrılıkçı terör örgütleri, “İslâm Cumhuriyeti rejimi siyasi meşruiyetini tamamen kaybetmiş ancak hâlâ iktidarda.” Açıklaması yaptı.

Siyasi grupların ortak açıklamasında, İran’daki hükümet karşıtı protestoların desteklendiği ve İran genelindeki Kürt partileri, sivil toplum ve muhalif gruplar arasında “koordineli ve ortak siyasi ve saha çalışmalarına” ihtiyaç duyulduğunun altı çizildi.

Ayrılıkçı Kürt terör örgütlerinin oluşturduğu “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri İttifakı”na katılan gruplar şunlar: İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ), Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Emekçiler Topluluğu (Komele) ve İran Kürdistanı Mücadele Örgütü (Sazman-ı Xebat).

Komele ise bu koalisyon planının “çok genel ve yoruma açık olduğunu, içeriğinin ve siyasi yönelimlerinin net olmadığını” belirterek koalisyona katılmayacağını duyurdu.

Komele Partisi Genel Sekreteri Abdullah Mohtedi, Kürt partilerinin koalisyon kurma çabalarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, pazar günü X’te yaptığı açıklamada partisinin bu ittifaka katılmama nedenlerini açıkladı ve koalisyonun “verimliliği ve kalıcılığı” konusunda şüphelerini dile getirdi.

Açıklamasının sonunda, partisinin koalisyona katılmamasına rağmen şöyle dedi: “Bu ittifaka karşı çıkmayacağımız gibi, her türlü koordinasyon ve işbirliğine de hazırız.” Komele, Kürt örgütlerini birleştirmek ve onları teyakkuz durumuna geçirmek için İran’da “Kürt Birleşik Cephesi”nin kurulmasını onayladı.

Amerikan askerlerini takip ederek Marivan ve Sanandaj’ı ele geçirmeleri ve ardından tüm İran’ı kontrolleri altına almaları gerekiyordu ancak Kürdistan’da neler olup bittiğinden habersizdiler.

ABD’NİN BÖLGE PLANLARINDA ROL 11 Eylül 2001’de iki uçak, New York’taki İkiz Kulelere çarparak onları yerle bir etti.

Bu saldırı birkaç ay sonra ABD’nin “terörizmle mücadele” ve Taliban Hükümeti’ni devirme bahanesiyle Afganistan’ı işgal etmesi için bir gerekçe haline geldi.

ABD, 19 Mart 2002’de Irak’a saldırdı ve iki haftadan kısa bir süre içinde Saddam Hüseyin rejimi devrildi.

ABD açısından artık “şer ekseni”ndeki iki ülkenin rejimleri yıkılmış oldu.

Saddam Hüseyin rejiminin düşmesiyle birlikte, özellikle Kürdistan’daki muhalif gruplara göre, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı için geri sayım başlamıştı.

İran Kürdistan Demokrat Partisi Merkez Komitesi Üyesi Hasan Rastegar, o dönemde şunları söyledi: “11 Eylül 2001 Amerika’da yaşandığında, Ortadoğu ve İran’daki durumun ve koşulların sorunlu hale geleceğini, dünyanın bu bölgesinde değişiklikler ve gelişmeler yaşanacağını anladım.

ABD’nin Irak’a saldırısından sonra İran bir sonraki hedef olacaktı ve Amerika’nın bunu başarmak için yardıma ve işbirliğine ihtiyacı olacaktı.

Amerika’ya yardım edebilecek muhalif gruplardan biri de Kürdistan Demokrat Partisi’ydi.” Bu stratejiye dayanarak, Kürdistan Demokrat Partisi’nin ABD’deki temsilcisi Halid Azizi, ABD Dışişleri Bakanlığına, ABD’nin İran’a saldırması durumunda partinin Kürt şehirlerini işgal edebileceğini, bu işgali sırasında ABD ve müttefiklerinden yardım isteyebileceğini ve uçuşa yasak bölge ilan ederek İran Kürtlerinin tıpkı Irak Kürtleri gibi kendi kaderlerini belirleyebileceğini açıkladı.

Muhalefetteki Kürt partileri İran İslâm Cumhuriyeti’ni deviremeyeceklerini bildikleri için, ABD askerlerinin “özgürlük komandoları” olarak İran’a saldırması ve İslam Cumhuriyeti nizamının devrilmesi sürecine etkin şekilde müdahale etmesi gerekiyordu.

Ayrılıkçı Kürt grupları İran’a savaşçı gönderecek cesarete ve yeterli güce sahip olmadıkları için, ABD’nin ilk adımı atması ve İran’a saldırarak “Özgürlük Muhafızları”nın girişinin yolunu açması gerekiyordu.

İRAN-IRAK SAVAŞI SIRASINDA Irak Baas rejimi ordusu, 22 Eylül 1980 günü, İslâm İnkılabı’nı yok etmek ve İran’ın batı bölgeleriyle güney batı bölgelerini işgal etmek amacıyla saldırıya geçti.

İran Kürdistan Demokrat Partisi, Halkın Mücahitleri örgütü, diğer terör örgütleri Saddam rejiminin casusluk ve terör timlerine dönüştüler. 1982 yılının başlarında “Hamza Seyyed el-Şehada” karargâhının kurulmasıyla, tüm Kürt bölgeleri tek bir merkezin komutanlığında askeri ve mülki devlet kurumlarının işleyişi koordine edilerek, üç yıl içinde Kürt bölgelerinin terör örgütlerinden temizlenmesi ve Kürdistan’da göreceli bir güvenliğin sağlanması başarılı oldu.

Irak Baas rejiminin sınır bölgelerini ve özellikle Kürdistan bölgelerini bombalanması ve kimyasal silah kullanması ve Serdeşt gibi şehirlerde binlerce Müslüman Kürt kadın, çocuğu ve halkı kimyasal silahlarla katledip yaralamasında Kürdistan Demokrat Partisi ve diğer ayrılıkçı sözde Kürt terör örgütlerinin de büyük bir payı vardır.

Binlerce İranlı Kürt ve diğer halk kesimleri bu terör örgütlerince katledildi veya yaralandı.

Halbuki İslâm Cumhuriyeti nizamı hiçbir baskı yapmadı ve barışçı halkçı politikaları geliştirdi ve silahlı terör saldırılarının ardından askeri ve güvenlik stratejileri geliştirip uygulamak zorunda kaldı.

Günümüzde Müslüman Kürt halkı bu ayrılıkçı terör örgütlerine itibar etmemektedir.

BÖLÜCÜLÜK TUTMAZ Dün nasıl yenildilerse bugün de onları yenilgi bekliyor.

İran halkı bir bütündür ve ayrılıkçılığa asla yüz vermez. 47 yıllık İran İslâm İnkılabı sırasında da herkesin hakları tanındı ve bir bütün olarak İran’ın kalkınması ve refahı için çalışılıyor.

Bugüne kadarki ayrılıkçı girişimler hep bölge dışı güçlerin desteğiyle hayat bulmaya çalıştı.

Bugün de beş bölücü örgütün birleşmesini bölge dışı güçler sağlıyor.

Yine kullanılacaklar ve başarılı olamayacaklar.

İran halkı vatanseverdir ve İslam İnkılabını da destekliyor.

İnkılap yıl dönümlerindeki gösteriler bunun ispatıdır.

Ayrıca bölücülük sadece İran’ın değil bölge ülkelerinin de düşmanıdır.

Bununla ortak mücadele edilirse başarı elde edilir.

Bu mücadelenin örnekleri de var.

İRAN’DA BÖLÜCÜLÜĞÜN GEÇMİŞİ İran Kürdistan Demokrat Partisi, 24 Şubat 1978’de, Kürdistan’a özerklik ve İran’a demokrasi sloganıyla varlığını yeniden ilan etti ve ardından İran Kürdistanı için özerklik elde etme amacıyla Saqız ve Baneh’te Kürdistan Dayanışma Konseyi kuruldu. 1941’de II.

Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu, İran’ın kuzey bölgesini ve Kürdistan’ı işgal etti.

Bu bölgeleri beş yıl boyunca kendi hegemonyası altında tuttu.

Sovyetlerin amacı kuzey bölgesindeki petrol kaynaklarını ele geçirmekti.

Moskova, Azerbaycan ve Kürdistan’da isyanı kışkırtarak İran Hükümeti’ne baskı uygulayabileceklerini düşünerek olaya katkıda bulundu. 1930’da özerklik kazanma sloganıyla ilk Kürt siyasi örgütü olan Komele Jakaf (Kürt Diriliş Cemiyeti), Mahabad şehrinde gizlice kuruldu.

Sovyetler Birliği ordusunun hakimiyeti altındaki Kürdistan’da, 15 Aralık 1945’te Mahabad’daki Çahar Çerağ Meydanı’nda, Gazi Muhammed, Sovyetlerin maddi ve manevi yardımlarına şükranlarını sunarak, İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin bölgede tek yasal parti olduğunu ve “Komele Jakaf”ı kendilerine kattıklarını belirtip, Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan etti ve törenin ardından kabine üyelerini tanıttı.

Sovyet güçlerinin İran topraklarından çekilmesinin ardından, İran Ordusu 1946 kışında, kendi başına buyruk Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan eden güçlerin herhangi bir çatışma veya direnişiyle karşılaşmadan Mahabad şehrine girdi.

Halk, hükümet güçlerine karşı tepki göstermedi ve üç gün sonra Gazi Muhammed ve Demokrat Parti liderleri tutuklandı.

İran Ordusu’na karşı savaşmaları için bir mesaj gönderildiğinde, Kürt aşiretleri bu talepleri reddetti.

Gazi Muhammed’in idamından ve Kürdistan Demokrat Partisi’nin çöküşünden sonra, 1947’den Kasım 1978’e kadar, İran’ın Kürdistan ilinde büyük bir kriz yaşanmadı.

İslâm İnkılabı süresince İran Azeri, Fars, Kürt, Beluç, Gilek, Mazenderan, Lor, Arap Müslüman Şii ve Sünni halkı birlik içinde Pehlevi dikta rejimini çökerttiler.

Ancak iç ve dış koşullardaki değişikliklerle Amerika ve siyonist İsrail rejimi ve Irak Baas rejimi İran’ın Kürt bölgelerini karıştırmaya başladılar.

Ayrılıkçı Kürt terör örgütleri tekrar canlandırıldı.

İslâm İnkılabı’nın zaferinden 12 gün sonra, 28 Mart 1979’da karşı devrimci gruplar Kürdistan bölgesindeki askeri kışlalara saldırdılar ve Batı Azerbaycan ilindeki Pesveh ile Piranşahr kışlalarını ele geçirdiler.

Neqdeh, Marivan, Sanandaj, Paveh ve Kamyaran’daki çatışmalar krizi daha da körükledi.

Kürdistan’da bulunan siyasi grupların delegasyonunun özerkliği adı verilen ortak bir plan, 29 Aralık 1979’da Kürdistan Özel Heyeti olan “barış ve uzlaşma görüşmelerinde hükümet temsilcileri”ne sunuldu.

Bu planın içeriği, aslında gelecekteki ayrılıkçılığın bir öncüsü olan, Kürdistan’ın dört ili olan Batı Azerbaycan, Kermanşah ili ve İlam’da federal bir hükümetin kurulması talebine dayanıyordu.

Bu aslında Fars Körfezi’nden Akdeniz’e uzanacak “Büyük Kürdistan”ın bir parçasıydı.

Siyasi arenada ilk çekişme 12 Nisan 1979 tarihlerinde monarşiden İslâm Cumhuriyeti’ne geçiş referandumunda ortaya çıktı.

Kürdistan Demokrat Partisi bu referandumu boykot etti.

ABD işbirlikçisi Şah rejiminin kalıntıları, Kürdistan Demokrat Partisi ve diğer silahlı gruplar 2 Mart 1979’da İslâm İnkılabı’nı yenilgiye uğratmak amacıyla Mossad ajanlarının denetiminde ve yönlendirmesiyle Mahabad garnizonunu işgal edip bu askeri kışladaki topçu, tank ve diğer silahları yağmaladılar.

Bu olaydan sonra, bazı şehirlerdeki jandarma karakolları ve polis merkezleri isyancıların eline geçti ve Senendeç şehri 1979 Newroz Bayramı sırasında kanlı çatışmalara sahne oldu.

Şehrin jandarma karakolunu işgal ettikten sonra, isyancılar Sanandaj garnizonunu ele geçirmeyi planladı.

Ancak Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Gereni’nin müdahalesi ve direniş emri verilmesiyle bu saldırlar etkisiz hale getirildi.

İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin Azeri ve Kürt halkının yaşadığı Negede şehrinde düzenlediği askerî geçit töreni, şehirde kanlı çatışmalara sebep oldu. 13 Temmuz 1979’da inkılap düşmanı grupların yüzlerce silahlı üyesi Marivan’a girdi ve operasyonlarından birinde 25 Müslüman Kürt Peşmerge’yi işkenceyle öldürdü.

Bu günlerde Marivan, Baneh, Bukan, Sardaşt ve Saqez şehirleri birbiri ardına silahlı çatışmalara sahne oldu.

Karşı devrimci gruplar birçok Kürt şehrinin kontrolünü ele geçirdi ve Müslüman Kürt halkına da sert baskılar uyguladı.

İmam Humeyni’nin seferberlik ilan etmesinin ardından İran halkı Kürdistan bölgesine akın edip Kürdistan iliyle Batı Azerbaycan ilindeki Kürt ayrılıkçı terör örgütleri ve onlarla işbirliği yapan diğer silahlı örgütlerin üyeleri imha edildi veya Irak’a geri çekildiler.

Böylece teröristlerin işgaline son verildi ve Kürdistan bölgesi İran Silahlı Kuvvetlerinin hâkimiyeti altına girdi.

İlgili Sitenin Haberleri