Haber Detayı
Kadim topraklarda yerle gök arasında sanat
Aşağıyla yukarının, karanlıkla aydınlığın, gerçeklikle hayalin birbirine dokunduğu bir aralıkta doğan Gökzemin temalı 7. Mardin Bienali, bu yıl eski şehrin dışına da yayılarak bölgenin tarihsel ve duyusal dokusunu izleyicisine aktaracak.
Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comMardin’i çağdaş sanatın merkezlerinden birine dönüştürmek ve bölgeye sanatın dili üzerinden yeni yaklaşımlar kazandırmak amacıyla düzenlenen Mardin Bienali bu yıl 15 Mayıs- 21 Haziran arasında düzenlenecek. 15 yılı geride bırakan bienal, Peugeot ana sponsorluğundaki 7. edisyonuyla da, bölgede var olan sanatsal birikim ve üretimin görünürlüğüne katkıda bulunma hedefini taşıyor.
Bu yıl küratörlüğünü Türkiye ve Avrupa’daki müzelerle uzun yıllardır çalışan İstanbul Modern’in artistik direktörü Çelenk Bafra üstleniyor.
Danışma kurulunda ise Esra Aliçavuşoğlu, Fırat Arapoğlu, Mehmet Said Aydın, Evin Sevgi Baran ve Paolo Colombo var.Bu yılki tema gökzeminBienalin bu yılki kavramsal pusulası, kendiliğinden türeyen bir kelime ‘Gökzemin’den geliyor. “Aşağıyla yukarının, karanlıkla aydınlığın, gerçeklikle hayalin birbirine dokunduğu bir aralıkta doğdu” diyor Bafra bu kelime için.
Mardin’de ‘gök’, hayal gücü ve ütopyalarla örülüyken; ‘zemin’, karmaşık gerçekliklerin ağırlığını taşıyor.
Yukarı Mardin’in zamanlar ötesi ufku, Dara’nın antik katmanları ve Kızıltepe’nin güncel yaşamı arasında hareket eden bienal, maddi ile hayali, mitik olan ile gündelik olan arasındaki bağları sanatsal bir dille örmeyi amaçlıyor.
İlk kez 2005 yılında bir grup sanatçıyla Diyarbakır-Mardin hattına araştırmaya gelen Bafra, sonraki yıllarda da sanatçılar, bağımsız sanat kolektifleri ve sivil toplum oluşumlarıyla bağını hiç koparmadan şehirle ilişkisini hep korumuş. “Mardin’in esnafını, sanatçısını, sabahını ve akşamını, delilerini ve akıllılarını, havasını ve suyunu, havzasını ve florasını anlamaya çalıştım ve çalışıyorum.
Küratör olarak davet edildikten sonra kendime şu soruyu sordum; ‘bugünün dünyasında, bugünün Mardin’inde bütün bu ağırlıklar’karşıtlıklar/çelişkiler/ kırılmalar ve adaletsizlikler içinde hayal kurmak hala mümkün mü?
Mümkünse bu hayal gerçekliğin zemininden kopmadan nasıl kurulabilir?
Gökzemin, bu sorudan türeyen bir kelime.
Birbirine zıt gibi görünen iki kelimeyi bir araya getiriyorum.
Ama onları uzlaştırmaya, birleştirmeye, birbiri içinde kaynatmaya çalışmıyorum.” diyor.Gökzemin’in içinde barındırdığı ‘ikilik’ bienalin kavramsal rotasına da yansıyor.
Türkiye’nin batısı ve doğusundan birbirine karşıt görünen iki edebi yapıt, Aristophanes’in “Kuşlar” komedyası ve Ferîdüddîn Attâr’ın “Kuşlar Meclisi” olarak bilinen mesnevisi “Mantıku’t-Tayr” bu anlamda ilham kaynağı olmuş.
Her iki metin de kuşları yalnızca doğanın değil, arayışın, eleştirinin, direnişin ve dönüşümün simgeleri olarak sunuyor.
Aristophanes, insanların kuşlarla güç birliği yaparak bulutlarda ütopyacı bir şehir kurduğu satirik anlatısıyla iktidar ve ideal arasındaki gerilimi ironik bir dille görünür kılıyor.
Attâr ise kuşları yedi vadiden geçirdiği manevi bir yolculukta benlikten sıyrılmaya ve kolektif hakikate yönelmeye davet ediyor. 7.
Mardin Bienali, bu iki ilham kaynağını birlikte düşünerek özgürlük, hakikat ve yeni dünyaların nasıl tahayyül edilebileceğine dair bir düşünsel alan açmayı hedefliyor.Eski şehrin dışına çıkan sergilerMardin Bienali bu yıl ilk kez eski şehrin dışına çıkarak izleyiciyi bölgenin farklılıklarını keşfetmeye çağırıyor.
Şehrin doğası, mimarisi, tarihsel birikimi ve toplumsal dokusu, “Gökzemin”in kavramsal yönelimini olduğu kadar duyusal atmosferini de belirliyor.● Yukarı Mardin: Çok dinli ve dilli yapısıyla, kadim mimarisiyle ve geniş panoramasıyla bienalin gelenekselleşmiş merkezi.
Eski şehrin gökle yer arasında asılı duruyormuş hissi, bienalin düşünsel dünyasına eşlik eden bir metafora dönüşüyor.● Kızıltepe: Tarih boyunca ticaretin ve günlük yaşamın merkezi.
Kentsel hareketliliğin, toplumsal ilişkilerin ve politik gerilimlerin iç içe geçtiği bu canlı ortam, bienale eleştirel bir dinamizm kazandırıyor.● Dara Antik Kenti: Arkeolojik katmanları ve manevi atmosferiyle tarihî bir yankı alanı.
Yer ile gök arasında salınan Mezopotamya doğasını temsil ederek bienalin düşünsel ve duyusal keşiflerinin zeminini oluşturuyor.SANATIN 'ARTI'SIDisney in Concert: Around the World için geri sayım başladıDisney’in zamansız melodilerini dünyanın farklı kültürlerinden ilhamla sahneye taşıyan “Disney in Concert: Around the World”, Türkiye’deki ilk buluşması için geri sayıma geçti.
Sinfonia Pop Orkestrası ve Jordan Gudefin şefliğinde 16–17 Ocak 2026’da İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda gerçekleşecek bu özel konserle, izleyiciler büyüleyici bir müzikal yolculuğa tanıklık edecek.Nesilleri bir araya getiren unutulmaz hikayeleri ve belleklere kazınan melodileriyle Disney evreni, bu kez sahnede eşsiz bir atmosferle hayat bulmaya hazırlanıyor.
Küçük izleyicilerden Disney büyüsüyle büyümüş yetişkinlere, genç ebeveynlerden tüm ailelere uzanan bu özel deneyim, izleyicileri ortak bir masalda buluşturacak.
İngilizce ve Türkçe olarak gösterilecek etkinliğin biletleri Biletix.com, Mobilet.com ve Biletinial.com’da.Usta Ressam Mustafa Ata'nın "Askıda" sergisi Şile'deSanat yaşamında 60 yılı geride bırakan usta ressam Mustafa Ata’nın, Şile’deki yaşam ve üretim mekânı Anıt Atölye’de açılan “Askıda / Suspended” başlıklı koleksiyon sergisi, yoğun ilgi görmeye devam ediyor. 5 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak sergi, Mustafa Ata’nın yaşamına ve 60 yıla yaklaşan sanat yolculuğuna bir saygı duruşu niteliği taşıyor.Yaşamını uzun süredir Şile’nin doğal güzelliğiyle tanınan Meşrutiyet Mahallesi’nde sürdüren Mustafa Ata, sanatsal çalışmalarını burada kurduğu Anıt Atölye’den sanat dünyasıyla paylaşıyor.
Anıt Atölye’de koleksiyonerlerin katkılarıyla düzenlenen “Askıda / Suspended” başlıklı koleksiyon sergisi yalnızca sanatçının yapıtlarını değil; doğa, hayvanlar ve renklerle çevrili yaşam biçimini de izleyiciye açarak, sanat ve yaşamı iç içe deneyimleme olanağı sunuyor.Rengin ve sonsuzluğun ressamı Mustafa Ata’nın 2014’te başlayıp günümüze kadar süren “Askıda” adlı yapıt serisi, figür resminden yola çıkarak salt fırça hareketlerine dayalı soyut resimlere uzanan geniş bir süreci kapsıyor.
Sanatçının son dönem kâğıt işleri, aynı resimdeki davranışı gibi giderek soyutlaşan bir yapı taşıyor.
Sergi, Ata’nın üç boyutlu vitray eserlerini (Askıda Akışkan Bedenler) de ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü, sanatçının eşi Gönül Karakan Ata’nın üstlendiği serginin afiş, broşür ve davetiye gibi dijital tüm görsellerinin tasarımı Ahmet Öktem imzasını taşıyor. “Askıda / Suspended”, pazartesi ve çarşamba hariç her gün 12.00 – 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.