Haber Detayı

Düşünce kapsülü dünya sahnesinde
Dünya+ dunya.com
02/01/2026 00:00 (2 saat önce)

Düşünce kapsülü dünya sahnesinde

Koleksiyon, Koz Susani Design imzalı Minipod tasarımıyla endüstriyel tasarımın en prestijli ödüllerinden Compasso d’Oro’yu kazandı. “Duygusal zekâ” odaklı bu yeni nesil çalışma alanı, pandemi sonrası değişen çalışma kültürüne yeni bir yaşam dili öneriyor.

Minipod, endüstriyel ta­sarımın “Oscar”ı olarak anılan Compasso d’O­ro’yu kazanan ilk Türk tasarımı ol­du.

Minipod, yalnızca bir mobilya değil, pandemi sonrası dönemde şekillenen esnek çalışma kültürü­ne, mahremiyet ile etkileşim ara­sındaki dengeye ve bireyin odak­lanma ihtiyacına verilen bütüncül bir yanıt olarak öne çıkıyor.

Hey­kelsi formu, akustik yapısı ve “izo­le etmeden koruyan” yaklaşımıy­la Minipod, çalışma alanlarını ye­niden düşünmeye davet ediyor.

Ödüllü Minipod’un ortaya çıkış sürecini ve Koleksiyon’un gelece­ğe dair tasarım yaklaşımını Kolek­siyon marka ve tasarım direktörü Koray Malhan ve tasarımcısı Def­ne Koz ile konuştuk.KORAY MALHAN (Koleksiyon marka ve tasarım direktörü)Bu ödül, Koleksiyon’un ulus­lararası tasarım sahnesindeki konumunu nasıl etkiledi?

Compasso d’Oro, endüstriyel tasarımın hem “Nobel”i hem de “Oscar”ı olarak tanımlanan, dün­yanın en köklü ve saygın ödülle­rinden biri.

Minipod ile bu ödülü kazanan ilk Türk markası olmak, Türkiye’nin küresel tasarım çev­resi içindeki yerinin ne kadar güç­lü olabileceğini kanıtlıyor.

Bu ödül, bizim için evrensel bir vizyonun tescili niteliğinde.Minipod’un bir mobilyanın ötesinde, “yeni nesil çalışma yuvası” olarak konumlandı­rılmasının ardındaki stratejik düşünce neydi?

Stratejimiz, pandemi sonrası değişen ihtiyaçlara bütünsel bir yanıt vermekti.

Geleneksel ma­sa-sandalye düzeninin ötesine ge­çerek, bireyin her mekânda ken­dine ait, korunaklı bir alan yarata­bilmesini istedik.

Bu yüzden ona sadece bir koltuk değil, bir “düşün­ce kapsülü” veya “çalışma yuvası” diyoruz.Koleksiyon’un Türkiye’nin küresel tasarım çevresinde­ki görünürlüğüne katkısı siz­ce bundan sonra nasıl bir ivme kazanacak?

Bu ödül, Türk tasarımının kü­resel arenadaki potansiyelini so­mutlaştırdı.

Koz Susani Design iş birliğiyle gelen bu başarı, uluslara­rası platformlarda daha güçlü bir oyuncu olacağımızın ve kültürel bağlam üreten bir tasarım platfor­mu olarak etkimizin artacağının göstergesidir.Bir ürünün hem estetik hem duygusal hem teknik hem de kültürel bir karşılığı olması gerektiğini düşünüyor musu­nuz?

Minipod bu tanımın nere­sinde duruyor?

Kesinlikle.

Minipod tam da bu tanımın merkezinde.

Malzemele­rin ötesinde ona “duygusal zekâ­sı” olan bir ürün diyoruz.

Çünkü kullanıcısını anlıyor; onu hareke­te, yerleşmeye ve odaklanmaya da­vet ediyor.DEFNE KOZ (Tasarımcı, Koz Susani Design Kurucu Ortağı)Minipod’un tasarım fikri ilk nasıl ortaya çıktı?

Çıkış noktamız, modern çalışa­nın mahremiyet ile etkileşim ara­sındaki hassas denge arayışıydı.

Özellikle pandemi sonrası değişen çalışma biçimlerine bütünsel bir yanıt vermek istedik.Filozofların kullandığı “dü­şünme kapsüllerinden” ilham aldınız.

Bu, çağdaş bir mobilya­ya nasıl dönüştü?

Yüzyıllar önce filozofların kul­landığı o düşünce alanlarını, bugü­nün teknolojisi ve ergonomisiyle birleştirerek çağımıza taşıdık.

Mi­nipod, bireyin kendine ait, koru­naklı bir “düşünce kapsülü” oluş­turmasına olanak tanıyan modern bir yorumdur.Minipod’un heykelsi formu ile fonksiyonel gereklilikleri nasıl bir araya getirdiniz?

Kullanıcıyı sarmalayan heykel­si bir form tasarladık ancak bunu işlevsellikle doldurduk.

Çelik sırtı kumaş döşemelerle kaplayarak gö­rüntüyü yumuşattık ve içine ener­ji çözümleri ile ergonomik ayarları gizledik.Ayakta veya oturarak çalış­maya izin veren yapının, günü­müz ergonomi anlayışı açısın­dan taşıdığı önem nedir?

Günümüzde çalışma tek bir po­zisyonda gerçekleşmiyor.

Mini­pod’un ayarlanabilir yüksekliği, kullanıcıya esneklik sunarak hem oturarak hem de ayakta çalışma olanağı tanıyor; bu da sağlıklı bir çalışma ritüeli için kritik önemde.Minipod’un kazandığı Com­passo d’Oro ödülü sizin için ne ifade ediyor?

Bu ödül, tasarımın insan dene­yimini dönüştürme gücüne dair inancımızın bir teyidi.

Ayrıca “Ha­yatlarımız için Geleceğin Toplu­munu Tasarlamak” temasıyla ör­tüşen bir iş çıkarmış olmak bizim için büyük gurur.Minipod'u bir mobilyadan çok bir yaşam nesnesi olarak tanımlıyorsunuz.

Bunu müm­kün kılan unsurlar neler?

Onu bir yaşam nesnesi yapan şey; yaşamın içindeki konsantras­yon, mahremiyet ve esneklik gibi temel insani ihtiyaçlara yanıt ver­mesi.

Sadece üzerinde oturulan bir eşya değil, yaşamın sahnesini ku­ran bir parça olması.

İlgili Sitenin Haberleri