Haber Detayı

AB-MERCOSUR Anlaşması: Avrupa’nın ticareti çeşitlendirme arayışı ve çiftçilerin isyanı
Ali rıza taşdelen aydinlik.com.tr
18/01/2026 22:39 (1 saat önce)

AB-MERCOSUR Anlaşması: Avrupa’nın ticareti çeşitlendirme arayışı ve çiftçilerin isyanı

Avrupa Birliği’nin (AB), üye ülkelerin ulusal egemenliklerini yok eden bir “Birlik” olduğu çok konuşuldu, çok yazıldı.

Avrupa Birliği’nin (AB), üye ülkelerin ulusal egemenliklerini yok eden bir “Birlik” olduğu çok konuşuldu, çok yazıldı.

Öyle ki birçok konuda özellikle ekonomik ve ticari konularında üye ülkeler yerine Avrupa Komisyonu karar veriyor.

Milliyetçi partilerin “Brüksel diktatörlüğü” diye nitelendirdikleri yapı (özellikle Komisyon) üye ülkelerinin yönetimlerini ve halklarını yok sayıyor.

Aldığı kararlar giderek daha çok tepki topluyor.

Bu hafta böyle bir karara imza atıldı. 9 Ocak 2026'da Avrupa Birliği üye devletleri Fransa, Polonya, Avusturya, Macaristan ve İrlanda'nın sert muhalefetine rağmen Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’ın oluşturduğu Güneyin Ticaret Örgütü MERCOSUR ile ticari ortaklık anlaşması nitelikli çoğunluk ile kabul edildi.

Başta Fransa olmak üzere 5 AB ülkesinin karşı çıkması anlaşmayı önleyemedi.

Çünkü oylama oybirliği ile değil nitelikli çoğunluk ilkesine göre yapıldı.

AB nüfusunun yüzde 35’ine sahip en az 4 ülkenin karşı oylarıyla önlenebilirdi ama 5 karşı ülkenin toplam nüfusu buna yetmedi.

BRÜKSEL’İN OYUNU Komisyon Başkanı Von der Leyen üye ülkelerin liderlerinden oluşan Konsey’in kararlarını hiçe sayarak anlaşmayı ikiye böldü ve Komisyonun yetkisinde olan “ticari” bölümü oy birliği ve ülke parlamentolarının onayına gerek kalmaksızın nitelikli çoğunlukla onayladı.

Avrupa Parlamentosunun Milliyetçi gruplarının, MERCOSUR ile ortaklık anlaşmasının feshi ile ilgili verdiği önergede belirtildiği gibi “1999 yılında Konsey, Komisyon'a MERCOSUR ile bir ortaklık anlaşması müzakere etme görevi verdi.

Müzakere direktifine göre, anlaşma “tek bir anlaşma oluşturacak [...] siyasi ve ekonomik bir ortaklık anlaşması” olacaktı. 22 Mayıs 2018 tarihli kararında Konsey, bu anlaşmanın “karma” olmaya devam edeceğini ve “ticaret anlaşmalarının bölünmesine ilişkin kararın Konsey'e ait olduğunu” yeniden teyit etti.

Ama komisyon buna uymadı.

Ancak anlaşmanın, bir de Avrupa Parlamentosu'nda da oylanması gerekiyor.

Birçok hükümet ve Avrupa Parlamentosu üyesi, anlaşmanın tamamen reddedilmesini veya çok daha sıkı garantiler verilmesini talep eden tarım sektörünün baskısı altında.

Ama Parlamentoda Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar anlaşmadan yana oldukları için Milliyetçilerin ve Sol grubun oylarının anlaşmayı engelleme çoğunluğu yok.

ÇİFTÇİLER ENDİŞELİ: MERCOSUR TARIMIMIZI ÖLDÜRECEK Son bir aydır Avrupa sokaklarında traktörler var.

Son iki haftada neredeyse tüm başkentlere yayılan eylemlerde barikatlar kuruldu, yollar bloke edildi, limanlar işgal edildi.

Avrupa’nın dört bir yanındaki çiftçiler, AB ile MERCOSUR arasındaki serbest ticaret anlaşmasına karşı seslerini yükseltiyor.

İrlanda'dan İtalya'ya, Fransa, Polonya ve Belçika'ya kadar, kış koşulları ve yetkililerin müdahaleleriyle bazı eylemler hafiflese de protestolar hafta boyunca devam etti.

Protestoların merkezinde ortak bir endişe var: Avrupa pazarının Güney Amerika'dan gelen tarım ürünlerine, özellikle de daha düşük fiyatlı ve “daha az katı sağlık ve çevre standartlarına göre üretildiği” iddia edilen sığır etine, kümes hayvanlarına ve birçok tarım ürünlerine daha fazla açılması.

Çiftçiler, birçok işletmenin zaten kârlılığını korumakta zorlanırken, fiyatlar üzerinde ek baskı oluşmasından korkuyor.

AB-MERCOSUR ORTAKLIK ANLAŞMASI AB ile MERCOSUR arasında 25 yıl devam eden müzakerelerden sonra Aralık 2024'te bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Ama bazı üye ülkelerin çekinceleri vardı ve bu nedenle ek bir protokol eklenmesi gerekti.

Eylül 2025'te Avrupa Komisyonu anlaşma taslağını onayladı. 9 Ocak 2026'da Avrupa ülkeleri nitelikli çoğunlukla anlaşmanın imzalanmasına yeşil ışık yaktı.

Başta Almanya olmak üzere bu anlaşmaya onay veren ülkeler, Çin rekabeti ve ABD'nin uyguladığı gümrük vergileri nedeniyle zayıflayan Avrupa ekonomisinin canlanacağı düşüncesinde.

Bu anlaşma, büyük şirketlerin ve tekellerin talep ettiği 700 milyondan fazla tüketiciden oluşan bir serbest ticaret bölgesi yaratacaktır.

Karşı çıkanlar ise, anlaşmanın, MERCOSUR ve Avrupa Birliği arasında haksız rekabete yol açacağını, gümrük vergilerinin %90'ından fazlasının kademeli olarak ortadan kalkmasıyla belirli kotalar temelinde birçok Güney Amerika ürününün Avrupa'ya ithal edilmesini sağlayacağı endişesine sahipler.

Örneğin yılda 99 bin ton sığır eti tercihli bir oranla (%7,5), 60 bin ton pirinç ve 45 bin ton bal gümrük vergisi engeli olmaksızın Avrupa'ya girebileceği ifade edilmekte.

Diğer yandan, MERCOSUR'un gümrük vergileri de otomobiller, makineler, giysiler, şaraplar, taze meyveler veya çikolatalar gibi Avrupa ürünleri üzerinde kademeli olarak kaldırılacak.

Yani karşılıklı serbest ticareti öngören bir anlaşma.

Bu yazıyı hazırladığımızda AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen 17 Ocak'ta MERCOSUR temsilcileriyle anlaşmayı imzalamak için Paraguay’a gitti.

LATİN AMERİKA’YA ÖNYARGILI BAKIŞ Avrasyacı analizleriyle bilinen Pierre Duval, observateur-continental.fr sitesinde “MERCOSUR anlaşması, Fransa'ya karşı bir darbe” başlıklı yazısında, “MERCOSUR anlaşması, Fransız tarımının sonunu getiriyor” diyerek, Avrupa konularında referans site olarak gösterilen  “Toute l'Europe” sitesinin “Çiftçiler için, bu Güney Amerika ürünleri, rekabeti zorlayan fiyatlarla Avrupa pazarına girecek” dediğini yazıyor.

Duval, “Fransız çiftçiler için, Avrupa'nın çevre ve sosyal standartları MERCOSUR ülkelerinde uygulananlardan çok daha katıdır, bu nedenle Fransız ve Avrupa tarımı, antibiyotikle beslenen tavuklar, atrazinle işlenmiş mısır veya ormansızlaşmaya neden olan sığır eti gibi ürünlerin haksız rekabetine uzun süre dayanamayacaktır” diyor.

Ve devam ediyor: “Kasım 2024'te yayınlanan bir notta, Hayvancılık Enstitüsü (Idele) örneğin MERCOSUR'daki sığır eti çiftliklerinin üretim maliyetlerinin Avrupa'daki çiftliklere göre ortalama %40, Brezilya'daki çiftliklere göre ise %60 daha düşük olduğunu tahmin ediyordu” diye örnek veriyor.

MERCOSUR ülkelerinde tarım ve gıda ürünlerinin maliyetinin Avrupa’ya göre daha düşük olduğu bir gerçek.

Bu açıdan Avrupalı çiftçilerin rekabet sorunu olacağı ve zarar görecekleri de ortada.

Diğer taraftan, MERCOSUR ülkelerinde uygulanan tarım yöntemlerinin homojen biçimde düşük standartlı olduğunun iddia edilmesi, ne kadar nesnel verilerle dayanmaktadır sorusu ortadadır.

Avrupalı genelleyici bir yaklaşımla ön yargılı davranmaktadır.

Ayrıca Avrupa tarımının rekabet gücündeki zayıflamanın yalnızca dış rekabete bağlanması, verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm ve ortak tarım politikalarının yapısal sorunları gibi iç dinamikleri göz ardı edilmektedir.

HÜKÜMETE GENSORU ÖNERGESİ ABD’nin Venezuela saldırısı ve Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasına Macron’un destek vermesi ve MERCOSUR anlaşmasını önleyememesi nedeniyle, Boyun Eğmeyen Fransa Meclis Grup Başkan Vekili Mathilde Panot,  Lecornu hükümetine karşı bir güvensizlik önergesi (gensoru) sundu.

Önergeyi imzalayanlar “Fransa Brüksel'de olduğu kadar Washington'da da aşağılanmıştır”; “ABD'nin Venezuela'ya karşı yürüttüğü yasadışı ve gayri meşru savaşı kınayamıyor” ve bu da “en güçlü olanın kanunlarının yaygınlaşmasına yol açıyor ve bunun sonuçları ölçülemez” diyorlar.

Partinin Lideri Jean-Luc Mélenchon da X’te yaptığı açıklamada çiftçilerin eylemlerine destek verdi: “Avrupa Birliği, MERCOSUR ile anlaşmayı imzalamaya karar verdi.

Bu, çiftçiler ve kıtamızın halkları için büyük bir başarısızlık.

Bir imza ile tüm sağlık önlemleri ortadan kalktı.

Güney Amerika'dan gelen milyonlarca ton tarım ürünü Avrupa'ya akacak ve ülkelerimizin çiftçilerini yutacak.

Fransa bunu engelleyemedi.

Çiftçi sendikası (FNSEA), Sosyalist Parti ve sağ hükümetler 20 yıldır bunu görmezden geldi.

Artık her şey kaybedildi.

İtaatsizlik, direnişin tek alternatifi olmaya devam ediyor” diye yazdı.

TİCARETİ ÇEŞİTLENDİRME ARAYIŞLARI Avrupalılar içine düştükleri derin ekonomik krizden kurtulmanın yollarını arıyor.

Ukrayna savaşının devamını isteyerek bu bahane ile silah sanayini güçlendirerek ekonomisini canlandırmak istiyor.

Diğer taraftan, Çin ile rekabet etme gücünü yitiren ve ABD’nin gümrük tarifeleri altında ezilen AB ülkeleri ticaretini çeşitlendirme gayreti içinde.

Bunun için Latin Amerika’ya ve Asya’ya yöneliyor. 25 yıldır zaten MERCOSUR ülkeleriyle ticaretleri var.

Ama bu anlaşma ile karşılıklı olarak gümrükleri kaldırmayı ve ticareti genişletmeyi hedefliyorlar.

Macron anlaşmaya karşı olmasının nedeni Avrupa’nın en güçlü tarım ülkesi olması ve çiftçilerin yoğun baskısı altında kalmasından kaynaklanmakta.

Anlaşmayı destekleyenlerin başını çeken Almanya Başbakanı Merz ise kriz içindeki otomotiv ve kimya sanayisi için kolay bir şekilde Latin Amerika pazarına açılmak istiyor.

AB, ticaretlerini çeşitlendirme anlayışı ile Hindistan ile de bir serbest ticaret anlaşması yapma peşinde.

Bu hafta Almanya Başbakanı Hindistan’da bu arayışını sürdürdü.

MERCOSUR, LATİN AMERİKA’DA ABD’NİN KÜRESELLEŞME SALDIRINA KARŞI DOĞDU MERCOSUR’un nasıl ortaya çıktığını anlamak için, Amerika kıtasındaki ekonomik bütünleşme sürecine bir göz atmak gerekir.

Bu süreç aynı zamanda emperyalizmin küreselleşme saldırısına ve Latin Amerika’da bu saldırıya karşı mücadelenin tarihidir. 1990’lı yıllar, ABD emperyalizminin ulusal devletleri tasfiye etmeye yönelik olarak IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası örgütler aracılığıyla dayattığı neoliberal politikaların hız kazandığı yıllar oldu.

Para ve mallar ulusal sınırları aşarak tüm dünyada serbestçe dolaşacak, uluslararası tekeller üretimlerini iş gücünün ucuz ve örgütsüz olduğu ülkelere kaydıracak, KİT’ler özelleştirilecek, sosyal politikalar terk edilecek, devletlerin ekonomik politikaları sermayenin istekleri doğrultusunda oluşturulacak ve iç pazar daraltılarak ulusal ekonomiler çökertilecekti. 1990’lı yıllarda Amerika kıtasında ekonomik bütünleşme arayışları iki ayrı blokta odaklaştı.

Birincisi ABD emperyalizminin başını çektiği Kanada ve Meksika ile “Kuzey Amerika Serbest Ticaret Sözleşmesi” (NAFTA- North American Free Trade Agreement), ikincisi Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’ın oluşturduğu “Güney’in Ortak Pazarı” MERCOSUR.

ABD bölgedeki hegemonyasını güçlendirmek için NAFTA’yı genişleterek tüm Latin Amerika ve Karayipleri bir Serbest Ticaret Bölgesine dönüştürmek istiyordu.

Bunun için Amerika Serbest Ticaret Bölgesi Anlaşmasını (FTAA) gündeme getirdi. 2002’de Brezilya Devlet Başkanlığına seçilen Lula da Silva ile ivme kazanan MERCOSUR, 2005’de Hugo Chavez’le birlikte 4.

Amerika Zirvesi’nde FTAA’yı daha doğmadan bitirdiler.

GÜNEY’İN ORTAK PAZARI MERCOSUR MERCOSUR Güneyin Ortak Pazarı olarak ABD emperyalizminin dayatmalarına karşı 1991 yılında Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay tarafından kuruldu.

Üye ülkeler arasında serbest mal ve hizmet dolaşımını sağlamak, makro ekonomik politikaları koordine etmek,  ortak bir dış tarife oluşturmak ve bunu sağlayacak yasaları uyumlu hale getirmek amacındaki MERCOSUR aynı zamanda FTAA’ya karşı Latin Amerika ülkelerinin ulusal çıkarlarını savunmak için örgütlü bir çıkışın ifadesidir.

Hugo Chavez döneminde 2006 yılında MERCOSUR’a giren Venezuela’nın üyeliği 2 Aralık 2016 tarihinde askıya alındı.

Bu karar, bölgede Atlantikçi liderlerin iktidara gelmesi, özellikle Arjantin'de Mauricio Macri ve Brezilya'da Michel Temer'in seçilmesi üzerine alındı.

Güney Amerika'nın GSYİH'sinin %80'inden fazlasını temsil eden MERCOSUR, Çin ve Asya-Pasifik bölgesindeki 14 ülke ile Asya'daki Kapsamlı Bölgesel Ekonomik Ortaklık (RCEP), ABD, Kanada ve Meksika ile NAFTA ve Avrupa Birliği (AB) ardından dünyanın dördüncü büyük serbest ticaret bloğudur.

MERCOSUR’un kurucu ülkesi Brezilya’nın bugün Yeni Dünya’nın en güçlü ekonomik ve siyasi birliği BRICS’in kurucu üyesi olduğunu da hatırlatmalıyım.

İlgili Sitenin Haberleri