Haber Detayı

Korkusuzluk ve nörolojik beyin
Sağlık aydinlik.com.tr
19/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Korkusuzluk ve nörolojik beyin

Beynin bir bölümünü oluşturan amigdalanın uyarılması kan basıncımızı artırır, kalp atışlarımızı hızlandırır, kan şekerimizi yükseltir ve güvensizlik duygusu yaratır. Bunların hiçbiri sağlığımız ve refahımız için iyi değildir. Eylemler amigdala tarafından kontrol edildiğinde, kontrolü kaybederiz.

Nautilus dergisi, 3 Ağustos 2016’da JB Mackinnon’ın yazdığı ve Jimmy Chin’in çektiği, Alex Honnold’u gösteren yürek hoplatan fotoğrafların yer aldığı ‘Sinirbilim’ başlıklı bir makale yayımladı.

Mackinnon, şöyle diyor: “Bu makale beni çocukluğuma, babamın bizi Hint Sirki’ne götürdüğü ve sirk sanatçılarının sergilediği tehlikeli gösterilerin benim için birer kâbus olduğu günlere götürdü.

Tehlikeli bir düşüşü, desteksiz bir salıncağı ve hatta oldukça yüksekte duran bir ipte yürümeyi izlemek benim için dayanılmazdı.” Aynı deneyimi, çocukluğumda ben de yaşadım… İZLEMEK BİLE BAŞ DÖNDÜRÜRKEN… Alex, serbest el tırmanışı yapan bir solo dağcıdır.

Grup tırmanışçılarından farklı olarak, Alex dik kayalara herhangi bir ek donanım veya ip kullanmadan, serbest el tırmanışı yapmayı tercih eder.

Grup tırmanışçıları riski en aza indirirken, Alex tam tersini yapar.

Mackinnon makalesinde şöyle yazıyor: “Yaklaşık 15 metrenin üzerinde herhangi bir düşüş muhtemelen ölümcül olur.

Bazı tırmanış rotalarının en zor kısımlarında, parmakların kaya ile teması, çoğu insanın telefonlarının dokunmatik ekranlarıyla temasından daha fazla değildir, ayak parmakları sakız çubukları kadar ince kenarlara basar.

Honnold’un tırmanış videosunu izlemek bile çoğu insanda bir dereceye kadar baş dönmesi, kalp çarpıntısı veya mide bulantısına neden olur ve bu da izleyebildikleri taktirde geçerlidir.

Honnold bile kendini filmde izlerken avuç içlerinin terlediğini söylemiştir.” ‘HAYATTA KALMA’NIN TAM TERSİ Alex’in hayata yaklaşımı ve korkusuzca, özgürce yaşama biçimi, benlik algısını ve hayata bakışını da şekillendirdi.

Bu, kelimenin tam anlamıyla gelişmek, yani hayatta kalmanın tam tersidir.

Bu gerçekten de tarz dolu bir yaşamdır.

Alex Honnold gibi aşırı heyecan arayan biri, tehlikenin sınırlarını aşan deneyimlerden korkmaz.

Ancak bu aşırı heyecan arama davranışı, sınırsız içki içme, kumar oynama vb. gibi heyecan arama davranışına sahip insanlarda yaygın olarak görülenlerden farklıdır.

Alex, zihnin ve bedenin tepkilerini sıkı bir şekilde düzenleyebilirken, bu durum daha sonraki vakalarda böyle olmayabilir.

Tarama görüntüleri, Honnold’un beynini (solda) benzer yaştaki bir kaya tırmanışçısının (sağda) beyniyle karşılaştırıyor.

Çapraz işaretler, korku oluşturmada rol oynayan bir grup çekirdek olan amigdalayı gösteriyor.

Her iki tırmanışçı da aynı uyarıcı görüntülere bakarken, kontrol deneğinin amigdalası çok çalışıyor, Honnold’unki ise hiçbir aktivite göstermeden hareketsiz kalıyor.

ÖN BEYİN PES ETTİĞİNDE… Ön beyin tamamen pes ettiğinde ve eylemlerimiz tamamen amigdala tarafından kontrol edildiğinde, eylemlerimizin kontrolünü kaybederiz ve eylem sonrası senaryo pişmanlık ve eylemi geri alma isteğine yol açabilir.

Amigdala, ilkel beyin olarak da bilinir çünkü beynimizin bu şekilde ele geçirilmesi, ilkel insanların tehlikelerle veya yaşamı tehdit eden durumlarla mücadele etmesine yardımcı olmuştur.

Bununla birlikte, insan evrimi ve toplumun büyümesi boyunca, bu tür ölüm kalım durumları çok daha az meydana gelmektedir ve daha iyi bir yaşam için amigdaladan ziyade ön beyin korteksini daha fazla çalıştırmamız gerekir.

Amigdalanın ön beyin korteksi tarafından daha iyi kontrol edilmesi gerekir.

Ön beyin korteksi ve amigdalanın bağlantısının kopması, büyük bir yıkıma ve strese neden olabilir.

Amigdala sendromu, strese tepki olarak amigdalanın kontrolü ele geçirmesi ve ön lobları tamamen devre dışı bırakması durumunda ortaya çıkar.

Bu, amigdalanın rasyonel tepkimizi devre dışı bıraktığı ve otomatik pilot modunda bir ‘savaş ya da kaç’ tepkisini etkinleştirdiği anlamına gelir.

AMİGDALASINI TAMAMEN KONTROL EDİYOR Alex Honnold, amigdalasını tamamen kontrol ediyor ve ön beyin lobu o kadar iyi eğitilmiş ve aktif ki, hiçbir savaş ya da kaç tepkisine izin vermiyor.

Bizim de ön beyin lobumuzun amigdala üzerindeki üstünlüğünü geliştirmemiz mümkün mü?

Cevap evet!

Bu da, refahımız ve mutluluğumuz için çıkarılacak derslerin de bulunduğu yer.

Amigdala uyarımı kan basıncımızı artırır, kalp atışlarımızı hızlandırır, kan şekerimizi yükseltir ve güvensizlik duygusu yaratır.

Bunların hiçbiri sağlığımız ve refahımız için iyi değildir.

Bilinçaltı eğitimi beynin us, dışa vurum, imgelem yeteneklerini artırdıkça, her türlü uyaran ussal tepkilerle değerlendirilebilir.

İnsanın kendini onaylamasını artırır.

Amigdala bademe benzer, duyguları denetler Amigdala (Latince: corpus amygdaloideum) beynin medial temporal lobunun derinlerinde yerleşen nöronların oluşturduğu badem şeklindeki beyin bölümü.

Amigdala terimi ilk olarak 1822’de Karl Friedrich Burdach tarafından kullanılmıştır.

Duygusal hafıza ve duygusal tepkilerin oluşmasındaki birincil role sahip bölge.

Limbik sistemin bir parçasıdır.

Başta korku olmak üzere, duyguların denetiminden sorumlu olan amigdala; sempatik sinir sisteminin aktivasyonu için hipotalamusu, refleksleri artırmak, yüzde korku ifadesinin oluşması için uyarır.

Ayrıca dopamin, noradrenalin ve adrenalin salgılanması için çeşitli uyaranlar yollar.

Amigdala, duygusal olaylarla ilgili hafızanın oluşumunda ve depolanmasında önemli rol oynar.

Ayrıca korku hafızasının oluşmasında da rol oynar.

Korku filmleri izleyen bireylerde izleme esnasında amigdala aktivasyonu gözlemlenmektedir.

Korkuya bağlı koşullanmada uyarılar amigdalaya, özellikle de lateral nukleusa gelir ve burada uyarana ait anılarla ilişki kurulur.

Cinsel tepki sırasında amigdalanın aktif olduğu görülmektedir.

AGRESİFLİK, ŞİZOFRENİ, SALDIRGANLIK… Sağ amigdala bozukluklarının sosyal faaliyet yeteneklerini etkilediği düşünülmektedir.

Toplum korkusu olan hastalarda amigdala aktivitesi artmıştır.

Şizofreni hastalarında da sağ amigdalanın sola göre daha büyük olduğu saptanmıştır.

Riskli şans oyunu girişimlerinde amigdalanın aktive olduğu gözlemlenmiştir.

Amigdala hacminin insanların kişilik özelliklerinden agresiflikle bağlantılı olanlarını belirlediği düşünülmektedir.

Yirmi sağlıklı kadınla yapılan bir deneyde amigdala hacmi ve saldırganlık arasındaki ilişki incelenmiştir.

Deneyin sonunda amigdala hacminin küçülmesi ve saldırganlığın artışı arasında bir ilişki gözlemlenmiştir.

Yapılan araştırmalar sonucunda agresiflik kontrolünün, amigdalanın bölgeleri arasında farklılık gösterdiği bulunmuştur.

FARKLI BÖLGELERDE DEĞİŞİKLİK FARKLI SONUÇLARA YOL AÇIYOR Kemirgenlerle yapılan bir deneyde farklı amigdala bölgelerinde yapılan değişikliklerin farklı sonuçlara yol açtığı görülmüştür.

Amigdalada yapılan değişikliklerin kemirgenlerin cinsel fonksiyonlarını etkilediği gözlemlenmiştir.

Rheseus maymunlarıyla yapılan bir araştırmada amigdalalarda yapılan değişikliklerin sadece saldırganlığı değil aynı zamanda sosyal davranışları da etkilediği görülmüştür.

Rekabet kaynaklı saldırganlık medial amigdala, yırtıcı saldırganlık  amigdala tarafından kontrol edilmektedir.

Agresif tavrın ön beyin amigdala üzerindeki inhibe edici durumu ortadan kaldırmasıyla oluştuğu düşünülmektedir.

Sıçanlarla yapılan bir deneyde  amigdalada yapılan değişikliklerin sıçanların avlanma davranışlarını azalttığı gözlemlenmiştir.

Amigdalanın aktive olması ile duygu yoksunluğu, savunmasız hedeflere saldırmak gibi anormal durumların ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Bu konuyu daha iyi anlamak için beyin çalışmalarına bir göz atmak gerekir, o zaman görülüyor ki ön beyin ve duygusal beyin arasında deneyimle kazanılacak bir bağ vardır.

İlgili Sitenin Haberleri